Anket: Şu anda kullandığınız telefonu kaç liraya aldınız?

Calibro anketinin sonuçları

Mobil Yazılar'da çeşitli anketler yaparak sizlerin görüşlerini almayı seviyorum. Calibro e-kitap okuyucuların fiyatları yükselmeden önce Mobil Yazılar'da Calibro ile ilgili de küçük bir anket yapmıştım. Bu ankette "Calibro e-kitap okuyucusu hakkında ne düşünüyorsunuz?" diye sordum.


"Beğendim, satın aldım bile" cevabını veren 52,
"Beğendim, almayı düşünüyorum" cevabını veren 30,
"Beğendim, ama almayacağım" cevabını veren 10,
"E-kitap okuyucuya ihtiyaç duymuyorum" cevabını veren 1,
"Beğenmedim" cevabını veren 6,
"Hiç duymadım" cevabını veren, yine 6 kişi oldu.

Beğendim diyenler ağırlıkta gözüküyor (toplamda %86), ancak bu anketin çoğunlukla Calibro incelemesi ve ipuçları için Mobil Yazılar'a gelen okurlar tarafından doldurulduğunu unutmayın. Bu durum anket sonuçlarının belirli bir yönde kaymasına sebep olacaktır.

Yeni anketimde de "Şu anda kullandığınız telefonu kaç liraya aldınız?" sorusunu soruyorum. Şu anda 1000TL altı fiyata sahip telefonlar önde gidiyor, bakalım bu anket nasıl sonuçlanacak. Siz de ankette oy kullanmak isterseniz, anketi sayfanın üst tarafında bulabilirsiniz.

Asıl hasar ambalajda değil, markada!

Sıfır diye satılan bir ürünü satın aldığınızda ambalajın yarısı yırtık çıkarsa ne yaparsınız? iPad mini için aldığım klavye, aynen şöyle bir pakette geldi:


Şaşırmadım ama, "Electro World'ü satın alan marka"nın bu yaptığına üzüldüm. Şaşırmadım, çünkü bana gönderdikleri paketi daha önce görmüştüm! Nerede mi? Mağazalarından birinde. Bu ürünün indirime girdiğini görünce daha önceden mağazada aramış, bir köşeye saklanmış iki paketini bulmuştum. Ancak paketlerin ikisi de yırtıktı, dolayısıyla satın almadım. Aynı ürüne internet sitelerinden baktığımda, "Stokta var" ibaresini gördüm.


Ürün stokta vardı, ama web sitesinin hiç bir yerinde ürünün ambalajının hasarlı olduğu ya da teşhir ürünü olduğu yazmıyordu. Buna (ve markalarına!) güvenerek internet üzerinden siparişimi verdim. Doğal olarak, ambalajında sorun olmayan bir ürün göndermelerini bekliyordum. Sağolsunlar, kargo takip numarasını bile girmemişler, Kendilerine site üzerinden "Kargom nerede?" diye sorduğumda öğrenebildim numarayı. Kargo şirketinin sitesinden numarayı sorgulatınca ne gördüm? Aynı şehir içerisinde kargolamışlar ama, kargo iki gündür şubede bekliyormuş.


Kargomu gidip aldım. Kargo poşetinden mağazada gördüğüm yırtık paketlerden biri çıktı. Üründe hasar yok ama, marka algısında hasar var, bu çok daha önemli. Sitede "paket yırtık" diye belirtilmediği halde, "Yahu müşteriye bu ambalajı nasıl göndeririz, ayıp olmaz mı?" diye sorgulamayan bir marka. Bu ürünü garanti kapsamında bu paketle geri göndersem kabul ederler mi? Sahte para verip de verdiği parayı geri almayan bankamatikler gibi yaparlar herhalde.


Bu arada, birkaç kilometrelik mesafedeki mağazadan gelen yırtık paketli ürün için 6 lira da "lojistik bedeli" verdim. Bilseydim mağazadan alırdım zaten!

Logitech Ultra İnce iPad Mini Klavyesi'nin incelemesi yakında Mobil Yazılar'da olacak inşallah. Sorunsuz alışverişler dilerim.

Bimeks İnternet Sitesinde Logitech Ultrathin Klavye:
Logitech Ultrathin Keyboard Cover for iPad Mini

Steam'de indirimli oyunlar: Tomb Raider, Deus Ex, Thief, Hitman, Just Cause ve diğerleri

Korsan oyun almak için pek fazla bahane kalmamış olsa gerek. Steam'de bu haftasonu Square Enix oyunlarında ciddi indirimler var. Tomb Raider 7 TL, Tomb Raider serisinin gelmiş geçmiş tüm oyunlarını almak isterseniz, 23 TL. Deus Ex koleksiyonu 11, Thief koleksiyonu 16 TL. Hitman koleksiyonu 12 TL, Just Cause 1 ve 2 birlikte, 6 TL.


Bu kadar oyunun bu fiyatlara teknoloji marketlerinde bulunacağını zannetmiyorum. Korsan alsanız daha pahalıya gelir! Listede daha onlarca oyun var: Final Fantasy, Sleeping Dogs, Quantum Conundrum, Dungeon Siege... Hatta 48 liraya 34 oyundan oluşan Eidos Antholgy'yi bile alabiliyorsunuz. Kaçırmayın derim.

Samsung Galaxy A5

Samsung Galaxy A5, Samsung'un yeni tasarım trendini takip eden, nispeten uygun fiyatlı bir akıllı telefon. Ekran büyüklüğü, kamera çözünürlüğü, RAM de depolama alanı miktarı yeterli. MicroSD kart takılabiliyor olması da ayrı bir güzellik. Eksi hanesine ise bataryasının değiştilemiyor olması yazılabilir. Bir de, işlemcisi "flagship işlemcisi" değil. Ama flagship rolü başka modellerde zaten.


Samsung Galaxy A5, fiyatı düştüğünde alınabilecek hoş telefonlardan biri. Fiyatı düştüğünde diyorum, çünkü Galaxy A5'in fiyatı şu anda piyasadaki telefonlara kıyasla biraz pahalı. "Son çıkan modelden olsun, şık gözüksün" diye bir takıntınız yoksa, Galaxy S4 de işinizi görebilir, fazlasıyla. 300 TL'niz de cebinizde kalır.

Samsung Galaxy A5
Cihaz tipi Dokunmatik ekranlı akıllı telefon.
İşletim Sistemi Android 4.4.4 KitKat
İşlemci Dört çekirdekli S410 1.2 GHz Cortex-A53.
Ekran Super AMOLED, 5 inç, 720 x 1280, 294 ppi, Gorilla Glass 4
Kamera 13 MP arka, 5 MP ön kamera.
RAM 2GB
Depolama Alanı 16GB
Genişleme yuvası MicroSD, 64GB'a kadar.
Batarya 2300 mAh, kullanıcı tarafından değiştirilemiyor.
Diğer NFC, GPS, GLONASS, FM Radyo.
Ağırlık 123g
Fiyat 1500 TL (Şubat 2015).

Bu fiyata başka ne alınabilir?
Sony Xperia Z1 - 1500 TL
Samsung Galaxy Note 3 Neo - 1300 TL
HTC One - 1300 TL
Samsung Galaxy S4 - 1200 TL (A5'ten daha iyi özelliklere sahip!)
LG G2 - 1200 TL

Bir alt modeli: Samsung Galaxy A3 (Özelliklerini okumak için tıklayın)

Samsung Galaxy A5 incelemeleri
GSM Arena incelemesi
AndroidPit incelemesi

İlgili: Samsung telefonlar

LG G Pad 7 incelemesi

LG G Pad 7, uygun fiyatlı bir Android tablet. Bu incelemeyi yazdığım sırada Vatan Bilgisayar’da LG G Pad 7’nin fiyatı 250 TL idi. Bu fiyata yanında manyetik kapaklı kılıfı da geliyordu. Daha ucuza uyduruk markaların tabletleri bulunabilir ama, LG markalı bir ürün için iyi bir fiyat gibi. Bakalım cihaz beklentileri karşılıyor mu?


Kutudan çıkanlar

LG G Pad 7’nin kutusu yeni nesil cihazlarda olduğu gibi son derece sade. Cihaza ek olarak MicroUSB kablosu, şarj adaptörü (MicroUSB kablosu bu adaptöre takılıyor) ve hızlı kurulum ile ilgili bir kağıt çıkıyor. Ayrıca benim aldığımda yanında kılıfını da hediye ediyorlardı.


Dış görünüş

Ben LG G Pad 7’nin beyaz renkli olanını aldım. Cihaz şık ve sağlam görünüyor. Herhangi bir kalitesizlik belirtisi yok. Üzerine bastırılınca ses veren, hareket eden parçası yok. Alt tarafında MicroUSB yuvası, sağ tarafında güç düğmesi ve ses düğmeleri, üst tarafında MicroSD yuvası, 3,5mm kulaklık yuvası ve IR (kızılötesi) kapısı var.


Cihazın yanında gelen manyetik kapaklı kılıf, aldığınız renge uyumlu olarak gönderiliyor. Kılıf şık görünüyor, ancak manyetik özelliğinde küçük bir problem var sanırım. Kapağı normal olarak kapattığımda ekran kapanmıyor. Dolayısıyla da kapağı açınca cihaz uyanmıyor. Ama kapattıktan sonra üzerine biraz bastırırsam olması gerektiği şekilde çalışıyor. Bir de, eğer MicroSD kart kullanacaksanız ki bunu şiddetle tavsiye ederim, kartınızı cihazı kılıfa yerleştirmeden takın. Çünkü cihaz kılıfa bir kez girdikten sonra çıkartması oldukça zor oluyor. Kılıfla ilgili söylenebilecek son bir şey, çok toz tutuyor olduğu.


Cihazın boyutları onu son derece taşınabilir bir tablet yapmış. Ceket cebine bile sığabiliyor. Tabi, biraz garip görünüyorsunuz, pek tavsiye etmem.

Bu arada, IR özelliği TV ve benzeri kumandalı cihazları kontrol edebiliyor. Ancak uydu alıcısını kontrol etmeyi başaramadım. Normal “Evrensel kumanda” ya da “Öğrenme” gibi bir özelliğin bulunması gerekir. Bu özelliği ben mi bulamadım, yoksa bir güncelleme ile mi gelecek, bilmiyorum.

Ekran

Cihazın 7 inç boyutunda 1280x800 piksel çözünürlükte bir IPS ekranı var. Piksel yoğunluğu 216 ppi, yani birinci nesil iPad Mini’den daha yüksek. Görüş açıları konusunda herhangi bir sıkıntı yok. Ben iPad Mini kullandığım için 7 inçlik ekran boyutunu küçük buldum ama, bu biraz alışma meselesi. LG G Pad 7’nin 250 TL’lik fiyatını ve bu fiyata alınabilecek diğer tabletleri göz önüne alırsanız, ekranın muhteşem olduğu söylenebilir.

LG’nin telefonlarında bulunan güzel bir özellik, bu cihazda da var. Ekrana çift tıklayarak cihazı uyandırabiliyorsunuz. Ekran doğrudan güneş ışığı altında da kısmen görülebiliyor.


Ses

LG G Pad 7’nin arka tarafında iki adet hoparlör deliği var, ancak birinin içi boş. Ses tek bir taraftan geliyor. Bence yeterince yüksek ses veriyor, ama müthiş bir kalite beklememek lazım. Kulaklık ile müzik dinleme konusunda da bir sıkıntı ile karşılaşmadım.


Performans

LG G Pad 7’nin dört çekirdekli 1.2 GHz işlemcisi, 1 RAM’i ve 8 GB depolama alanı var. Bu alanın yaklaşık 4 GB’lık bir bölümü kullanılır durumda. MicroSD kart takılarak depolama alanı 64 GB’a kadar artırılabilir.

Genel kullanımda herhangi bir performans sorunu ile karşılaşmadım. Menüler oldukça akıcı, yavaşlama yok. Çeşitli programlar kurdum, ard arda çalıştırdım, bir problemle karşılaşmadım.

iPad Mini incelememde takıldığım noktalardan biri, açılan internet sayfalarının bellekte kalmaması sonucu sekmelerin yeniden yüklenmesi ile ilgiliydi. Bunu test etmek için LG G Pad 7’nin varsayılan tarayıcısını kullandım. Sonuç? Üç internet sayfası aynı anda bellekte yüklü kalamıyor. Yani açtığınız üçüncü sekmeden, birinci sekmeye geçtiğinizde sayfa yeniden yükleniyor. Bunu nasıl test ettim? The Verge, Engadget ve NTV’nin internet sitelerini sırayla açtım. The Verge sekmesine geri dönünce, sayfa yeniden yüklendi.


LG G Pad 7 ile Asphalt 8’i oynadım. Doğrusu iPad Mini’de bu oyunu oynarken daha çok keyif aldığımı itiraf etmeliyim. Ancak, ciddi bir yavaşlama, takılma olmadan oynanıyor mu? Evet oynanıyor.

LG G Pad 7’ye bir 1080p film, birkaç 720p video, bir de kompakt kamera ile çekilmiş MOV uzantılı bir adet 1080p video yükledim. Son videoyu çalıştırmak için VLC Player yüklemem gerekti ama, hiçbir video’da tek bir takılma ile karşılaşmadım.

Kamera

LG G Pad 7’nin 3 megapiksel arka, ve 1.3 megapiksel ön kamerası var. Ön kamerasını henüz video görüşmelerde test etmedim, ancak arka kamerası sırf “yok demesinler” diye konulmuş. LG G Pad 7’nin kamerasının hiçbir işinize yarayacağını sanmıyorum. Bariz bir odaklanma problemi var. Fotoğraf kalitesi düşük. Yakın çekimler hep bulanık.








Batarya / Pil Ömrü

LG G Pad 7’nin kullanıcı tarafından değiştirilemeyen 4000 mAh bataryası, yavaş şarj oluyor, ama uzun süre dayanıyor. Cihazın pilini bitirmek için bütün gün uğraşmama rağmen gün sonunda gösterge %50’deydi. Gün içerisinde son ses ve parlaklıkta video izleme; WiFi ile internete bağlı kalma, sayfalarda dolaşma ve yazılım indirme; kulaklıkla müzik dinleme; 15 dk oyun oynama ve kulaklıkla bir 1080p filmi yarısına kadar izleme gibi aktiviteler yaptım. İtiraf edeyim, bir noktadan sonra filmi izlemedim, pili bitsin diye cihazı açık bıraktım. Ancak yine de pili %50’nin altına düşüremedim.

Bu kullanım verilerine bakarak, normal bir kullanıma LG G Pad 7’nin iki-üç gün, belki daha fazla sizi idare edebileceğini düşünüyorum.

Sonuç: LG G Pad 7’yi kimler almalı?

LG uygun fiyatlı bir multimedya tableti üretmiş. Menüleri akıcı, filmleri oynatmada sıkıntısı yok. Dahili hafızası düşük ama, film ve müzikler MicroSD karttan sorunsuz çalışıyor. Oyunlar genel olarak sorunsuz. İnternet sayfalarında dolaşma deneyimi iPad Mini ile yaşanan deneyimden farklı değil.

Son zamanlarda Calibro e-kitap okuyucusu ile ilgili çok şey yazdım. Calibro ile ilgili son yazım, fiyatının arttığı ve tabletlerle rekabette fiyat avantajını kaybettiği ile ilgiliydi. Doğrusu, e-ink ekranlara ihtiyacınız yoksa, LG G Pad 7 sizin için çok iyi bir e-kitap okuyucu olabilir. Hem de Calibro’dan daha ucuza.


LG G Pad 7 ile ilgili kötü şeyler de var tabi. Kamera işe yaramaz. Ram ve depolama alanı biraz daha yüksek olabilirdi. Ayrıca, cihazın ömrünü iki sene kabul etmeli, zira iki sene sonra cihazın web sitelerinde ve oyunlardaki performansı yetersiz gelecektir.

Ancak, eğer bir tabletiniz yoksa ve LG G Pad 7’yi 250 TL’ye bulabiliyorsanız, kaçırmayın derim. 250 liraya evdeki TV’yi de kumanda edebilen dokunmatik bir multimedya ve internet cihazına sahip oluyorsunuz. Bilgisayar üreticilerinin ve Microsoft'un başı cidden dertte, bu görülebiliyor. Ben aldığımda kılıfı da yanında hediye ediliyordu.

iPad mini mi, LG G Pad 7 mi? iPad mini genel olarak daha kaliteli bir ürün, ancak daha pahalı ve hafızayı genişletme imkanınız da bulunmuyor. Ayrıca kılıf için de ekstra harcama yapmanız gerekiyor. Şahsen iOS ekosistemini daha zengin buluyorum, ama iPad ile yapılabilecek pek çok şeyi LG G Pad 7 ile de yapabilirsiniz. Çoğu kişi için aradaki fiyat farkına değeceğini düşünmüyorum.

Cihazı alacaklara son bir tavsiye: Film ve müzikleriniz için bir MicroSD kart almanızı tavsiye ederim. Ancak bu kartlara gereğinden fazla para vermeyin. Class 10 hızındaki 16 GB kartlar 20 TL, 32 GB kartlar 40 TL civarında bulunabiliyor.

Bu arada, ben incelemeyi hazırladıktan sonra cihazın fiyatı tekrar yükselmiş, 400 TL'ye çıkmış. Acele etmeyin, indirim bekleyin derim.

Mobil Yazılar'dan şimdilik bu kadar. Eğer bu yazıyı beğendiyseniz lütfen buraya tıklayarak diğer incelemelerime de göz atın.

Samsung Galaxy A3

Samsung Galaxy A3, Samsung'un yeni tasarım trendini takip eden, uygun fiyatlı olması planlanmış, ama henüz fiyatı yeterince uygun olmayan bir akıllı telefon. Öne çıkan özellikleri 16GB dahili hafızası, 5MP selfie "özçekim" kamerası ve şık tasarımı. MicroSD kart takılabiliyor olması da ayrı bir güzellik. Eksi hanesine ise bataryasının değiştilemiyor olması yazılabilir. Bir de, kamera performansının orta düzeyde olduğu çeşitli incelemelerde dile getirilmiş.



Samsung Galaxy A3'ün fiyatı yakında 800-900 TL aralığına düşer diye düşünüyorum. Biraz sabretmekte fayda var.

Samsung Galaxy A3
Cihaz tipi Dokunmatik ekranlı akıllı telefon.
İşletim Sistemi Android 4.4.4 KitKat
İşlemci Dört çekirdekli S410 1.2 GHz Cortex-A53.
Ekran Super AMOLED, 4.5 inç, 540 x 960 (qHD), 245 ppi, Gorilla Glass 4
Kamera 8 MP arka, 5 MP ön kamera.
RAM 1GB
Depolama Alanı 16GB
Genişleme yuvası MicroSD, 64GB'a kadar.
Batarya 1900 mAh, kullanıcı tarafından değiştirilemiyor.
Diğer NFC, GPS, GLONASS, FM Radyo.
Ağırlık 110g
Fiyat 1100 TL (Şubat 2015).

Galaxy A3 yerine 100TL fazla vererek ne alınabilir?
Samsung Galaxy S4 - 1200 TL
LG G2 - 1200 TL

Bir üst modeli: Samsung Galaxy A5 (Özelliklerini okumak için tıklayın)

Samsung Galaxy A3 incelemeleri
GSM Arena incelemesi
Android Authority incelemesi

İlgili: Samsung telefonlar

Calibro’nun yeni fiyatı: Calibro Basic 230, Calibro Touch Lux 340 TL

Libronet Calibro Basic ve Calibro Touch Lux e-kitap okuyucuların fiyatlarını artırmış. Calibro Basic daha önceden 150 TL, dokunmatik ekranlı, aydınlatmalı kardeşi Calibro Touch Lux ise 250 TL idi. Yeni fiyatlar ise Calibro Basic için 230, Calibro Touch Lux için 340 TL şeklinde.


Doğrusu Calibro’nun beni heyecanlandıran yönlerinden biri uygun fiyatıydı. Tüketici için her satın alma kararı bazı riskler içerir. Aldığı ürünün beklentilerini karşılamamasından korkar en başta. Verdiği paranın çöpe gitmesinden korkar. İlk aldığım Calibro Basic modelini satın almadan önce şunu düşünmüştüm: “Ben bu firmayı daha önce duymadım. Bu ürünleri de yeni çıkıyor piyasaya. Siparişimi doğru dürüst gönderip göndermeyeceklerini bile bilmiyorum. 250 TL çok gibi. Ama 150 TL ciddi bir finansal risk değil. Siparişimden memnun kalırsam, 250 TL’lik modeli de düşünebilirim.”

Şahsen buradaki “impulse buy” faktörü, e-ink ekranlı bu cihazın 150 TL’ye satılıyor olmasıydı. Şimdi 230 TL’ye çıktı. Bu fiyat, tüketicinin psikolojik bir bariyerini aşıyor. 199 TL olsa, yine 100 civarında olarak algılanır. Gerçi ben Mobil Yazılar’da bu tür rakamları bir üstüne yuvarlayarak veriyorum. Ancak yine de, 199 ile 200 arasındaki algılanan fark 1 TL’den çok daha fazla. Zaten daha zor bir karar olan Touch Lux ise, 300 TL bariyerini aşmış.

Sözün özüne gelecek olursak. Calibro modellerinin ikisini de inceledim, pek çok ipuçlarını yazdım. Calibro e-kitap okuyucular pek çok olumlu özellik barındırmakla birlikte, sorunsuz aletler de değiller. Bir Kindle lüksü yaşatmıyorlar. Dolayısıyla bu yeni fiyat politikasının Kindle, Kobo, Nook gibi diğer modellerle karşılaştırmaları artıracağını düşünüyorum. Bu markaların Türkiye’de bulunması zor ancak, işin daha da kötüsü var: “O fiyata Samsung tablet alırım” diyenler. Evet, tablet ekranı ile e-ink ekran aynı değil, ama “taşınabilir okuma aleti” satın almak için yola çıkan sıradan bir tüketiciye tabletlerin pek çok artısını da görmez gelmesini söyleyemezsiniz. Forumlarda gördüğüm kadarıyla da satın alma aşamasına gelmiş ama son kararını vermemiş olan bazı kişiler yeni fiyatlardan son derece hayal kırıklığına uğramışlar. Muhtemelen dönem dönem indirim yapılacaktır, takip etmek lazım.

Elbette, Calibro satışlarından elde edilen kârlar aynı düzeyde kalmaya devam da edebilir. Bir ekosisteme bağlı olan cihazlarda düşük fiyatların sebebi biraz da cihaz sayesinde yapılacak diğer satışlar (e-kitap satışları) oluyor. Belki de “Ben buna korsan kitap atarım” deyip Babil.com’dan hiç kitap almayanlar yüzünden beklenilen gelir elde edilememiştir, bilemiyorum.

Calibro’nun fiyatı artmış olsa da, birkaç sene öncesinde e-kitap okuyucuların 600 TL gibi anlamsız fiyatlara satıldığını hatırlatmadan geçmeyeyim. Sadece, beklenilenden erken ve beklenilenden fazla bir fiyat artışı olduğu için, biraz canımız sıkıldı.

Asus Zenfone 2: 5.5" 1080p IPS ekran, 4GB RAM, 13MP kamera

Asus, uygun fiyatlı Zenfone serisi ile ülkemizde çok konuşulmayı başardı. Şimdi Asus, Zenfone 2 ile başarısını devam ettirmeyi hedefliyor. Asus Zenfone 2, 5.5" büyüklüğünde, 1080p çözünürlükte IPS ekrana sahip. Önceki gibi Zenfone 4-5-6 modelleri ve bunlara uygun ekran boyutları yok bu sefer. Tek bir "amiral gemisi" var, o da orta yolu bulmuş, 5.5" ekran boyutu ile geliyor. Önceki Zenfone'larda olduğu gibi kocaman kenarlar da yok, telefon daha çok LG G2 ve G3 modellerine benzemiş. Yani ekran, telefonun ön yüzünde daha büyük bir alanı kaplıyor. Aslında, arka tarafta bulunan tuşlarını da düşünürseniz, LG'den oldukça esinlenildiği söylenebilir. Ekran Gorilla Glass 3 ile korunuyor.


Zenfone 2'nin iki farklı modeli bulunuyor, bir modelinde 2 GB RAM, 16GB depolama alanı ve 1.8 GHz Atom işlemci, diğerinde ise 4GB RAM, 64GB depolama alanı ve 2.3 GHz Atom işlemci bulunuyor.

Zenfone 2, 3000 mAh batarayaya, MicroSD kart yuvasına, 13 MP arka (lazer AF'li) ve 5 MP ön kameraya sahip. Kamera konusunda yine pek çok iddia var ama, önceki Zenfone modellerinde de benzer iddialar vardı. Bence kamera performansını görmek için incelemeleri beklemek gerek.


Asus bu telefonu yine uygun fiyatla piyasaya çıkaracakmış. Zenfone 6 ile aynı fiyatta olacağı söyleniyor, bu da Zenfone 2 için 800-900 TL arası fiyat biçilebileceği anlamına geliyor. 2 GB RAM'li modeli elbette fiyat aralığının alt seviyesinde olacaktır. Ama Türkiye'ye hangi model gelir, bilmiyorum. Bence üst model getirilip fiyatı uygun tutulmalı, çünkü "4GB RAM'li ilk telefon" iddiasının uygun fiyatla birleşmesi satış noktasında oldukça işe yarayacaktır.

Asus'un Zenfone serisinde çözmesi gereken en temel problem... problemler! Zenfone serisi bir telefonu almaya birkaç sefer niyetlendim ama, kullanıcıların yaşadıkları pek çok problemi gördükçe telefondan soğudukça soğudum. Telefonu ile başlangıçta çok mutlu olanlar bile üç-dört ay sonra çıkan sorunlardan bahsediyorlar. İnsanın aklına telefonu bu kadar ucuz yapabilmek için kalite kontrol departmanını komple işten çıkarmış olabilecekleri gibi fikirler geliyor (Şaka, şaka).

Asus yine kağıt üzerinde iddialı bir telefon ile geliyor. Ben Asus telefonlar için "early adopter" olmamaya karar verdim. Sözlerinde durabilirlerse, bu fiyata deli gibi satarlar. Ama Zenfone 2 Türkiye'ye geldikten 3-4 ay sonra, kullanıcı incelemelerine bakarak satın alma kararı vermek lazım derim ben.

Video demonstrasyonu:


Hands on incelemeleri:
http://www.pocket-lint.com/news/132238-asus-zenfone-2-hands-on-premium-without-the-price
http://www.gsmarena.com/ces_2015_asus-review-1189.php

Bu arada, gördüğüm en kapsamlı ön incelemeyi Donanım Haber'den Mesut Çevik yapmış. Tebrik ediyorum.
http://www.donanimhaber.com/cep-telefonlari/haberleri/ASUS-ZenFone-2-on-inceleme-4GB-RAMli-ilk-telefon.htm

iPad Mini ile Retina iPad Mini'lerin ekranları arasında ne fark vardır?

İlk çıkan iPad Mini ile Retina ekranlı iPad Mini 2 ve iPad Mini 3'ün ekranlı arasındaki tek fark, ekranın çözünürlüğünde. iPad Mini'nin ekranı 1024x768 piksel çözünürlükte iken, iPad Mini 2 e Mini 3'ün ekranı 2048x1536 piksel çözünürlükte. İkisinin de ekranı aynı boyutta, yani 7.9 inç olduğu için, daha yüksek çözünlükte PPI değeri de yükseliyor, 162'ye 324 oluyor.

Ne kadar çok rakam, ne kadar çok kısaltma var değil mi? Kısaca cevap vereyim o zaman: Retina ekranlı iPad Mini 2 ve iPad Mini 3'ün ekranları, ilk çıkan iPad Mini'ye göre daha net gözüküyor. iPad Mini'de ekrandaki pikseller (noktalar) belli oluyor, yeni Mini'lerde olmuyor. iPad Mini'de küçük yazılar zor okunuyor, yeni Mini'lerde küçücük yazılar bile görünüyor.


iPad Mini ekranı


iPad Mini 2/3'ün retina ekranı

Peki, görünüş dışında bir şey fark eder mi? Mesela, iPad Mini 2 ve 3, oyunları daha iyi çalıştırır mı? Doğrusu, evet, ilk iPad Mini'ye göre yeni Mini'ler oyunları daha iyi çalıştırıyor, ama bunun ekran çözünürlüğü ile alakası yok. Yeni Mini'lerin işlemcileri daha kuvvetli. Ama ekran çözünürlüğü, görüntünün daha net olması dışında başka bir etkiye sahip değil.

Aslına bakarsanız, ilk iPad Mini'nin ekranı öyle kötü falan da değil. Her açıdan görülebilen, oldukça parlak, kaliteli bir ekranı var bütün iPad Mini'lerin. Sırf ekran çözünürlüğü daha yüksek diye daha üst modellerden birini satın almanız gerekmiyor. Ucuza bulursanız ilk iPad Mini ile de son derece keyifli vakit geçirebilirsiniz. Evet, ekranların yakından çektiğim fotoğraflarında fark çok belirgin, ama tabletinizi normal tutuşunuzda, özellikle de oyunlarda ve fotoğraflarda fark o kadar da kendini belli etmiyor.

iPad Mini incelemesini okumak için buraya tıklayabilirsiniz. iPad Mini 2 ve 3'ün incelemesi de burada.

İlgili linkler
iPad oyunları
iPad Mini incelemesi
iPad ile ilgili her şey

E-kitap okuyuculardan beklentiler ve gerçekler

E-kitap okuyucuları ülkemizde yaygınlaştırma çabaları artıyor. Ancak akıllı telefon, "çanta telefonu" ya da tablet kullanan bir kitleye bu cihazı satmaya çalışırken, bu kitlenin bazı alışkanlıkları ve beklentileri olması işi zorlaştırıyor. Kindle, Calibro gibi e-kitap okuyucular, adı üstünde, kitap okumak için tasarlanmışlar. Ancak görünüşleri tüketiciyi aldatıyor. iPad gibi çalışması bekleniyor. Daha önceden "Kindle ile ilgili bilmeniz gereken 20 şey" başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu yazıda da e-kitap okuyuculardan beklentileri "doğru ayarlamak" için birkaç ipucu vereceğim.



E-kitap okuyucuları özel yapan, e-ink ekranları; ve bu ekranlar Angry Birds oynamak için değil, kitap okumak için tasarlanmışlar. E-ink ekranlar ışık saçmadıkları için gözü daha az yoruyor, güneş ışığı altında bile okunabiliyor ve pili hemen tüketmiyorlar. E-kitap okuyucu diye bir şeyin var olmasının sebebi bu ekranlar. Ancak tablet sahibi olup da bir e-kitap okuyucu satın alanlar, beklentilerini tablet düzeyinde tutarlarsa, hayal kırıklığına uğrarlar. E-ink ekranlar yavaş çalışırlar. E-ink ekranlar siyah-beyazdırlar. E-ink ekranların rakipleri tablet ekranları değil, kitap sayfalarıdır.

E-ink ekranlar karanlıkta okunamazlar. Ancak son zamanlarda frontlight-ön ışık adı verilen aydınlatma tekniği ile karanlıkta da okunabilen e-kitap okuyucular üretilmiştir. Bununla birlikte, aydınlatması olmayan e-kitap okuyucular "çöp" değildir; bugüne kadar kitapları karanlıkta mı okuduk Allah aşkına?

E-ink ekranlar farklı bir teknoloji ile çalıştığı için, farklı davranış gösterebilirler. Örneğin sayfa değiştirdiğinizde tüm sayfa kararıp tekrar gelebilir (yanıp sönebilir). Bu, sayfadaki tüm yazıların size pürüzsüz olarak gösterilmesini sağlar. Yanıp sönmediği zaman önceki sayfadaki karakterlerin kalıntıları silik bir şekilde görünebilir, buna "ghosting" denilir. Kalıntı olsa da, bu sayede sayfa değiştirme hızınız artar. Eğer her seferinde mükemmel görüntü istiyorsanız cihazınızın ayarlarından her sayfada tam güncelleme yapılmasını ayarlabilirsiniz. Yok, sizin için hız önemliyse, tam güncellemenin 10 sayfada bir yapılmasını da ayarlayabilirsiniz. Ancak, dedik ya, beklentiyi tablet düzeyinde değil, kitap düzeyinde tutmak lazım diye. Okuduğunuz hiç bir kitapta, sayfanın öbür tarafındaki karakterler hafiften gözükmüyor muydu? Bu ghosting denilen şey ondan farksız işte.



E-kitap okuyucuların temel işlevi okumaktır. Tabletiniz ile karıştırıp internette dolaşmaya, müzik dinlemeye, fotoğraf albümünüze bakmaya kalkışırsanız cihazı beğenmezsiniz elbette.

Bir de, e-kitap okuyucu incelemelerinde "Göz yormuyor" diye bir ifade geçiyor, bunun hatalı olduğunu belirtmek zorundayım. Göz yormuyor diye bir şey yok, çünkü bir kitap ne kadar göz yoruyorsa, e-kitap okuyucular da o kadar yoruyor.

Onu bekleme, bunu bekleme. E-kitap okuyuculardan ekranlardan ne beklemek gerekir peki?

E-kitap okuyuculardan mümkün olan en iyi okuma deneyimini sağlamasını beklemek gerekir. Bunun da birkaç ayağı var. İçerik temini, içerik aktarımı, görüntüleme, notlar alma gibi.

E-kitap okuyucuların en büyük problemi e-kitapların bulunmasının halen zor olması. Özellikle Türkçe kitap bulmak sıkıntılı. Bulduğunuz kitaplar ise basılı versiyonlarına çok yakın fiyatlara satıldığı için alasınız gelmiyor. Bir de, e-kitap okuyuculardan, bulabildiğiniz kitapları satın alma deneyimini kolaylaştırmaları beklenebilir. Yani online kitap mağazasının kolay kullanımlı olması ve tek tıklama ile kablosuz olarak kitabın cihaza aktarılması. Doğrusu bu biraz da cihaz ile servisin entegrasyonunun iyi olmasına bağlı.

E-kitap okuyucu diyoruz ama, bu cihazlara e-okuyucu demek daha doğru olurdu. Çünkü sadece kitap değil, herhangi bir metni okuyabilirsiniz. Kindle gibi e-kitap okuyucular, "Send to Kindle" özelliği sayesinde internette gördüğünüz herhangi bir yazıyı cihaza kablosuz olarak aktarmanıza olanak sağlıyor örneğin. Ya da web sayfalarını EPUB formatına çevirip Calibro gibi okuyuculara aktarmak mümkün. Yani, e-kitap okuyucunuzdan her türlü okuma eyleminde size kolaylık sağlamasını beklemelisiniz. Kitap, web sayfası, PDF dosyası, Word dokümanı; hatta RSS kaynakları, günlük gazete haberleri, e-posta mesajları; ve bunların cihaza aktarımı. Kimi cihazlar bu konularda daha esnek iken, kimisi daha sınırlı olabiliyor.

Amazon Kindle Touch ve HTC Flyer Tablet

E-kitap okuyuculardan beklenilmesi gereken bir diğer şey, yüksek çözünürlüklü, yüksek kontrastlı ve mümkün olduğunca hızlı çalışan ekranlar. E-ink teknolojisi yavaş da olsa gelişiyor. Şu anda kitap sayfasına en yakın deneyimi de bu ekranlar sunuyor. Ancak alınması gereken mesafe yok mu? Olmaz mı? En büyük problem kontrastta, zira bazı cihazlarda karakterler tam siyah gözükmezken, zemin de tam beyaz değil. Çoğunlukla yeşil/gri tonlarında oluyor e-ink ekranların "beyaz alanları".

Normal kitapların sunduğu, alışık olduğunuz için farkında olmadığımız bazı deneyimler vardır. Sayfayı işaretleme, altını çizme, notlar ekleme, sayfalar arasında hızla geçebilme, çeşit çeşit kitap ayraçları kullanabilme gibi. E-kitap okuyuculardan bir beklenti de, bunları iyi yapabilmesi, hatta kitaplardan daha iyi yapabilmesi olmalıdır. Aldığınız notları güzel bir şekilde sınıflandırması, notlarınız içinde arama yapabilmenizi sağlaması bence çok önemli özellikler.

Okuma deneyimi ile ilgili bir diğer beklenti, sözlüklerle ilgili olabilir. E-kitap okuyucular farklı dillerde sözlükleri içlerinde barındırmalı, kelimelerin anlamlarına bakma konusunda kolaylıklar sağlamalıdır. Daha da büyük düşünülebilir, örneğin kimi e-kitap okuyucularda kelime öğrenmeyi kolaylaştıran özellikler bile bulunuyor.

Bunun dışında, kitap okuyuculardan mümkün olduğunca sorunsuz bir deneyim beklenebilir. Kitaplarda yazılım hatası olmaz, e-kitap okuyucularda da olmamalı. Kitaplar yere düşünce kırılmaz, e-kitap okuyucular da biraz olsun sağlam olmalı!

Sonuç olarak, bir e-kitap okuyucu almadan önce gerçekten neye ihtiyacınız olduğunu iyi analiz etmelisiniz. Çok okumuyorsanız, e-kitap okuyucu değil, tablet almak sizi daha mutlu eder. Okuduğunuz şeylerde renk önemliyse; ya da çok karmaşık PDF dokümanları ile çalışmanız gerekiyorsa, yine tabletler daha uygun sizin için. Ancak uzun yazıları ışık yayan ekranlardan okumak artık gözlerinizi acıtmaya başladıysa, e-kitap okuyuculara bir şans verebilirsiniz.

İlgili linkler
Kindle Touch incelemesi
Calibro Touch Lux incelemesi
Calibro Basic incelemesi
E-kitaplarla ilgili yazdığım her şey

Calibro'nun yazılım güncellemesi nasıl yüklenir?

Calibro için yazılım güncellemesi gelmiş. Bu güncelleme ile Sesli Sözlük'teki kelime sayısı 30.000'e çıkarılmış ve Dropbox uygulaması eklenmiş. Forumlarda paylaşılan, merakla beklenilen arabirim güncellemesi henüz yok, ama o da yoldadır herhalde. Doğrusu arabirim güncellemesini beklemeden Sesli Sözlük veritabanının güncellenmiş olmasından memnunum. Daha önce yazmıştım, Calibro'daki Sesli Sözlük'te pek çok kelime bulunamıyordu. Artık başlangıçta olması gerekene ulaşılmış, tıkladığım hemen hemen her kelimenin anlamı çıkıyor.

Peki, Calibro'nun yazılım güncellemesi nasıl yüklenir? Öncelikle, WiFi bağlantısı kurmanız gerekiyor. Calibro'nuz ile daha önce internete bağlanmadıysanız, Ayarlar'a tıklayın, ardından Ağ'a tıklayın. Buradan ağınızı seçin ve WiFi parolanızı girin.

Muhtemelen internet bağlantısı kurulduktan sonra güncellemeler otomatik olarak kontrol edilecek ve aşağıdaki diyalog kutusu çıkacaktır. Çıkmazsa, yine Ayarlar menüsünden, Cihaz Hakkında maddesine tıklayın. Ardından Yazılım'a ve sonra da Yazılım Güncellemesi'ne tıklayın.



Calibro'nuzu TR626.4.4.1242 versiyonlu yazılıma güncellemek isterseniz, ki eminim istersiniz, Evet'e tıklayın. Bu güncellemede nelerin değiştiğini okumak için, Bilgi düğmesine de tıklayabilirsiniz.



Evet'e tıkladıktan sonra yükleme başlayacaktır. Bu süre zarfında Calibro'nuz uyku moduna geçerse, cihazı açıp yukarıda anlattığım yöntemle manüel olarak yazılım güncellemesi kontrolü yapın. Aşağıdaki diyalog kutusu çıkacak ve kaldığınız yerden devam edebileceksiniz. Güncelleme sırasında cihazın uyku moduna geçmemesi gerekir ama, bunu atlamışlar herhalde.



İndirme tamamlandıktan sonra yapacak pek bir şey yok, cihaz kendi kendine çeşitli işlemler yapıp yeniden başlayacaktır. Güncelleme için gereken toplam süre 15-20 dakika kadar.

Dropbox uygulaması ile ilgili detayları ayrı bir yazıda yazacağım inşallah.

Calibro'da notlar ve alıntılar nerede? Notları bilgisayara aktarmak ve yedeklemek.

Calibro e-kitap okuyucularda cümlelerin altını çizme, çeşitli noktalara notlar ekleme, hatta sayfa üzerine el ile çizimler yapma imkanınız var. Peki, Calibro'muz ile aldığımız bu notları bilgisayara aktarmak ya da yedeklemek istersek ne yapacağız?

Öncelikle, not alma özelliğinden kısaca bahsedelim. Menü düğmesine basın, sağ üst köşede çıkan menü ikonuna tıklayın, ardından açılan menüden "Not al" seçeneğine tıklayın.



Ne tür bir not almak istediğinizi soracak. Birkaç seçeneğiniz var.

  • İsterseniz bir metni işaretleyebilirsiniz. Bu, önemli cümlelerin altını çizmek ya da fosforlu kalemle üzerini çizmek gibi bir şey. Güzel olan şey, biraz sonra anlatacağım gibi, bu notların tamamının kopyala-yapıştır yapılabilir hale gelmesi.
  • Dilerseniz bu notlarınıza/alıntılarınıza kendi yorumlarınızı ekleyebilirsiniz. "Sonra araştırılacak", "Çok önemli", "Sınavda çıkabilir" gibi.
  • İsterseniz görüntünün bir bölümünü resim olarak kaydedebilirsiniz. Bu özellik kaydetmek istediğiniz resimler, şekiller, grafikler için çok kullanışlı.
  • Son olarak, isterseniz sayfa üzerinde kendi çizimlerinizi yapabilirsiniz.

Bu özelliklerden başka bir yazıda detaylı olarak bahsedeceğim inşallah. Ama eminim ki siz de Calibro'nuzda çeşitli notlar almaya, okuduğunuz kitaplardaki müthiş cümleleri işaretlemeye başladınız, ve "Ya notlarım silinirse" diye düşünmeye, notları bilgisayara aktarıp yedeklemenin bir yolunu aramaya başladınız.



Neyse ki Calibro'da bunun kolayı var. Notlarınız basit HTML dosyaları (web sayfaları) olarak cihazda depolanıyor. Hem de her kitap için ayrı ayrı dosyalar halinde. Peki nasıl bulacağız?
  • Cihazı beraberinde gelen MicroUSB kablosu ile bilgisayarınıza bağlayın.
  • Cihazda çıkan seçeneklerden "PC Bağlantısı"nı seçin.
  • "Bilgisayarım"da Calibro'nuz görünecektir. Çift tıklayarak açın.
  • Pencerenin üst tarafındaki adres çubuğuna tıklayın. Adresin sonuna "\system" yazın ve Enter'a basın. Örneğin "E:\system".
  • Şimdi Calibro'nun gizli ayarlarının bulunduğu klasöre girdiniz. Dikkatli olmanızı, ne yaptığınızı bilmiyorsanız hiçbir dosyayı değiştirmemenizi tavsiye ederim.
  • "Config" klasörünü çift tıklayarak açın. Bu klasörün içinde de "Active Contents" isminde bir klasör var. Bu klasörü de açın.
  • İşte, tüm notlarınız karşınızda. Yedeklemek için tek yapmanız gereken klasörler de dahil bütün dosyaları seçip bilgisayarınıza kopyalamak.
Bir kötü haberim var, Calibro'da yaptığınız çizimler Calibro'da kalıyor. Evet, kalemi kullanarak yaptığınız serbest çizimlerden bahsediyorum. Calibro çizim ile sayfayı birbirinden ayırıyor, çizimi SVG dosyası olarak kaydediyor, ama bu çizimleri bilgisayara aktardığınız HTML dosyalarında sayfanın üzerinde göremiyorsunuz. Çizim özelliği çok da kullanışlı değil zaten. Yine de kullanıyorsanız ve çizimleri sayfanın üzerinde görmek istiyorsanız, bir çözüm ekran görüntüsü almak olabilir. Bunun için tek yapmanız gereken "Ana sayfa" düğmesine basılı tutunca çıkan penceren ikinci ikona tıklamak.

Calibro ile ilgili yazılarım:
Calibro Basic incelemesi
Calibro Basic ipuçları
Calibro Touch Lux incelemesi
E-kitaplarla ilgili yazdığım her şey

Calibro'da önceki sayfanın izi / gölgesi kalıyor, yazılar silik çıkıyorsa...

Calibro Basic ve Calibro Touch Lux'ün ekranları e-ink teknolojili, yani sıradan tablet ya da telefon ekranları gibi çalışmıyorlar. Bu ekranlarda her sayfa yenilemesinde ekranın içerisindeki mikrokapsüllerde bulunan parçacıklar yukarı ya da aşağı yer değiştirerek kullanıcıya görünür hale geliyor. Ancak her seferinde tüm mikrokapsüllerin yenilenmesi zaman alıyor. Sıradan LCD ekranlarda her bir pikseldeki değişim anlık olurken, bu durum e-ink ekranların yavaş çalışmasına sebep oluyor.



E-ink ekranların sayfa yenileme hızını yükseltmek için, her seferinde tam sayfa yenileme yapmak yerine, "sadece gerekli mikrokapsülleri yenileyelim" diye bir fikir ortaya atılmış. Böylece tam sayfa yenileme yapılırken ortaya çıkan "yanıp sönme efekti"nin de önüne geçilmiş. Ama bu sefer de gölgelenme / ghosting denilen problem ortaya çıkmış. Gölgelenme, yeni sayfada bir önceki sayfanın silik bir görüntüsünün ya da izinin kalması.



E-kitap okuyucuları tabletlerle değil, basılı kitaplarla karşılaştırmak gerekir diyorum hep. Aslında gölgelenme problemi hemen hemen her kitapta var. Okuduğunuz kitapta arka sayfadaki yazılar az da olsa görünmüyor mu? İşte, Calibro, Kindle ve benzeri e-ink ekranlardaki gölgelenme problemi de bundan farksız. Gözümüz Retina ekranların, gereksiz derecede yüksek çözünürlüklü telefonların ekranlarına alıştığı için en ufak hataya tahammül edemez olduk.



Peki Calibro'da bunun çözümü yok mu? Olmaz mı, çok basit. Ayarlar'a girin, buradan Gelişmiş'e ve ardından Tam Sayfa Güncelleme'ye tıklayın. Açılan menüden "Her zaman" seçeneğini seçerseniz, her sayfa değiştirişinizde e-ink ekranınız tamamen yenilenecek ve gölge, iz vesaire kalmayacaktır. Beyazlar daha beyaz, siyahlar daha siyah olacaktır. Pardon, o Perwoll ile oluyordu. E-ink ekranlarda beyazlar "beyaz" değil de, daha çok, "yeşilimsi açık gri" oluyor. Her neyse, sayfa değiştirirken oluşan "yanıp sönme efekti"nden hoşlanmıyorsanız, üzgünüm, e-ink ekranlarda her seferinde kaliteli görünüm için tek çare bu. Ne demişler: You can't have your cake and eat it too. Dilerseniz üç sayfada bir yenilemeye falan ayarlayabilirsiniz.

Bu arada, her iki Calibro modelini de satın aldım ve inceledim, okumak için buraya tıklayabilirsiniz. Ayrıca Calibro ile ilgili pek çok şey yazdım, yazmaya devam ediyorum. Calibro'da PDF okuma, yeni fontlar yükleyerek Perwoll olmadan siyahları daha siyah yapma, Lux modelinde arka aydınlatmayı tek tuşla açıp kapatma, Basic modeline dair ipuçları ve daha pek ipucu için, tıklayınız.

Ayrıca Mobil Yazılar'ın bir de Twitter hesabı var. Son yazılardan haberdar olmak için Mobil Yazılar'ı Twitter'da takip edebilir ya da bu sayfayı biraz aşağı kaydırırsanız bulabileceğiniz RSS feed'ine abone olabilirsiniz.

Cep telefonu ile daha iyi fotoğraflar çekmek için 9 ipucu

Günümüzde fotoğraf makineleri pek çok kişi için “gereksiz ağırlık” olmuş durumda. Her an yanımızda olan cep telefonlarımız çoğu fotoğraf ihtiyacımız karşılıyor. Ancak cep telefonumuzla daha iyi fotoğraflar çekebilmeyi dilediğimiz zamanlar da oluyor. İşte bunun için Mobil Yazılar okurları ile 9 temel ipucunu paylaşmak istiyorum.


Fotoğraf: TechStage, Creative Commons.

Lensi temizleyin

En basit ama en çok görmezden gelinen kural ile başlayalım. Lensi temizleyin. Cep telefonlarının ufacık lensleri oluyor zaten; bu lenslerin üzerindeki ufacık izler de fotoğrafın kalitesini büyük oranda etkileyebiliyor. Lensi çizmeyecek yumuşak bir bezle ara ara temizleyin ki ışık sensöre sorunsuz ulaşabilsin. Çoğu fotoğraftaki bulanıklığın sebebi de bu oluyor.

Birden fazla fotoğraf çekin

Aslında 36 pozluk filmleri hiç görmemiş yeni nesil birden fazla fotoğraf çekmeye alışık ama, bunu da hatırlatmak lazım. Fotoğraf çekmek eskisi gibi pahalı bir eylem değil. Bol bol çekin. Farklı açılardan, farklı ayarlarla çekin.

Niye? Çünkü birinde Ali’nin gözü kapalı çıkacak. Öbüründe arkadan komik görünüşlü bir adam geçecek. Diğerinde telefonu titrettiğiniz için bulanıklık olacak (ama bunu sadece fotoğrafı bilgisayara aktardığınızda fark edeceksiniz). Fırsat varken, iş işten geçmeden, birden fazla fotoğraf çekin.

Flaşlı (LED ışıklı) çekimlerden kaçının

Cep telefonlarında adına flaş denen ama normal fotoğraf makinelerindeki flaş ile alakası olmayan LED aydınlatma ışıkları bulunuyor. Kimi nadir cihazlarda da esas flaşa daha yakın olan Xenon flaş bulunuyor. Gerekmedikçe ikisini de kullanmayın. Her türlü flaşlı çekim fotoğrafın doğal görüntüsünü bozar.

Elbette, flaşın işe yaradığı yerler de olacaktır. Xenon flaşlar, hızlı hareket eden bir konuyu çekerken (çocukları mesela); LED flaşlar, ışık az olduğunda, ya da bir dokümanı fotoğraflarken, bir de siz kapının önünde henüz anahtarlarınızı bulmaya çalışırken apartmanın elektriği kesildiğinde işinize yarayacaktır. Ama flaş ile uğraşmak yerine, ortamın ışığını çoğaltmanız daha doğal fotoğraflar elde etmenizi sağlayacaktır.

Işığı çoğaltın

Cep telefonları gün ışığında müthiş fotoğraflar çekebilir. Ancak ışık az olduğunda, özellikle de akşam arkadaşınıza “oturmaya” gittiğinizde, bir türlü “oturmak bilmeyen” çocuklarınızı fotoğraflarken LED TV fiyatındaki telefonunuzun işe yarar fotoğraf çekmekte zorlandığını fark edebilirsiniz. Yeni telefonlar bu konuda eskisinden çok daha iyi, buna şüphe yok. Ama telefonunuzun işini kolaylaştırmanın bir yolu var, ışıkları açmak. Açın açın, bütün ışıkları açın.


Fotoğraf: Mobil Yazılar, Creative Commons.

Dijital yakınlaştırma yapmayın

Telefonunuz zoom yaptığını iddia edebilir, ama bu “optik zoom” değilse, ya da Nokia 1020 gibi çok yüksek çözünürlüklere sahip telefonlardaki gibi “kayıpsız dijital zoom” değilse, tek yaptığı çektiği fotoğrafı size daha büyük göstermek olacaktır. Kırpma yapıldığı durumlarda da çözünürlük düşer. Dolayısıyla, dijital zoom yapmayın, ayaklı zoom yapın. Gidip daha yakından çekin yani.

Odaklanma tamamlanana kadar bekleyin

Acele işe şeytan karışır. Telefonunuz lazer otofokuslu, ISOCELL’li falan değilse, muhtemelen odaklanma için biraz zaman istiyordur. Acele etmeyin. O çekim düğmesine bastıktan sonra, parmağınızı hemen kaldırmayın. Biraz basılı tutun ki fotoğrafı netlesin.

Farklı çekim modlarından faydalanın

Pek çok kişi muhtemelen telefonunu sadece otomatik modda kullanıyordur. Artık telefonlar bazı mod değişimlerini kendisi yapabilse de, ekstra seçeneklere bakmakta fayda olabilir. Örneğin, akşam evde çektiğiniz fotoğraflar için “Gece modu” gibi seçenekleri; bi rahat durmayan evcil hayvanınız için “Hızlı çekim modu”nu kullanabilirsiniz. Bu modlar telefondan telefona değişebilir. Keşfedin.

Ayarları kurcalayın, detayları öğrenin

Keşfetmek demişken, telefon kameralarının da çeşit çeşit çekim seçenekleri olabiliyor, onları hiç kurcaladınız mı? Aman, kurcalayıp da bozun demiyorum, ancak farklı ayarları deneyerek çok daha etkileyici fotoğraflar çekebilirsiniz.

Ayrıca kimi cep telefonları anı yakalamak için hoş bir seçenek sunuyor: Deklanşöre basılı tuttuğunuzda cihaz uykuda bile olsa fotoğraf çekebiliyorsunuz.

Kompozisyona dikkat edin

İyi fotoğraf çekmek için en yüksek çözünürlüklü telefona, ya da en pahalı fotoğraf makinesine sahip olmanız gerekmez. Elbette teknik imkansızlıklar sizi zorlayabilir ama ne yaptığınızı biliyorsanız, sıradan bir telefon kamerası ile de güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Bunun için, “kompozisyon” konusuna dikkat etmenizi tavsiye ederim. Hayır, ilkokulda yazdıklarınızdan bahsetmiyorum, fotoğraftaki kompozisyondan bahsediyorum. Bunun için şu kaynağa göz atmanızda fayda var: http://fotograf.net/Fotograf/Dersler/Kompozisyon/index.htm

Mobil Yazılar’dan şimdilik bu kadar. Bu yazıyı beğendiyseniz, buraya tıklayarak diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.

Nokia N1 Android tablet: Nokia’da hâlâ hayat var!

Nokia, telefon işini Microsoft’a sattı. Nokia Lumia telefonlar, “Microsoft Lumia” telefonlar oldu. Pek çokları Nokia’nın bir süre sessizliğe bürünmesini, sektör değiştirmesini beklerken, Nokia bugün bombayı patlattı: Nokia markalı, Android 5.0 Lollipop işletim sistemli bir tablet çıkardı!



Nokia N1, 7.9 inç, 2048x1536 piksel çözünürlükte ekrana sahip bir tablet bilgisayar. İçerisinde dört çekirdekli 64bit Intel Atom Z3580 işlemci ve 2GB RAM barındırıyor. 32 GB depolama alanını fotoğraflarla doldurmanız için ön yüzde 5 MP, arka tarafta 8 MP kamerası var. “Keşke her cihazda böyle olsa” dediğim Apple’ın Lightning portuna benzer, tersi-düzü olmayan USB Type C portu var. Cihaz iPad Mini’ye benzer bir tasarıma ve 318 gram ağırlığa sahip.



Nokia N1, yazılımsal olarak da yenilik vaat ediyor. Nokia “Z Launcher” adında bir yazılım geliştirmiş. Bu yazılımın pek çok kullanım kolaylığı içerdiği ve kullanıcına ayak uydurduğu anlatılıyor. Gerçi bu tür yazılımların hepsi benzer vaatlere sahip oluyor, gerçekten işe yarar olup olmadığını ilerleyen zamanlarda göreceğiz inşallah.



Nokia ağırlıklarını attı, doğru yolu buldu sanırım. Ama çok, çok geç kaldı. Artık rekabet çok daha güçlü. Nokia markası da eskisi kadar değerli değil. Nokia N1'in sorunsuz bir deneyimi, mükemmel bir fiyatla sunması gerekiyor. Bakalım, neler olacak.

Twelve: Türk yapımı iPhone/iPad oyunu

Eskiden bir Türk oyunu "yapılıyormuş" diye söylenti çıksa heyecanlanırdık. Şimdilerde Türk yapımı oyunlar sık sık karşımıza çıkar oldu. Bunlardan biri de Twelve. Yunus Ayyıldız ve Çetin Çağlar imzalı bu oyun, 2048'i andırıyor aslında. Rakamları bir ızgarada hareket ettirerek yeni rakamlar elde ediyorsunuz. Ancak bu sefer amacınız, 12'ye ulaşmak. Aynı rakamları içeren kareleri bir araya getirdikçe, daha yüksek rakamlı kareler elde ediyorsunuz. Twelve başlangıçta kolay olsa da, daha büyük rakamlara doğru gittikçe, zorlaşmaya başlıyor. Farklı oyun modları da işi daha da zorlaştırıyor.

Twelve 2048 kadar uzun süre kendine bağlar mı bilmem ama, kısa süre de olsa keyifli vakit geçirtiyor. Mobil Yazılar'ın tavsiyesi.

Buradan indirilir: https://itunes.apple.com/us/app/twelve-hardest-puzzle/id931004233?mt=8

E-kitap okuyucular ile ilgili birkaç soru ve cevapları

Bir Mobil Yazılar okuru e-kitap okuyucularla ilgili sorular göndermiş. Gönderdiği soruları ve verdiğim cevapları biraz değiştirerek sizlerle paylaşmak istedim.

E-kitap okuyucu mu, tablet mi?

Eğer her türlü dokümanı açabilmek istiyorsanız, renk önemliyse, yüksek performans gerekiyorsa, arada bir okuyacaksanız, tablet. Eğer ekrana bakmaktan gözünüz yoruluyorsa, ekran güneş ışığı altında da görünür olsun istiyorsanız, çok ama çok okumanız gerekiyorsa, e-kitap okuyucu. Şahsen e-kitap okuyucuları kullanmamın temel sebebi ekranlarının gözü daha az yorması. Bu cihazlardan bir tablet performansı beklememek lazım.



E-kitap okuyucu cihazlara USB bağlantısı ile dosyalar atılabilir mi?

Benim elimde e-kitap okuyucu olarak Kindle ve Calibro var. İkisine de USB kablosu ile dokümanlar aktarılabiliyor. Ancak Kindle'da Word dokümanlarını okumak için Amazon'un "Send to Kindle" servisine üye olup dokümanların Kindle'a uygun formata çevrilmesi için internet üzerinden göndermeniz gerekiyor. Calibro'da ise Word dosyasını USB'den aktarmak yeterli. Ancak Calibro da her türlü formatı desteklemiyor. PPT ve XLS dosyaları açılmıyor mesela.

E-kitap okuyucularda Türkçe karakter problemi var mıdır?

Şu ana kadar ne Kindle'da ne Calibro'da Türkçe fontlar ile ilgili hiç bir problem yaşamadım.

Kindle ile Calibro karşılaştırıldığında?

Doğrusu ben bugüne kadar Kindle Touch kullanıyordum. Kindle Touch PDF ve diğer dosyaları okumak için uygun değil, ancak kendi formatına (MOBI) dönüştürülen kitaplar için çok iyi. Amazon henüz Türkiye'de e-kitap satmadığı için Kindle için kitap bulamıyorsunuz ama diğer kaynaklardan satın aldığınız kitapları Kindle formatına dönüştürmeniz olası. Bir de, internette rastladığınız uzun makaleleri WiFi üzerinden Kindle'a aktarmak çok kolay. Ben çoğunlukla bunun için kullanıyordum Kindle'ı.

Calibro da ise mağaza seçeneği var. PDF okumak için Kindle'dan daha iyi; ben PDF okumak için Kindle ile uğraşmıyorum artık. Word dosyalarını da destekliyor. Ama internetten makale aktarmak Kindle'daki gibi "bir tık" ile olmuyor, yine USB'den aktarmak gerekiyor.

Ancak Kindle, cihaz olarak Calibro'dan daha kaliteli. Kindle'ın ekranında siyahlar daha siyah mesela. Kindle daha dayanıklı. Elimdeki Calibro Touch Lux'ü ilk düşürüşümde parçalandı. Biraz da yazılım problemleri var. Tabi Calibro Türkiye'de satılan bir cihaz olduğu için bozulduğunda tamire gönderebilirsiniz ama Kindle'ınız bozulunca yapabileceğiniz pek bir şey olmayacaktır.

Durum böyle. İhtiyaçlarınıza göre son kararı siz verin :)

Bu arada, ilerleyen günlerde belki Mobil Yazılar'da kapsamlı bir Kindle-Calibro karşılaştırması yapabilirim. Mobil Yazılar'da yazdığım son yazılardan haberdar olmak için buraya tıklayarak Twitter'da Mobil Yazılar'ı takip edebilirsiniz.

İlgili linkler
Calibro ile ilgili incelemeler ve ipuçları
Kindle Touch ile ilgili incelemeler ve ipuçları

Calibro'da Sesli Sözlük ve bulunamayan kelimeler

Güncelleme: Bu yazıda bahsettiğim sorun yeni yazılım güncellemesi ile çözüldü.
 
Calibro modelleri tanıtılırken içinde "Sesli Sözlük" veritabanı bulunmasından bir artı olarak bahsediliyordu. Calibro Basic ile Calibro Touch Lux'ü karşılaştırdığım yazımda belirttiğim gibi, Basic modelinde sözlük sayısı daha az, ABBYY sözlükleri yok. Basic modelinde İngilizce-Türkçe sözlük olarak sadece Sesli Sözlük var. Lux'de ise ABBYY'nin İngilizce-Türkçe sözlüğü (ve diğer dillerdeki sözlükleri) de var. Webster 1913 sözlüğü ise İngilizce-İngilizce.

Peki, İngilizce bir kitabı okurken, bu sözlükler ne kadar işe yarıyor? Anlamından emin olamadığım bazı sözcüklere baktım. Aşağıdaki tabloda sonucu listeledim.

Kelime Sesli Sözlük ABBYY Webster (En-En)
Slog Yok Var Var
Cozy Yok Var Var
Bliss Var Var Var
Proverbial Yok Proverb kelimesine basınca çıkıyor Var
Mugged Yok Mug kelimesine basınca çıkıyor Doğru anlamda yok
Herring Yok Var Var
Hustle Yok Var Var
Epitome Yok Var Var
Gratitude Yok Var Var
Shovel Yok Var Var
Rake Yok Var Var

Evet, doğru görüyorsunuz, Sesli Sözlük'ten sadece bir kelimeyi bulabildim. Bu aşamadan sonra "Şu Sesli Sözlük veritabanında ne çıkıyor Allah aşkına?" diyerek rastgele kelimelere tıklamaya başladım.

Seven: yok. Eight: yok. Lemonade: yok. Crazy: yok. Bike: yok. Neighbor:yok. The: var. Stand: var. Time: var. Still: var. Around: var. Money: yok.

Bu bir şaka olmalı. Sesli Sözlük şahsen her gün kullandığım, diğer sözlük sitelerinden daha iyi olduğunu düşündüğüm, herkese tavsiye ettiğim bir site. Ama Calibro'da Sesli Sözlük niye böyle yapmış anlayamadım. Bu durumda İngilizce kelimelerin anlamlarına bakarım diye düşünen Calibro Basic kullanıcıları, Calibro Touch Lux kullanıcılarına göre bariz bir biçimde dezavantajlı oluyor. Çünkü Lux kullanıcıları ABBYY sözlük ile idare eder, Sesli Sözlük veritabanını hiç aramaz belki. Ama başta da belirttiğim gibi, Basic modelinde Sesli Sözlük'ten başka İngilizce-Türkçe sözlük yüklü değil.

Calibro'daki Sesli Sözlük'te A harfinde 260 civarında kelime saydım. İngilizce'de A harfi ile başlayan 6000 civarında kelime olduğu söyleniyor. Normal bir sözlükte ne kadar vardır bilemiyorum. Collins online sözlükte "Dic" harleriyle başlayan 118 kelime var. Sesli Sözlük'çüler bu tür istatistiklere çok daha iyi hakimdirler herhalde. Calibro'daki Sesli Sözlükte "Dic" diye başlayan sadece "Dick" var. Cidden. "Seven", "Eight", "Bike", "Neighbor" yok, "Dick" var. Müthiş bir kelime seçimi.

Sözlükte "Dictionary" kelimesi bile yok. "Crazy" kelimesi bile çıkmıyor. Çıldırdınız mı ey Sesli Sözlük?



Umarım sadece benim elimdeki cihazlarda görünen bir hatadır bu. Yaygın bir problem olsa bile, güncelleme ile düzeltilmeyecek bir şey değil. Çeşitli forumlarda da Calibro için güncellemenin yakın olduğu yazılıyor. Bu güncellemelere sözlük de dahildir inşallah. Çünkü Sesli Sözlük'ten markasına yakışır bir sözlük bekliyorum.

Güncelleme: Sesli Sözlük'e sordum, sözlüğünüzde kaç kelime var diye. Calibro'da 10.000 kelime olduğunu, güncelleme ile 30.000 olacağını söylediler. Hadi bakalım, bekliyoruz.



Güncelleme 2: Sorun çözüldü, yazılım güncellemesi ile ilgili yazımı okumak için tıklayın.

Son yazılarım

İlginizi çekebilir:

 
Web Analytics