Samsung 840 EVO serisi için performans güncellemesi

Bir önceki yazımda Samsung 840 EVO ile HDD'den SSD'ye geçiş maceramı anlatmıştım. SSD daha karmaşık bir teknoloji olduğu için yazılım noktasında biraz dikkat isteyebiliyor anlaşılan. Çünkü EVO serisi SSD'lerde, diskte bulunan 30 günden eski dosyaların yavaşlamaya sebep olabildiği keşfedilmiş. Sıradan teknoloji siteleri kendilerine gönderilen ürünleri test edip 30 gün geçmeden üreticiye geri gönderdiği için, EVO serisinin incelemelerinde bu durumun fark edilmediğinden bahsediliyor.



Şahsen ben de bir aydan uzun süredir Samsung 840 EVO SSD'mi kullanıyorum ama herhangi bir yavaşlama fark etmemiştim. Yine de Samsung'un bu durum için çıkardığı güncellemeyi deneyip bir fark olacak mı, görmek istedim.

Nasıl yapıyoruz?

  • Öncelikle, bu güncelleme için boş bir gününüzü seçmenizi tavsiye ederim. Süreç uzun sürebiliyor; ayrıca herhangi bir problem olursa çözecek zaman ayırmanız faydalı olabilir.
  • Bilgisayarınızdaki tüm verileri harici bir diske yedekleyin. Çünkü ciddi veri kayıpları yaşayabilirsiniz.
  • Yedeklemenizi yaptınız mı? Yapmadınız mı! Hadi yapın, bu önemli. 
  • SSD'nizde %10 oranında boş yer olması gerekiyor. Eğer yoksa, harici diskiniz takılıyken birkaç dosyayı da atıp bilgisayarınızda yer açın.
  • Şimdi buraya tıklayarak Samsung'un ilgili sayfasına gidin. Buradaki "Samsung SSD 840 EVO Performance Restoration Software" başlığı altındaki kullanım kılavuzuna bir göz atın ve ilgili yazılımı indirip kurun. Ben Windows versiyonunu indirdim ama Mac ve Linux versiyonları da var.
  • Samsung Magician yazılımına sorarsanız, firmware güncellemesine ihtiyaç yok diyecektir. Benimki EXT0BB6Q versiyonunun yüklü olduğunu gösteriyordu. Ancak güncelleme işlemine başladığınızda firmware versiyonunuz EXT0CB6Q oluyor.
  • Yazılımı çalıştırmadan önce son bir uyarı: Bu yazılım 840 EVO modelleri için. Sadece 840 olan modeller için değil.
  • Yazılımı çalıştırdıktan sonra önce firmware güncellenecek. Bilgisayarınızı yeniden başlatmanız istenecek. Ardından yazılım işini yapmaya devam edecek. Ancak bu kısım SSD'nizin kapasitesine ve doluluk oranına göre uzun sürebiliyor. Benim durumumda 1,5-2 saat sürdü.
  • İşlem tamamlandıktan sonra dilerseniz bilgisayarınızı yeniden başlatabilirsiniz.
Peki, bir değişiklik oldu mu performansta? Magician'ın test sonuçlarına bakılırsa, olmadı. Bana sanki bir nebze hızlanma var gibi geldi ama, placebo etkisi olabilir, bilmiyorum.

Mobil Yazılar'dan şimdilik bu kadar. Bu yazıyı beğendiyseniz sağdaki bölüm linklerinden birine ya da buraya tıklayarak diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.

İlgili linkler

Samsung 840 EVO ile HDD'den SSD'ye geçiş maceram

Windows işletim sistemi ile çalışan bilgisayarlar ilk günlerinde ne kadar hızlı çalışırlarsa çalışsınlar, zamanla yüklenen programlar dolayısıyla yavaşlıyorlar. Ancak onca zaman içerisinde bir şey daha oluyor: Bilgisayarınızı kendinize göre kişiselleştiriyorsunuz. Çeşitli programlar yüklemiş, bu programlarda kendinize göre ayarlar yapmış oluyorsunuz. Bazı programlar Windows'un sadece o versiyonunda çalışıyor. Kayıtlı parolalar ve diğer ayarlar o kadar çok ki, bilgisayarınız ne kadar yavaşlamış olsa da format çekmeye korkuyorsunuz. Ya da benim gibi, Windows 8'den hoşlanmadığınız için aklı başında bir Windows versiyonu çıkana kadar Windows 7'li bilgisayarınızı kullanmaya devam etmek istiyorsunuz.

Ancak o eski bilgisayarı bir şekilde hızlandırmanız da lazım. İşte SSD burada devreye giriyor.



HDD ile SSD'nin farkı nedir?

Sıradan bilgisayarlar veri depolaması için HDD, yani Hard Disk Drive kullanırlar. Windows işletim sisteminin çalışmasını sağlayan dosyalar da dahil olmak üzere, tüm dosyalarınız HDD içinde saklanır. Problem şu ki, HDD'ler hareketli parçalara sahiptir ve yavaş çalışırlar. Hele de notebook bilgisayarların içindeki HDD'ler daha da yavaştır. Bu yetmezmiş gibi, zamanla yavaşlık artabilir ya da bir darbe anında HDD içindeki diskler zarar görebilir.

SSD, yani Solid State Drive teknolojisi ise, USB belleğinizdeki gibi bir teknolojiye sahiptir. Hareketli parçası yoktur. SSD'ler, HDD'lere göre çok daha hızlı çalışırlar.

Elbette, gelişme evresindeki her yeni teknoloji gibi SSD'ler de biraz pahalılar. Biraz araştırdığımda Samsung 840 EVO serisinin fiyat/performans açısından olumlu bulunduğunu öğrendim. Benim bilgisayarımdaki HDD, 500 GB boyutundaydı. Bilgisayarımdaki sistemi SSD'ye olduğu gibi klonlamak istediğim için, yine 500 GB boyutunda bir SSD satın aldım.

Sistemi klonlayarak HDD'den SSD'ye geçiş

İndirim olduğu bir dönemde bir adet Samsung 840 EVO 500 GB SSD'yi Vatan Bilgisayar'dan satın aldım. Mağazada ilgili reyona bakan iki çalışan vardı. "Laptop'umun hard diskini buna klonlamak istiyorum, mümkün müdür?" deyince bana verdikleri cevap "O işi uzman birinin yapması gerekir" oldu. Bunu duyunca ben de "BU TAM BANA GÖRE BİR İŞ!" diye bağırdım. Şaka yapıyorum tabi ki. Fazla soru sormadan SSD'yi satın aldım, ancak HDD'mi SSD'ye klonlamayı düşündüğümü ifade ettiğim halde beni uyarmayı unuttukları bir şey vardı, bana "Laptop upgrade kit" değil, sadece SSD içeren paketi satmışlardı. Yani klonlama yaparken gerekli olan kablolar eksikti. Neyse ki bir adet 2,5 inç HDD kutusu alarak bu problemi çözdüm.



SSD'yi HDD kutusuna, HDD kutusunun USB kablosunu da bilgisayara bağladım. Samsung'un klonlama yazılımını çalıştırdım, uzun bir bekleyişe başladım... derken bir hata mesajı! "Klonlayamıyorum" diyordu yazılım. Olsun dedim, bir kere daha dene! Ancak biraz daha "yavaş ayarda" dene. Çok şükür ki ikinci denememde tüm HDD'yi SSD'ye sorunsuz bir biçimde klonladım.

Bilgisayarı ters çevirdim, bataryasını çıkarttım, HDD'yi söktüm, SSD'yi taktım, bilgisayarı açtım. Bir problem daha. Çalışmıyor! Meğer Windows kurtarma CD'si oluşturmam gerekiyormuş. HDD'yi geri tak-bilgisayarı aç-CD'yi oluştur-bilgisayarı kapat-SSD'yi tak-CD'yi yerleştir-adımları izle. Sonunda bitti!

Sonunda sistemi SSD'ye geçirmeyi başardım. Birkaç saatimi aldı ve biraz terletti ama açılışta kahve içmeye gönderen bilgisayarım artık saniyeler içerisinde açılıyor. Başlangıç programları büyük bir hızla yükleniyor. Dosya kopyalama hızı arttı, çok sayıda dosya içeren klasörler hızla açılıyor.

Sonuç olarak, SSD'ye geçmeye değer mi? Kesinlikle evet. Özellikle de benim gibi sisteminizi alıştığınız halini bozmadan hızlandırmak istiyorsanız. Bütün yüklü programlarım, ayarlarım aynı, ancak sistemim çok daha hızlı. Çünkü "darboğaz" yapan bir HDD yok artık.

Mobil Yazılar'dan şimdilik bu kadar. Eğer bu yazıyı beğendiyseniz lütfen buraya tıklayarak diğer incelemelerime de göz atın.

İlgili: Samsung 840 EVO serisi için performans güncellemesi

Babil.com'a Calibro ve e-kitaplar ile ilgili tavsiyeler

Türkiye'de e-kitap satar mı? Satar, ama doğru kitleye doğru içgörü ile yaklaşırsanız. Daha önceden İdefix ve e-kitaplarla olan deneyimim üzerine E kitap nasıl olur da satar? başlıklı yazımda çeşitli görüşlerimi paylaşmıştım. E-kitaplar ve kitap okuyucular yeniden gündeme geldiğine göre, Calibro / Babil.com / LibroNet için birkaç tavsiye yazmakta fayda var.



1. Ürünü hedef kitlenize denettirin. Bazı ürünlerin artı değerini anlaması için insanların o ürünü ellerine alıp denemesi gerekir. Adını duymadığınız noodle markası neden marketlerde bedava ürün dağıtıyor? Ürünlerine güveniyorlar ve bir kere denerseniz beğenip satın alacağınıza inanıyorlar.

İnsanlar e-ink'in ne olduğunu bilmiyorlar. Büyük harflerle tekrar edeceğim. İNSANLAR E-INK'İN NE OLDUĞUNU BİLMİYORLAR. Sizin otobüs durağındaki reklamınızı muhtemelen "Yeni bir tablet çıkmış" şeklinde algılıyorlar. E-ink ekranların farkını hedef kitlenizdeki insanlara gösterin. AVM'lerde, üniversite kampüslerinde tanıtım yapın, faydasını anlatın. Pazarlama iletişimi reklamdan ibaret değil ne de olsa.

2. Tüketicinin bakış açısını kaçırmayın. Hoş değil ama, son yıllarda tüm dünyada tüketicilerde şöyle bir eğilim var: Dijital ise, ucuz olmalı. Bunda pek çok iOS yazılımının 0.99'dan satılıyor olmasının da payı olduğunu düşünüyorum. Üretici açısından, tüketicinin bu düşüncesi hoş olmayabilir, ama şu anda durum bundan ibaret.

Ne diyor tüketici? "Bunun baskı maliyeti yok, bu niye pahalı?" diyor. Yazarlar da "Ben yılların birikimini yazıyorum" diyor, bunun farkındayım. Ayrıca bir e-kitap mağazasını işletmenin de başka maliyetleri olabilir elbette, ama tüketici bunları görmüyor.

Tüketiciye kulak vermeye devam: "Neden elimle tutabileceğim, arkadaşıma verebileceğim, yıllar boyunca saklayabileceğim bir kitabı satın almak varken, e-kitap alayım ki" diyor.

Daha başka? "Önce bir sürü para verip bir e-kitap okuyucu cihaz almam lazım öyle mi?" diyor (Belki Calibro'nun 149 TL'lik başlangıç fiyatı bunu kırabilir, ancak yine de tüketici açısından bir başlangıç yatırımı var).

Ya kitap çeşitliliği hakkında? "Benim kütüphanemde bulunması gereken, her gün başvurmam gereken kitaplar e-kitap olarak ne zaman çıkacak?" diyor.

Derinlere inersek? "Bunu kullanabileceğimden emin değilim" "Bu aleti plajda da kullanabilir miyim?" "Babil.com kapanırsa kitaplarıma ne olacak?" "Ya tüm kitaplarım silinirse?"

Tüketiciler daha neler diyor? Bunları sizin tespit etmeniz gerekiyor.

3. Hedef kitleniz gerçekten kim? Kim alır bu cihazı? Kim okur e-kitapları? Beyin fırtınası yapalım mı?

İlk akla gelen, "kitap kurtları", "okumayı sevenler". Anladık. Ama daha başka?

Mecburen okumak zorunda olanlara ne dersiniz? Şahsen artık ışık yayan ekranlara uzun süre bakamıyorum. Beni bulup bana e-ink'i anlattınız mı? Benim gibi kişiler ekrandan okumadıkları zaman ne yapıyorlar? Yazıcıdan çıktı alıyor olabilirler mi? Peki bir e-ink teknolojili cihazla bir yılda toner ve kağıt maliyetinden ne kadar tasarruf edileceğini hesapladınız mı, bunu insanlara anlattınız mı? Sıradan LCD ekranlarla e-ink ekranların farkını göstererek anlattınız mı?

E-kitabın güzelliklerinden biri yanınızda binlerce kitabı taşıyabilmeniz. Çok hoş, ama bunun tüketiciye ne faydası var? Hmm. Kimler çok sayıda kitap sahibi oluyor? Kimlerin bunca kitabı yanında taşıması gerekiyor? Kimlerin işi icabı gün içerisinde çeşitli kitaplara başvurması gerekiyor? Peki bu kişilerin ihtiyacı olan kitapları satıyor musunuz? Şahsen benim dertlerimden biri bu. Sektörel kitapları e-kitap olarak bulamıyorum.

Sadece kitap mı? Kitap satışı yaptığınız için belki çok da umursamıyorsunuz ama, e-ink cihazların PDF gibi farklı formatlardaki dokümanları okuyabiliyor olması çok önemli. PDF okumaya yönelik büyük ekranlı e-kitap okuyucuları (PocketBook inkPad gibi) getirmek için bir çabanız yoksa, olmalı. Benzer şekilde, web sitelerinden okumak istediğimiz uzun yazıları cihaza kolaylıkla gönderebiliyor olmamız da önemli. Bunun için gerekli yazılımları hazırladınız mı?

Daha da farklı düşünelim mi? İçinde Kuran meali olan, bunu sesli olarak da okuyan bir Calibro versiyonu geliştirmeye ne dersiniz? İçine bir kütüphane dolusu dini yayını da ekleyebilirsiniz. Neden olmasın? Ya da, "Çocuğumun gözleri ekrana bakmaktan zarar görüyor" diyen, kendini "sorumlu anne" ya da "bilinçli baba" hissetmek isteyen onca ebeveyne yönelik bir şeyler geliştirilebilir mi? Sadece hikaye kitapları değil, Calibro gibi uygulama destekli cihazlarda alfabeyi öğreten program bile geliştirilir.

Demek istediğim, e-kitap okuyuculara ve e-kitaplara ihtiyacı olan ama bu ihtiyacın farkında olmayan kitleleri keşfedip, onlara özel çözümler sunup, onlarla iletişime geçmeniz gerektiği.

4. Kitap satışında yenilik yapın. "Türkler dokunamadıkları şeylere para vermek istemiyor" mu diyorsunuz? Satılan her basılı kitapla birlikte +1 TL'ye dijital versiyonu da satın alma imkanı verin. Fiziksel kütüphanesinde de bulunsun, dijital kütüphanesinde de.

Hatta bir adım daha ileri gidip sosyal sorumluluk da katılabilir. "+1 TL farkla basılı kitaba ek olarak dijital versiyonu da satın alın, dijital versiyonu Calibro'nuza yükleyin, basılı versiyonu sizin için okul kütüphanelerine bağışlayalım." Nasıl?

5. Artı değer üretin. İnsanların e-kitapları tercih etmeleri için sebeplerini çoğaltın. E-kitap versiyonunda ek olarak ne var? Hiçbir şey yoksa insanlar "Yakın fiyata basılmışı dururken neden bunu alayım?" diye sorar elbette. Ya da, basılı olarak bulunamayan hangi kitaplar e-kitap olarak bulunuyor? Bu da bir artı değerdir. İkinci el sitelerinde kitap arayacaklarına sizden alıp iki dakika içerisinde okumaya başlarlar.

Babil.com / LibroNet'e özel birkaç öneriyi de ekleyeyim:

6. Calibro'nun yazılım hatalarını bir an önce giderin. Bu hatalardan Calibro Basic incelemesinde bahsetmiştim.

7. Eksik özellik bırakmayın. Calibro'nun kutusunda ve kullanma kılavuzunda yazan, ama cihazda bulunmayan özellikler var. Hatta hızlı başlangıç kılavuzunda verilen link bile çalışmıyor. Biliyorum yeni başlıyorsunuz, biliyorum, eksikler zamanla kapanacak. Yine de bunları düzeltmek için acele etmelisiniz.

8. Henüz eksikleriniz varsa, pazarlama bütçenizi tek seferde tüketmeyin. Anladığım kadarıyla ciddi bir pazarlama iletişimi çabası içerisindesiniz. Siz daha iyi bilirsiniz ama, yukarıdaki iki maddeyi çözmeden iletişim yapmak negatif tüketici yorumlarına sebep olabilir, oluyor da.

9. Türkiye'de e-kitap satışını deneyen diğerlerinin hatalarından ders çıkartın. Yapılmışı var işte, siz de yapmayın. Açık ve net!

Bunlara benzer pek çok önerimi  E kitap nasıl olur da satar? başlıklı yazımda paylaştım. Lütfen bir göz atın. Başarılar diliyorum!

Web sayfalarını ePub formatına çevirip Calibro'ya yüklemek

Herhangi bir internet sitesindeki uzun bir yazıyı bilgisayarınızın ya da tabletinizin göz yoran ekranı yerine e-kitap okuyucunuzun kağıt benzeri ekranından rahat rahat okumak ister misiniz? Kindle sahipleri Amazon'un "Send to Kindle" özelliğinden faydalanabiliyor. Peki ya diğer e-kitap okuyuculara sahip olanlar ne yapsın?



Calibro gibi ePub formatını destekleyen bir e-kitap okuyucunuz varsa, web sayfalarındaki yazıları kolaylıkla ePub formatına çevirmenizi sağlayan bir çözüm var: dotepub.com.

Nasıl yapacağız?

  • Dotepub.com sitesine girin.
  • Bookmarklet kutucuğundan dilediğiniz ayarları yapın. Format olarak ePub'ı seçin, alttaki ayarlardan da sadece "Ask at conversion time" seçili olsun. Bu seçeneği seçerseniz çeviri esnasında sitedeki resimleri almak isteyip istemediğinizi soruyor. Kimi zaman resimler makalenin önemli bir parçası olabildiği, ama kimi zaman da gereksiz olabildiği için buna çeviri esnasında karar vermek daha mantıklı.
  • Şimdi sayfanın en üstündeki dotepub logosunu tutup tarayıcınızın yer imleri araç çubuğuna sürükleyin. Araç çubuğunda ".epub" yazılı yeni bir yer imi oluşacak.
  • Artık herhangi bir sayfadayken bu kısayola tıklarsanız "Conversion in progress" yazacak ve size resimleri de isteyip istemediğinizi soracak. Seçiminizi yaptıktan sonra ePub dosyası bilgisayarınıza indirilecek.
  • Oluşturulan dosyayı Calibro'nuza ya da diğer e-kitap okuyucu cihazınıza aktarmak için tek yapmanız gereken cihazın kablosunu takıp dosyayı cihaza kopyalamak.

İlgili linkler
Calibro Basic incelemesi
Calibro Basic ipuçları
E-kitaplarla ilgili yazdığım her şey

Calibro'ya yeni fontlar yükleme ve kontrastı artırma

Calibro Basic'in içinde çeşit çeşit fontlar yüklü geliyor. Ancak siz bunlardan başka fontlar yüklemek isteyebilirsiniz. Calibro Basic incelemesinde Kindle'a göre kontrast seviyesinin biraz düşük olduğundan bahsetmiş ve bunun fontlarla alakalı olabileceğinden bahsetmiştim. Belki bir faydası olur diyerek e-ink cihazlar için özelleştirilmiş fontları araştırdım. Buraya tıklayarak ulaşabileceğiniz bir sitede %25 kalınlaştırılmış fontlara rastladım. Bana kalırsa bu fontlar gerçekten işe yaradı, özellikle de "Calibri" fontunu seçtiğimde Calibro Basic'in ekranındaki yazılar daha okunaklı oldu.



Siz de Calibro'nuza yeni fontlar yüklemek isterseniz:

  • Cihazı beraberinde gelen MicroUSB kablosu ile bilgisayarınıza bağlayın. 
  • Cihazda çıkan seçeneklerden "PC Bağlantısı"nı seçin. 
  • "Bilgisayarım"da Calibro'nuz görünecektir. Çift tıklayarak açın. 
  • Pencerenin üst tarafındaki adres çubuğuna tıklayın. Adresin sonuna "\system" yazın ve Enter'a basın. Örneğin "E:\system".
  • Şimdi Calibro'nun gizli ayarlarının bulunduğu klasöre girdiniz. Dikkatli olmanızı, ne yaptığınızı bilmiyorsanız hiçbir dosyayı değiştirmemenizi tavsiye ederim.
  • Fontlarımızı atacağımız klasör, adı üstünde, "Fonts" klasörü. Bu klasöre girin.
  • Bu klasöre dilediğiniz TTF fontları ekleyebilirsiniz. Bahsettiğim özelleştirilmiş fontları yukarıda adresini verdiğim siteden, ya da buraya tıklayarak indirebilirsiniz. Küçük bir de not: Bu özelleştirilmiş fontlar arasında Arial fontu biraz garip kaçmış, dilerseniz onu yüklemeden geçebilirsiniz.
  • İşlem tamamlandıktan sonra klasörü kapatıp, cihazı "güvenle kaldır"dıktan sonra, yeni fontlarınızın ayarlar menüsünde çıktığını göreceksiniz.

İlgili linkler
Calibro Basic incelemesi
Calibro Basic ipuçları
E-kitaplarla ilgili yazdığım her şey

Calibro Basic İpuçları

Calibro Basic’in içinde bir kullanım kılavuzu var, ancak ben temel şeylerin nasıl yapılacağını ve bazı ipuçlarını sizlerle paylaşmak istedim. Bu arada Calibro Basic incelememi okumak için tıklayınız.




Tuşların işlevleri

En sağdaki ve en soldaki tuşlar geri ve ileri tuşları. En sağdaki tuş kimi zaman Android’deki geri tuşu gibi “çıkış” işlevi görüyor. “Kimi zaman” diyorum çünkü her durumda aynı işlevi görmesini sağlayacak şekilde standartlaştırmamışlar.

Orta halkada ise aşağı-yukarı, sağa-sola tuşları var. En ortadaki tuş da “OK/Enter” tuşu. Bu tuşa uzun süre basılı tutarsanız bazı uygulamalarda menü çıkıyor. Kitap içindeyken ise uzun basmanıza gerek yok, tek basışta menüyü açıyor.

Karışık değil mi? Ne yazık ki öyle. Dediğim gibi, tuşlara standart işlevler atamamışlar ve bu da kullanıcı deneyimini olumsuz etkiliyor.



Kitap içindeki yazıları kısa yoldan büyütme ya da küçültme

Kitabı açtıktan sonra orta halkadaki aşağı ya da yukarı tuşlarını kullanarak puntoyu değiştirebilirsiniz.

Kitabın fontunu, satır aralığını vs. değiştirme

Kitabı açtıktan sonra orta tuşa basıp, açılan menüden “Ayarlar” seçeneğine tıklayın. Açılan menüden çeşitli ayarları değiştirebilirsiniz. İşiniz bittikten sonra geri tuşuna (en soldaki tuş) basarak çıkınız. 18 puntodan küçük fontlar çalışmıyor sanırım, ama listede gözüküyorlar. Güncelleme: Bu sorunun bir çözümü var, o da yukarıdaki ipucunu kullanmak. Ancak menüden seçerseniz yine büyüyor yazılar.

Bu menüdeki “Yazı tipi değiştirme adımı” isimli madde, bir üstte bahsettiğim kısayolların puntoyu ne kadar değiştireceğini belirliyor. Daha büyük bir rakam seçerseniz aşağı-yukarı tuşlarına basışınızda değişiklik daha büyük oluyor.

Bütün kitaplar için tek bir font ayarı belirleme

Ne yazık ki böyle bir ayara henüz rastlamadım. Her yeni kitapta font ayarlarını baştan yapmanız gerekiyor.

Hızlıca sayfa atlama

Orta halkadaki sol-sağ tuşlarına basılı tutarak sayfa atlayabilirsiniz. Bu sırada sağ alt köşede sayfa numaralarının çıktığını göreceksiniz.

Kitap içinde belirli yerlere gitme

Belli bir sayfaya gitmek için menüdeki “Sayfaya git” özelliğini de kullanabilirsiniz. İçindekiler tablosuna da menüden ulaşılabiliyor. Eklediğiniz yer imleri ve notlar da İçindekiler tablosunda görülebiliyor.

Not alma

Menüden not alma seçeneğine tıkladığınızda sayfanın üstünde siyah bir çizgi beliriyor. Bu çizgiyi orta halkadaki yön tuşlarını kullanarak istediğiniz yere getirin. Orta tuşa (Ok/Enter tuşuna) basın. Yön tulşları ile seçim yapmaya devam edin. İstediğiniz alan seçildikten sonra tekrar orta tuşa basın. “Resim olarak kaydedilsin mi?” diye sorduğunda, evet seçeneğini seçin.

Calibro Basic, notları “ekran görüntüsü” olarak alıyor. Bana biraz saçma geldi ama, işe yaradığı alanlar da vardır belki.

Notlara ulaşma

Notlara kitap içerisindeki İçindekiler tablosundan ya da uygulamalar menüsündeki notlar programından ulaşabilirsiniz. Notları görüntülemek için üzerine gelip orta halkadan sağ tuşa basmanız gerekiyor.

Calibro Basic ile PDF dosyalarınada kolaylıklar

Calibro Basic’in beğendiğim yönlerinden biri PDF’leri okumayı kolaylaştıran birkaç detaya sahip olması. Bir PDF dosyasını açtıktan sonra orta tuşa basarak menüyü açın ve “Mod” seçeneğini seçin. “Okuma modu” başlıklı bir pencere açılacak. Okumaya çalıştığınız PDF’in yapısına bağlı olarak çeşitli seçenekler kullanabilirsiniz.

Örneğin iki sütunlu akademik dergi makaleleri için “Sütunlar” seçeneği oldukça iyi çalışıyor. Sütünlar seçeneğine gelip orta tuşa basın. Seçeneğin içinde “2” rakamının çıktığını göreceksiniz, yazının kaç sütunlu oluğuna göre bu ayarı değiştirebilirsiniz. Tekrar orta tuşa bastığınızda makaleye geri döneceksiniz. Artık sadece “İleri” butonunu kullanarak makaleyi parça parça okuyabilirsiniz.

Bazen de kenar boşlukları çok fazla olan PDF dokümanları olabiliyor. Bunları okumak için de “Kenar kırpma” modunu seçip “Otomatik” ayarını seçerseniz, PDF dosyasındaki metin alanları daha yakından, daha iyi gösteriliyor.

Kimi zaman da sayfadaki yazılar soldan sağa doğru çok fazla alan kapladığı için dikey yönlendirme yeterli olmayabiliyor. Bu durumda menüden “Döndür” seçeneğini seçmenizi tavsiye ederim.

Güncelleme: PDF Reflow (Yeniden akış) özelliğinde bir hata var sanırım, bu moddayken sayfa değiştiremiyorsunuz. Bu durumdan diğer PocketBook kullanıcıları da bahsetmiş.



Kütüphane ekranı ipuçları

Ana ekrandan kütüphane düğmesine tıklayın. Herhangi bir kitap üzerindeyken orta tuşa uzun süre basılı tutun. Bir menü açılacak. Bu menü aracılığı ile

  • Kitaplar farklı bir okuyucu ile açılabilir (fbreader ya da Adobe Viewer)
  • Kitaplar favorilere eklenebilir
  • Dosya silme/taşıma işlemleri yapılabilir
  • Okunan/Okunmayan/Favorilere eklenen kitaplar filtrelenebilir
  • Kitaplar klasöre, yazara, serilere, türe, formata ya da tarihe göre gruplanabilir
  • Kitap sıralaması değiştirilebilir
  • Yazara/Başlığa göre arama yapılabilir
Bunlar iyi hoş ama, bütün bu özelliklerin böyle gizli bir menüde karmaşık bir şekilde sunulmuş olmasını beğenmedim. Calibro Basic incelememde de belirttiğim gibi, favoriler, hızlı erişmek istediklerim demektir. Onlara erişmek için menülerde gezip durmamam, hemen elimin altında bulunan bir düğmeyi kullanabilmem gerekli.

Calibro Basic’in duvar kağıdını değiştirme

Google’da “Kindle Wallpaper” diye arayın. Müthiş resimler çıkacak. Bunlardan beğendiklerinizi indirin. Cihazı bilgisayarınıza bağlayıp resimleri “Photos” klasörüne atın. Daha sonra Uygulamalar menüsünden “Galeri” programına girin. İstediğiniz resmi açın. Orta tuşa basarak menüyü açın. Menüden “Güç kapalı logosu” seçeneğini seçin.

Calibro Basic ile WiFi’ye bağlanmak

Ana ekrandan Ayarlar bölümüne girin. Ağ seçeneğine tıklayın. “Ağa erişim OFF” ise orta tuşa basarak “ON” haline getirin. Alt tarafta yeni seçeneklerin açıldığını göreceksiniz. Ağ taraması kısa süre içerisinde tamamlanacaktır. Listeden bağlanmak istediğiniz WiFi ağını seçin ve parolanızı yazın. WiFi ağına bağlandıktan sonra sağ alt köşede WiFi simgesi çıkacaktır.

Babil.com’dan kitap satın almak için ayarlar

Ana ekrandan ayarlar bölümüne girin. Hesaplar ve senkronizasyon menüsü altında “Mağaza” seçeneğine tıklayın. Buraya Babil.com kullanıcı adı ve parolanızı girebilirsiniz. Bundan sonra Ana ekrandan “Mağaza” seçeneğine tıkladığınızda Babil.com hesabınıza otomatik olarak giriş yapılacaktır.

Babil.com’dan kitap satın alma

Ana ekrandan “Mağaza” bölümüne girin. Bir önceki adımı yaptıysanız “Oturum açıldı” mesajını alacaksınız. Yön tuşlarını seçerek istediğiniz kategorilere ya da kitap detaylarına girebilirsiniz. Kitap listelerinde ileri-geri gitmek, sonraki kitapları görmek için yön tuşlarını değil en sağdaki “İleri” ve en soldaki “Geri” tuşlarını kullanmanız gerektiğini hatırlatayım. İstediğiniz kitabı seçin ve satın al düğmesine tıklayın. Daha önceden Babil.com hesabınıza para yüklemediyseniz, kredi kartı bilgilerinizi soracaktır. Calibro Basic’in dokunmatik olmayan ekranında bu bilgileri girmek kâbus gibi olduğu için, geri gidin ve bilgisayarınızı kullanarak hesabınıza para yükleyin! Çok ciddiyim.

Herhangi bir menüden ya da programdan çıkış için

İleri ve geri tuşlarına aynı anda basılı tutarsanız ana ekrana geri dönebilirsiniz. Cihazın arabirimindeki bazı tutarsızlıklar sebebiyle buna ihtiyaç duyulabiliyor.

Diğer ipuçları
Calibro'ya yeni fontlar yüklemek
Web sayfalarını Calibro'da okunabilir formata çevirmek

Ayrıca
Calibro Basic incelemimi okumak için buraya tıklayınız.

Calibro Basic incelemesi

Doğrusu Calibro’nun reklamlarını görene kadar Babil.com’dan haberdar değildim. Kısa bir araştırmadan sonra Babil.com’un diğer ülkelerde PocketBook ismiyle bilinen cihazları kendi markaları ile satışa sunduklarını öğrendim. Calibro Basic (PocketBook Basic 2 - 614W) modelinin 149 TL’den satışa sunulduğunu da görünce hemen bir adet sipariş verdim.



Bir Kindle Touch kullanıcısıyım. Daha önce Mobil Yazılar’da Kindle ve e-kitaplar üzerine pek çok şey yazdım. Bu yazılara buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Calibro Basic’in kutusundan çıkanlar: Calibro Basic’in kutusundan USB kablosu, hızlı başlangıç kılavuzu ve cihazın kendisi çıkıyor. Babil.com bana bir de bez çanta göndermiş cihazla birlikte. Keşke cihazı korunaklı bir şekilde taşımama imkan veren bir kılıf da olsaymış dedim ama, kılıf satışlarının pek çok firma için ayrı bir gelir kaynağı olduğunu ve Calibro Basic’in ucuz fiyatını hatırlayarak sustum.



Calibro Basic’in özellikleri: Cihaz 800x600 piksel çözünürlükte “dokunmatik olmayan” bir Pearl E-Ink ekrana sahip. WiFi özelliği bulunuyor. Cihazın alt tarafında MicroSD kartlarınızı takabileceğiniz bir yuva bulunuyor. Calibro Basic’in 4 GB dahili hafızası fazlasıyla yeterli olsa da harici kart desteği artı bir özellik. Cihaz binbir türlü dosya formatını destekliyor. Tamam, teknik olarak "binbir" değil ama, EPUB ile başlıyor, PDF ile devam ediyor, DOC, DOCX, HTM, CHM ve daha fazlasının desteğiyle bizi mutlu ediyor. Cihazın içinde SesliSozluk.com’dan sağlanan bir İngilizce-Türkçe sözlük var. Ayrıca 188 gram ağırlığı var.



Calibro Basic’in dış görünüşü: Doğrusu ben Calibro Basic’i çok şık buldum. Ön tarafı koyu gri, arka tarafı siyah renkte (Arka taraf parmak izi tutuyor, bunu da ekleyeyim). Ön yüzünde beşli yön tuşları ve ileri-geri tuşları var. İleri geri tuşları akıllıca bir tasarımla gizlendiği için uzaktan bakınca sadece beşli yön tuşları (ortadaki halka) fark ediliyor. Cihazın açma kapama düğmesi, MicroSD kart yuvası ve MicroUSB girişi alt tarafta.



Calibro Basic’in ekranı ve e-ink deneyimi: Cihazın ekranı Kindle Touch ile aynı çözünürlüğe sahip. Ancak artık piyasada daha yüksek çözünürlükte e-ink ekranlar var, zaten Babil.com’da satılan Calibro Touch Lux modeli de daha yüksek çözünürlükte olan modellerden. Normal kitapları okurken bu olumsuz bir durum oluşturmamakla birlikte, PDF’lerdeki küçük yazılarda bir nebze bulanıklık kendini hissettiriyor. Ayrıca çizgi roman okumak isteyenler de Calibro Touch Lux modelinden daha çok memnun kalırlar herhalde.



Daha önce e-ink teknolojisine sahip ekrana sahip bir cihaz kullanmadıysanız biraz şaşırabilirsiniz. Niye? Çünkü e-ink ekranlar telefonlardaki, bilgisayarlardaki ekranlar gibi çalışmıyor. Bu ekranlar ışık yaymıyor, dolayısıyla gözü daha az yoruyorlar ve güneş ışığı altında bile okunabiliyorlar. Ekranda görüntünün oluşturulması için sürekli enerji harcanması gerekmiyor ve bundan dolayı da pil ömrü saatlerle değil, günlerle, hatta haftalarla ölçülüyor. E-kitap okuyucuların tercih edilme sebebi tamamen ekranın bu özelliklerinden kaynaklanıyor zaten. Ekrandaki görüntü, bir kitap sayfası gibi gözüküyor, bir tablet ekranı gibi değil. Bunun bir dezavantajı var ne yazık ki, o da e-ink ekranların biraz yavaş çalışması. Sayfaları çevirirken bir yavaşlık hissetmeniz, kendinizi 90’lardan kalma bir cihaz kullanıyormuş gibi hissetmeniz olası. Bu Calibro Basic’e has bir problem değil, Amazon Kindle da dahil tüm e-ink teknolojili kitap okuyucular aynı şekilde çalışıyor. Ancak belirttiğim gibi, eğer çok okuması gereken bir insansanız ve sürekli bir ışık kaynağına (ekrana) bakmak sizi rahatsız ediyorsa, e-ink muhteşem bir teknoloji.


Calibro'nun ekranı doğrudan güneş ışığı altında bile okunaklı.

E-ink teknolojili cihazlar arasında isteğe göre açılıp kapanabilen ekran aydınlatması seçeneği ve dokunmatik ekran seçeneği sunan cihazlar da var. Örneğin Babil.com’un sattığı bir üst model olan Calibro Touch Lux modeli aynen böyle. Peki bu özelliklere ihtiyaç var mı? Bence var, ama bu tamamen sizin cihazı kullanım tarzınıza ve alışkanlıklarınıza kalmış. Calibro Basic’i kullandıktan sonra dokunmatik ekrana sahip olmamasının bu cihazdan çok şey eksilttiğini düşündüm doğrusu. Her basışta “TAK TAK TAK” ses çıkartan düğmelerden hoşlanmadım. Yavaş yavaş bütün cihazlarımızın da dokunmatik olduğu düşünülürse, alışkanlık faktörünün önemi anlaşılabilir. Ancak tek yapacağınız otobüste, tramvayda cihazı açıp bir kitabın sayfalarını çevirmek olacaksa, cihazı başka bir şey için kullanmayacaksanız, dokunmatik olmuş ya da olmamış, ne fark eder? İkinci konu da ekran aydınlatması. Bu da kişisel tercihe kalmış durumda, çünkü pek çok kişi gibi cihazı uyumadan önce bir şeyler okumak için kullanacaksanız, ya da uzun süren gece yolculuklarında kitabınızı okumak istiyorsanız, o ışık olmadan olmaz. Okula-işe giderken serviste kitap okuyacaksanız, olmasa da bir şey kaybetmezsiniz.



Cihazın ekranı ile ilgili son bir izlenimimi paylaşayım. Elimdeki Kindle Touch ile yan yana koyduğumda, Kindle ekranındaki yazılar gözüme daha hoş geldi. Kindle’ın ekranı ile Calibro Basic’in ekranı aynı çözünürlükte olmasına rağmen, Kindle ekranında kontrast daha yüksek gibi. Calibro’da ekran ayarlarını yüksek kaliteye göre değiştirmeme ve farklı fontları test etmeme rağmen sonuç değişmedi. Belki Kindle’daki fontlar e-ink ekranda güzel gözükecek şekilde özelleştirilmiş olabilir, bilemiyorum. Bu arada, Calibro’nun ekranı kötü demiyorum, çünkü aradaki fark sadece iki cihazı yan yana koyduğunuzda hissediliyor. Güncelleme: Bu sorunu çözmek için %25 kalınlaştırılmış fontlar yükleyebilirsiniz. Şu yazımda anlattım: Calibro'ya yeni fontlar yükleme (Okumak için tıklayınız).



Calibro Basic’de uygulamalar: Kindle ile ilgili bir eleştirim, uygulamalara izin vermemesiydi. Calibro’da çeşitli uygulamalar ve oyunlar bulunuyor. Saati ve takvimi gösteren uygulamayı işlevsel buldum doğrusu, Kindle’da da bu tür bir özelliğin olması gerektiğini düşünmüştüm hep. Cihazda pek çok oyun ve uygulamanın yanı sıra bir de RSS uygulaması var. Ancak çok kullanışlı bulmadım. Hele de dokunmatik olmayan bir cihazda RSS adresi girmek için uğraşmak tam bir işkence. Yine de, hiç uygulama bulunmamasından iyidir diyorum.

Calibro Basic’de kullanıcı deneyimi

Cihazın en temel sıkıntısı, kullanıcı deneyiminde. Tamam, sadece bir kitabı açıp, okuyup, diğer bir kitaba geçecekseniz; cihazın diğer işlevlerini kullanmayacaksanız, çok da sıkıntı çekmezsiniz. Fakat okuma fonksiyonu dışındaki özellikleri kullanacaksanız, arabirim biraz kafa karıştırabilir. İlk bakışta sade ve kolay görünüyor ama, ufak tefek problemler ve tutarsızlıklar bulunuyor. Sanırım arabirim tasarımcıları yeterince test etmemişler yazılımı. Bunun temel sebebi de cihazın dokunmatik olmaması. Muhtemelen üst versiyonda bu sorunlarla karşılaşılmıyordur.

Ancak problemlerin çoğu Babil.com’un müdahale alanı dışında kalıyor, onu da belirteyim. PocketBook’un yazılımını üreten firmanın çözmesi gerekiyor bu problemleri, elbette Babil.com’un da biraz zorlaması gerekiyor onları. Bu problemler neler peki?

  • Örneğin, düğmelerin işlevleri tam olarak oturmamış. En soldaki düğme kitapların içindeyken sayfa değiştiriyor, menülerdeyken geri gidiyor, ancak bazı menülerde de listenin gerisine gidiyor. Kimi yerde “çıkış” özelliği gösteriyor, kimi yerde (örneğin Galeri ya da Sudoku uygulamalarında) çıkış için orta tuşa basılı tutmanız, açılan menüden “Çıkış” seçeneğini seçmeniz gerekiyor.
  • Kullanım kılavuzunda olan, ama cihazda bulunmayan özellikler var. “Calibro’ya Gönder” özelliği ya da Adobe DRM özelliği olması gereken yerde görünmüyor mesela.
  • Bazı menü maddelerinin isimleri ile kılavuzdaki isimler uyuşmuyor. Kılavuzun çevirisinde kimi yerler İngilizce unutulmuş.
  • Her kitabın fontunu tek tek değiştirmeniz gerekiyor. Cihaz her yeni kitaba “Custom 30” fontunu atıyor. Font güzel ama, 30 punto çok büyük. Her yeni kitap için ayarlara girip fontu küçültmeniz gerekiyor.
  • 18 puntodan küçük fontlar seçilebiliyor ama hiçbir etkisi olmuyor. Bu da kafa karışıklığına sebep oluyor. Çalışmayan seçenek listede gözükmemeli. Güncelleme: Bu sorunun bir çözümü var: Kitap sayfası açıkken orta halkadaki tuşları kullanarak puntoyu küçültebilirsiniz. Ancak menüden seçerseniz yine büyüyor yazılar.
  • Babil.com’un mağaza uygulaması da kullanıcı deneyimi açısından geliştirilmesi (yani sadeleştirilmesi, kolaylaştırılması) gereken noktalardan. En azından içinde kitap olmayan kategorinin listede çıkmaması gerekiyor. Sanırım var olan bir sistemi (Obreey) kendilerine uyarlamışlar ama yine de bunu hatırlatmakta fayda var.
  • Kitapları favorilere ekleme özelliği var, bu da güzel. Peki favorilere nasıl erişiliyor dersiniz? Kütüphane bölümüne girip, herhangi bir kitabın üzerine geliyorsunuz, orta tuşa uzun basıyorsunuz. Açılan menüden “Filtrele” seçeneğine tıklıyorsunuz, açılan alt menüden “Favoriler” seçeneğini seçiyorsunuz. Favorilere ulaşmak bu kadar zor olmamalı! Bir de standart kitap listesine geri dönmek için aynı adımları tekrarlamanız gerekiyor!

Sonuç

Calibro Basic, adı üstünde, temel kitap okuma işlevi için uygun bir cihaz. Bunu tekrar edeyim, “okumak” için. Okumak dışındaki her aktivite, not alma, arama yapma özellikleri bile, gereksiz şekilde karmaşık. Bunun sebebi biraz da cihazın dokunmatik olmaması. Ancak cihazın 149 TL’lik fiyatı söz konusu olduğunda diyecek pek bir şey kalmıyor. Zaten bir e-kitap okuyucunuz varsa, Calibro Touch Lux modelini düşünmeniz daha sağlıklı olabilir. İlk kez e-ink teknolojili bir cihaz alacaksanız, Calibro Basic işinizi görecektir.

Problemler? Yukarıda bahsettiğim problemler kolayca çözülebilecek şeyler. İnşallah Babil.com gerekli yazılımsal güncellemelerin yapılmasını sağlar. Çünkü bu proje başarılı olacaksa, ki başarılı olmasını gerçekten istiyorum, bizim gibi geek’lere değil, Ahmet amcaya, Ayşe ablaya göre tasarlanmış olması gerekiyor. Özellikle de adı “Basic” olan, fiyatı ucuz olan, dolayısıyla daha çok kişiye ulaşma potansiyeli olan versiyon, kesinlikle bir kitap gibi sorunsuz bir şekilde kullanılabilmeli. Anladığım kadarıyla, dokunmatik olan bir üst versiyonu kullanım kolaylığı açısından çok daha ileride. Belki yakında bir Calibro Touch Lux incelemesi, hatta iki cihazın karşılaştırmasını da yaparım.

Calibro Basic ile PDF okuma deneyimi ise beni şaşırtan bir nokta oldu. Kindle bu konuda o kadar kötü ki! Calibro bana e-ink ekranlı cihazlarda da PDF okunabileceğini gösterdi. Herhalde cihazın daha yüksek çözünürlüklü ekrana sahip modelinde bu deneyim çok daha iyi olacaktır. Kindle ile ilgili sorulan sorulara verdiğim cevaplarda “PDF okuyacaksanız Kindle Touch almayın” diyordum, ancak Calibro PDF dokümanlarını okuma açısından oldukça iyi görünüyor. Yine de tabletlerle karşılaştırmanızın doğru olmayacağını hatırlatayım. (Güncelleme: PDF Reflow (Yeniden akış) özelliğinde bir hata var sanırım, bu moddayken sayfa değiştiremiyorsunuz. Bu durumdan diğer PocketBook kullanıcıları da bahsetmiş).

Babil.com ve LibroNet’ten beklentim, ufak tefek pürüzleri bir an önce gidermeleri ve yollarına son sürat devam etmeleri. Bir de, daha büyük ekranlı PocketBook inkPad gibi cihazları getirmeyi düşünürlerse çok sevineceğim. Kendilerine başarılar diliyorum!

E-kitaplar ile ilgili diğer yazılarım için tıklayın

Calibro Basic’in artıları

Uygun fiyat; göz yormayan, pil bitirmeyen E-ink ekran; WiFi özelliği; 4 GB hafıza ve MicroSD kart takabilme özelliği; tabletletlere göre çok uzun pil ömrü; cihazın içinden kitap satın almayı sağlayan mağaza özelliği; cihazda yüklü gelen “Sesli Sözlük” veritabanı; çok sayıda formatı dönüştürmeye ihtiyaç olmadan desteklemesi; PDF’leri görüntülemedeki başarısı; üçüncü parti uygulamaları çalıştırabilmesi; ayarları kurcalamayı sevenler için kişiselleştirme imkanı; küçük, hafif ve şık olması.

Calibro Basic’in geliştirilebilecek yönleri

Sözlük sayısı arttırılabilir. Türkçe sözlük eklenebilir. Arabirim sadeleştirilebilir. Kullanma kılavuzunda geçen ama cihazda ya da LibroNet’in sitelerinde rastlamadığım Calibro’ya Gönder özelliği eklenebilir, tabi Amazon’un “Send to Kindle” özelliğine benzer özellikte olması şartıyla. E-ink ekranlarda daha hoş gözükecek fontlar geliştirilebilir (Yeni fontlar yüklemeyi şurada anlattım: Calibro'ya yeni fontlar yükleme ve kontrastı artırma.)

Calibro Basic’in eksileri

Arabirimdeki tutarsızlıklar ve yazılım hataları (Güncellemeler ile düzeltilebilecek şeyler). Cihazın arka tarafı çok şık ama, çok fazla parmak izi tutuyor.

Calibro Basic için ipuçlarını da derledim. Okumak için: Calibro Basic İpuçları

İpucu: MacBook Air'da Delete tuşu, End tuşu, CTRL+Z ve diğerleri nerede?

MacBook Air'de bazı tuşlar eksik mi? Mesela Delete tuşu nerede? Ya da Home tuşu, ya da End tuşu? Windows yüklü laptoplardan MacOS yüklü bir MacBook'a geçenlerin bu tuşları aramaları normal. Bazı tuşlar yok, ancak yerlerine geçebilecek tuş kombinasyonları, yani klavye kısayolları var. Aşağıda birkaç tanesini sıraladım.



  • Delete: Fn+Backspace - Bir sonraki karakteri sil
  • Home: Fn+Sol ok - Sayfanın başına git
  • End: Fn+Sağ ok - Sayfanın sonuna git
  • CTRL+Z: CMD+Z - Geri Al
  • CTRL+X: CMD+X - Kes
  • CTRL+C: CMD+C - Kopyala
  • CTRL+V: CMD+V - Yapıştır
  • CTRL+F: CMD+F - Sayfada bul
  • CTRL ile yapılan pek çok şey MacOS'de CMD tuşu ile yapılıyor.
  • Enter tuşu klasörleri açmak için kullanılmıyor. Bir dosya seçili iken Enter'a bastığınızda adı değişiyor. Bunun yerine CMD+O tuşlarına basmanız lazım.
  • F5: CMD+R - Sayfayı yenile
  • Alt+Tab: CMD+Tab - Programlar arası gezmek
  • Windows tuşu+D: Fn+F11 - Masaüstünü göster
Şu anda aklıma gelmeyen pek çok kısayol tuşu vardır elbette. Ancak en temelleri ve en çok aranacaklar bunlardır herhalde. MacOS ve MacBook ile ilgili diğer yazılarıma göz atmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Bu yazı sizin için Mobil Yazılar tarafından yazılmıştır.

Ücretsiz fotoğraflar: Creative Commons

Mobil Yazılar okurlarının dikkatini çekmiştir, uzun bir süredir gönderilerimde "Creative Commons" lisanslı fotoğraflar kullanıyorum. Siz de blogunuz, siteniz, hatta broşürünüz için ücretsiz fotoğraflar arıyorsanız, Creative Commons (Kıreytiv Komıns diye okunur) lisanslı fotoğraflara göz atabilirsiniz. Peki nedir bu Creative Commons lisansı?


Fotoğraf: Madlyinlovewithlife. Creative Commons.

Bir fotoğraf çektiniz, ama her nedense bunu herkes kullanabilsin istiyorsunuz. Olabilir, ben de çektiğim bazı fotoğrafları Mobil Yazılar'ın Flickr hesabında bu şekilde herkesin kullanımına açıyorum. Fotoğrafı herkes kullanabilsin istiyorsunuz ama, bir yandan da sizin adınız unutulmasın istiyorsunuz. Flickr'da ya da herhangi bir sitede bu fotoğrafın Creative Commons lisanslı olduğunu uygun şekilde belirterek bunu yapabilirsiniz. Elbette, "Alın size beleş foto, ne yaparsanız yapın" şeklinde bir yazı ile de paylaşabilirsiniz fotoğrafınızı, ama CC lisansı bunu bir standarda bağlıyor. Ayrıca CC lisansı ile fotoğrafın hangi şartlarda ücretsiz kullanılabileğini de belirtebiliyorsunuz. Mesela "Ticari işlerde kullanamazsın" ya da "Fotoğrafı kesip biçemezsin" diyebiliyorsunuz. Yabancı ülkelerde şartlara uyulmadığı takdirde yasal haklarınız da olabiliyor, ancak Türkiye'de ne kadar geçerli kabul edileceği şüpheli.

"İnsanlar neden çektikleri fotoğrafları başkalarına ücretsiz verir ki?" sorusu ile ilgili şöyle düşünebilirsiniz: İnsanlar neden Wikipedia makalelerine katkıda bulunuyorsa, o yüzden bu fotoğrafları paylaşıyorlar. Wikipedia nasıl büyük ve ücretsiz bir bilgi arşivi ise, CC lisanslı fotoğraflar da benzer bir fotoğraf arşivi oluşturuyor. Ben blogumda Creative Commons lisanslı fotoğrafları kullanıyorum, bu yüzden ben de birkaç CC lisanslı fotoğraf ile bu büyük arşive katkıda bulunmak istiyorum.

"Ben zaten istediğim fotoğrafı ücretsiz kullanıyordum!" diyorsanız, hatırlatayım: Google Images'den bulduğunuz her fotoğraf ücretsiz değildir ve başınızı belaya sokabilir. Örneğin, profesyonel bir fotoğrafçının ekmek kapısı olan fotoğraflarından birini sırf internete düşmüş diye reklamınızda kullanmaya kalkarsanız, size dava açabilir. İnançlı biriyseniz, başkasının kendi sitesinde kullanmak üzere çektiği fotoğrafları izinsiz kullanmanın "kul hakkına girmek" olduğu hatırlamak yeterli olmalı zaten.

Nelere dikkat etmem gerekiyor?

Özellikle de bloglar ve internet siteleri için CC lisanslı fotoğraflar kolaylık sunuyorlar. Ancak dikkat edilmesi gerekenler var. CC lisanslı demek, "ne yaparsan yap lisanslı" demek değil.

Yukarıda da belirttiğim gibi, fotoğrafı çeken kişi, fotoğrafının ticari olarak kullanılmasını istemeyebilir. Yani "non-commercial" olarak belirtilmiş bir fotoğrafı firmanızın reklamında, broşüründe, sitesinde kullanamazsınız. Bunun sınırlarının nereye kadar gittiği tartışmalı elbette. Kimileri "reklam alan bloglarda da kullanılamaz" görüşünde. Hatta reklam yayınlamayan ama "kariyere katkıda bulunan" blogların bile bu tür fotoğrafları kullanamayacağını iddia edenler var. Bence abartmamak lazım ama, önemli olan fotoğrafçının görüşü elbette.

Fotoğrafçı, fotoğrafının özgün halinin korunmasını istiyor da olabilir. Bunu "No Derivative Works" ya da "No-derivs" şeklinde belirtiyor olabilir. Yani fotoğrafçı, fotoğrafı kesip biçmenizi ya da fotoğraftaki adamı kesip yerine deniz aslanı koymanızı istemiyor demektir. Olduğu gibi kullanacaksınız, ya da başka fotoğraf arayacaksınız.

Bir de, "Share-alike" olarak işaretlenmiş fotoğraflar var. Bunun anlamı, fotoğrafı değiştirip yeni bir eser üretirseniz, o yeni eseri de CC lisansı ile paylaşmanız gerektiğidir.


Fotoğraf: Madlyinlovewithlife. Creative Commons.

Elbette temel bir şart da, fotoğrafın kime ait olduğunun yazılması. Buna "Attribution" deniliyor. Bu konuda kişisel bir görüşümü de eklemek istiyorum. Mümkünse, fotoğrafları blogunuzda ya da başka yerlerde kullanırken, fotoğrafçının adını fotoğrafın hemen altına ekleyin. Fotoğrafı bulduğunuz sitenin linkini de ekleyin. Bazı siteler (ve mobil uygulamalar) bu tür fotoğrafları kullanıp, bundan para kazanıp, eser sahiplerinin isimlerini ya görünmez bir köşeye yazıyorlar, ya da "CC" deyip geçiştiriyorlar. Bu, bazılarının yaptığı, yazının sonuna "Alıntıdır" yazıp bırakma terbiyesizliğinden farklı değil.

"Amma da çok şart-şurt varmış" demiyorsunuz değil mi? Uygun şartlarda fotoğrafları bulmak o kadar da zor değil aslında. Aşağıda anlatıyorum.

Creative Commons lisanslı fotoğrafları nereden bulacağım?

Kullanım amacınıza uygun şartlarda olan CC lisanslı fotoğrafları bulmak için en güzel başlangıç yeri, Creative Commons sitesinin arama bölümü. Şu linke tıklayarak ulaşabilirsiniz: http://search.creativecommons.org/


Ben en çok Flickr'ı kullanıyorum. Siteye girdiğinizde aşağıdaki butonlardan Flickr butonuna tıklayın. Yukarıdaki arama kutusunun altında şöyle bir yazı var: "I want something that I can..." Bunun yanındaki "use for commercial purposes" kutucuğuna tıklarsanız ticari olarak kullanabileceğiniz fotoğrafları; "modify, adapt, or build upon" kutucuğuna tıklarsanız üzerinde değişiklik yapabileceğiniz fotoğrafları bulursunuz.

Bu kadar uğraşa gerek var mı? Sağ tıklayıp kaydediyorum zaten fotoğrafları?

Creative Commons lisansı sayesinde, başkasının fotoğrafını çalmadan, kimsenin hakkına girmeden, büyük bir arşiv içerisinden ücretsiz olarak kullanabileceğiniz fotoğraflar bulabilirsiniz. Bir fotoğrafın internette bulunuyor olması, kimseye onu izinsiz kullanma hakkı vermez. CC lisansı sayesinde ne siz üzülüyorsunuz, ne de fotoğrafı çekenler. Kazan-kazan denir ya hani. Kullanmak istediğiniz fotoğrafı, onu paylaşmak isteyenlerden alıyorsunuz. Onların ismini verip, gerekiyorsa linkini verip kullanıyorsunuz.

Çektiği fotoğrafı bedava dağıtan birine teşekkür etmek gerekmez mi zaten?

İlgili dış bağlantılar:
CC lisanslı fotoğraf arama
Mobil Yazılar'ın Flickr'daki CC fotoğrafları
Creative Commons hakkında Vikipedi sayfası

Telefon fiyatları

Samsung, HTC, Apple, Sony gibi büyük markaların en iyi akıllı telefonlarından ve ilgimi çeken diğer modellerden oluşan bir fiyat listesi derledim. Sizin de işine yarayabileceğini düşünerek Mobil Yazılar'da paylaşmak istedim. Fiyatlar Mayıs 2014'e aittir ve resimde belirtilen üç markanın internet sitesinden alınmıştır.



Özellikle LG G2 dikkatimi çeken telefonlardan biri, ancak biraz daha beklemek lazım sanki. Yakında LG G3'ün çıkması bekleniyor, belki fiyat daha da düşebilir. Yeni Samsung Galaxy S5 ile yarışamaz elbette ama fiyatı biraz daha düşerse Samsung Galaxy S4'ten çok daha iyi bir seçenek olabilir. Bir-iki problemi var elbette, örneğin MicroSD kart yuvasının olmaması ve bataryasının kullanıcı tarafından değiştirilemiyor olması.

HepsiBurada.com, Vatan Bilgisayar ve Bimeks'in fiyatları arasında kimi zaman 300 TL'ye varan farklar olabilmesi dikkat çekici. Belirli bir mağazanın hep en ucuz olduğunu söylemek de olası değil. Satın almadan önce farklı mağazalardan fiyat araştırmakta fayda var. Belki ilerleyen zamanlarda fiyat değişimlerini de gösteren bir tablo oluşturabilirim.

Bu yazı ve bu sitede yayınlanan bütün diğer yazılar Mobil Yazılar tarafından yazılmıştır ve bütün hakları Mobil Yazılar'a aittir. Başka bir yayında yayınlanamaz. Sitenizin, forumunuzun, blogunuzun ticari amaç taşıyıp taşımaması farketmez. Daha fazla bilgi için lütfen alıntı kurallarına bakınız.

İpucu: Sony Xperia telefonlarda sözlükten kelime silmek

Sony Xperia telefonunuzu uzun süredir kullanıyorsunuz. Klavyeyi pek çok kereler kullandınız ve pek çok sefer de yanlış kelimeler yazdınız. İşin kötüsü, telefonunuz bu kelimeleri kaydetti ve artık hatalı kelimeler klavyeyi kullanırken her seferinde karşınıza çıkıyor. Nasıl düzeltebilirsiniz?

Aşağıdaki resimde de görülen Ayarlar - Dil ve Klavye - Xperia Klavye - Metin Giriş Ayarları - Sözcüklerim yolunu takip ettiğinizde, karşınıza yazdığınız kelimelerin tam listesi çıkıyor. Bu listeden herhangi birinin üzerine uzun bastığınızda bir menü açılıyor. Buradan kelimeyi silebilir ya da düzeltebilirsiniz.

DAHASI VAR: Tüm Sony Xperia ipuçlarına göz atmak isterseniz, buraya tıklayınız.

Resme tıklayarak büyütebilirsiniz.

Patronun mesajını bir daha gözden kaçırma! Gmail'de e-posta filtreleme ve etiketleme

Google'ın son dönemde özellikle de G+ ile yaptıkları sinir bozucu olsa da, Gmail kullanmaktan vazgeçemiyorum. Gmail'de pek çok kullanışlı özellik var, bunlardan biri de renkli etiketleme özelliği.

E-posta kutusu dolup taşan biriyseniz, belirli kişilerden gelen e-posta mesajlarını etiketleyerek hem gözden kaçmalarını engelleyebilir, hem de gruplara ayırabilirsiniz. Patrondan gelen mesajın yanında kırmızı artalanlı kocaman bir PATRON yazısı, ya da eşinizden gelen bir mesajın yanında dikkat çekici başka bir renkli EŞİM yazısı kullanabilirsiniz. Gelen onca mesaj arasında önemli olanları görsel olarak ayırt etmek böylece çok daha kolay olacaktır. Ayrıca sol menüden etiketinize tıklayarak bir kişiden gelen tüm mesajları bir arada da görebilirsiniz.

Peki nasıl yapacağız bunu?
  1. Sol taraftaki menüde, fare işaretçisini biraz daha aşağıya getirdiğinizde "More-Daha fazla" seçeneği çıkıyor. Buna tıklayın.
  2. Menü aşağı doğru uzayarak açılacaktır. Menünün altında "Create label-Etiket oluştur" düğmesi göreceksiniz, bu düğmeye tıklayın.
  3. Açılan diyalog kutusunda size isim soracak. Bir isim (Örneğin "PATRON") yazıp "Create-Oluştur" düğmesine basın.
  4. Şimdi tekrar sol menüye bakın ve oluşturduğunuz etiketi bulun. Fare işaretçisini bu etiketin üzerine getirdiğinizde sağ tarafında bir ters üçgen çıkıyor. Buna tıklayın.
  5. Açılan menüde "Label color-Etiket rengi" seçeneğine gelin. Buradan istediğiniz rengi seçin.
Etiketi oluşturdunuz ama, etiket kendi başına bir işe yaramıyor. Bunu bir e-posta adresi ile ilişkilendirmek lazım. Bunun için şu adımları takip ediyoruz:
  1. Sağ üst köşedeki çark şeklindeki ayarlar düğmesine tıklayın.
  2. Açılan menüden "Settings-Ayarlar" seçeneğine tıklayın.
  3. Açılan sayfanın üst tarafındaki linkler arasında "Filters" yazılı olana basın.
  4. Bu sayfanın en altındaki "Create new filter-Yeni filtre oluştur" linkine tıklayın.
  5. Yukarıda bir diyalog kutusu açılacak. Bu kutuya filtrenin şartlarını yazıyoruz. Örneğin mobilyazilar@gmail.com adresinden gelen mesajları filtrelemek için "From-Kimden" kısmına bu e-posta adresini yazabilirsiniz. İsterseniz mesajın başlığındaki kelimelere, eklentisi olup olmamasına ve benzeri kriterlere göre de filtreleme yapabilirsiniz.
  6. Diyalog kutusunun alt köşesindeki "Create filter with this search-Bu arama ile bir filtre oluştur" linkine tıklayın.
  7. Filtrelenmiş e-posta mesajları ile ne yapmak istediğiniz sorulacak.
  8. "Apply the label-Etiket uygula" seçeneğinin yanındaki "Choose label-Etiket seç" düğmesine tıklayın ve az önce oluşturduğumuz etiketi seçin.
  9. Filtrenin daha önceden gelmiş olan mesajlara da uygulanmasını isteyeceksiniz muhtemelen. Bunun için "Also apply filter to matching conversations-Eşleşen mesajlara da filtre uygula" seçeneğini işaretleyin.
  10. "Create filter-Filtreyi oluştur" düğmesine basın.
Böylece belirli adreslerden gelen mesajları gelen kutunuzda renklendirilmiş olarak görebileceksiniz. Ben bu özelliği uzun süredir kullanıyorum ve işimi çok kolaylaştırdığını itiraf etmeliyim. Bu
etiketler cep telefonunuzdaki Gmail uygulamasında da sizi yalnız bırakmıyor.

Yukarıdaki açıklamalar karışık görünebilir, ancak bunun sebebi yapmanız gerekenleri adım adım yazıya dökmüş olmam. Bir kere denedikten sonra iki dakikada yapılabildiğini göreceksiniz.

Burada etiket odaklı olarak anlattım ama Gmail filtreleri ile pek çok şey yapabilirsiniz.
  • Önemli kişilerden gelen mesajları öne çıkarmak
  • Önemsiz mesajları doğrudan silmek ya da Spam kutusuna göndermek
  • Takip etmek istediğiniz bir anahtar kelimeye sahip olan mesajları kaçırmamak (Örneğin "Problem" ya da "Sorun" yazan mesajlar)
  • Belirli içeriklere sahip mesajları silmek (Örneğin sosyal medyadan ya da şirketlerden gelen istenmeyen mesajlar)
  • Belirli kişilerden gelen mesajları tek bir grup altında görebilmek
  • Sonra okumak istediğiniz mesajları doğrudan arşive göndermek
  • Önemli kişilerden gelen mesajların Spam kutusuna düşmesini önlemek
  • Önemli mesajları başka bir e-posta hesabına yönlendirmek
Bu yazıyı sizin için yazdım. Beğendiyseniz sizden tek isteğim, Mobil Yazılar’daki diğer yazılarıma da göz atmanız. Mobil Yazılar ana sayfasına gitmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Ekran görüntüleri: Domenico. Creative Commons lisansı ile kullanılmıştır.

İpucu: MacOS'de ses düğmelerinin sesini kapatmak

Ses çıkartan ses düğmeleri: Ne kadar mantıklı değil mi! MacBook Air'de F10 tuşuna ses açma-kapama, F11 ve F12 tuşlarına ise ses azaltma ve yükseltme görevi verilmiş. Windows PC'lerde Fn tuşu ile yaptığınız bu işleri MacBook'ta direkt basarak yapıyorsunuz. Burası mantıklı. Ama bu tuşlara bastıkça "blip blip" bir ses geliyor. Bu hiç mantıklı değil, özellikle de film izlerken ya da sunum yaparken.

Bu "özelliği" kapatmak için ekranın sol üst köşesindeki Apple logosuna tıklayın, açılan menüden "Sistem Tercihleri"ni seçin. Açılan penceredeki "Ses" ikonuna tıklayın. Aşağıdaki resimde gördüğünüz pencere açılacak. Buradaki "Ses yüksekliği değiştiğinde geri bildirim çal" maddesinin işaretini kaldırın. Artık sessiz olmanız gerektiği anlarda MacBook'unuzun "ses kısma düğmesi" sizi utandıramayacak.


MacBook ile ilgili diğer yazılarıma da göz atmak isterseniz:
MacBook Air dokunmatik değil ama...

Android için bol özellikli takvim: aCalendar

Takvim hayatınızda önemli bir yer tutuyorsa, benim gibi ideal takvimi bulmak için çaba harcıyorsunuzdur herhalde. Windows Phone 8.1 güncellemesi ile Microsoft'un mobil işletim sistemi de "Haftalık görünüm" seçeneği olan bir takvime kavuşmuş. Bunu duyunca Windows Phone'un "Aylık görünüm" seçeneğinde de bir gelişme var mı diye kontrol ettim. WP 8.1'in varsayılan takviminde hâlâ aylık görünümde randevuların yazılarını göremiyorsunuz.

Bu vesileyle Android işletim sistemli telefonlar için piyasada bulunan pek çok takvim programından birisi olan aCalendar isimli ücretsiz uygulamadan bahsetmek istedim. aCalendar ücretsiz ama, ücretli olsa yeriymiş, onunla tanıştığımdan beri ondan vazgeçemiyorum. Öyle ki Sony Xperia Sola kullanıyorum ve Sony'nin varsayılan takvimine hiç elimi sürmüyorum.

aCalendar, pek çok özelliğinin yanı sıra, benim istediğim iki şeyi çok iyi yapıyor: Haftalık ve Aylık görünümler. Bu görünümlerde randevuların metinleri de gözüküyor ve böylece bir bakışta programınızda neler olduğunu görebiliyorsunuz.

Mobil Yazılar'ın tavsiyesi!

İpucu: iOS'de web sayfalarının metinlerini e-postalamak

iPhone ve iPad'in standart internet tarayıcısı olan Safari'de bir web sayfasını arkadaşınızla paylaşmak istediğinizde paylaşım düğmesine basarsınız ve açılan pencereden istediğiniz seçeneği seçersiniz. Bunu zaten yapmışsınızdır. Mesela bir sitenin linkini e-posta ile göndermişsinizdir.



Ancak Safari'de web sayfasını e-posta aracılıyla paylaşmak istediğinizde sayfanın sadece linki paylaşılıyor. Sayfanın içindeki yazıları paylaşmak istiyorsak? O zaman yapmamız gereken basit: Adres çubuğundaki "Okuyucu" düğmesine basıp, ardından paylaşım düğmesine basmak.



Okuyucu düğmesine bastığınızda Safari sayfayı gereksiz öğelerden arındırıp sadece yazıyı gösteriyor biliyorsunuz. Bu haldeyken paylaşım düğmesine basıp, e-posta seçeneğine tıkladığınızda sayfanın hem linkinin, hem de metninin e-posta mesajına eklendiğini göreceksiniz.



Kaydetmek ya da sonra okumak istediğim bazı sayfaları kendime e-postalamak için bu yöntemi sıklıkla kullanıyorum. Sayfa silinse de, içeriği değişse de bende yedeği olmuş oluyor.



MacBook Air incelemesi ve ipuçları için şu linke tıklayabilirsiniz: http://mobilyazilar.blogspot.com.tr/search/label/MacBook

iPhone ve iPad ile ilgili yazdıklarım için: http://mobilyazilar.blogspot.com.tr/search/label/iPhone ve http://mobilyazilar.blogspot.com.tr/search/label/Apple%20iPad

Bu yazı sizin için Mobil Yazılar tarafından yazılmıştır.

Adı üstünde: Kindle Bilgi Deposu

Bir Amazon Kindle'ınız varsa ve bu cihazla neler yapabileceğinizi, cihazın sınırlarını ne kadar zorlayabileceğinizi merak ediyorsanız, adı üstünde bir site olan "Kindle Bilgi Deposu"na bir bakmanızı tavsiye ederim. "E-kitap nedir?"den Calibre programının kullanımına, e-kitap düzenlemeden alternatif işletim sistemlerine kadar pek çok konuda yazılar ve bağlantılar bulabilirsiniz. Siteye ulaşmak için şu bağlantıya tıklamanız yeterli: http://kindlebilgideposu.wordpress.com/



Ben de Mobil Yazılar'da Kindle ve e-kitaplar hakkında çeşitli yazılar yazdım. Onlara da aşağıdaki bağlantılar üzerinden ulaşabilirsiniz.

İlgili linkler:
E-kitap üzerine yazılarım
Kindle üzerine yazılar, incelemeler, ipuçları

Mobil Yazılar, 2014. Yukarıdaki fotoğraf Mobil Yazılar tarafından çekilmiştir ve Creative Commons lisansı ile dağıtılmaktadır. Mobil Yazılar tarafından çekildiğini belirtmek ve link vermek şartı ile sitenizde ücretsiz olarak kullanabilirsiniz. 

Tiny Tower'ı yapanlar bunu da yapmış: Disco Zoo

Daha önceden Mobil Yazılar'da "Aman başlamayın" diye paylaştığım Tiny Tower'ı yapan NimbleBit, yeni bir oyun daha çıkardı: Disco Zoo. Bu oyun da Tiny Tower'a benzer mantıkta, yani siz oynamasanız da oyun dünyasında bazı değişiklikler oluyor. Ara sıra oyunu açıp bakmazsanız oyun ilerlemiyor, para kazanamıyorsunuz.

Oyun mekaniği böyle, peki konusu ne? Bir hayvanat bahçeniz var ve hayvanlar "uyanık kaldıkça" para kazanıyorsunuz. Her hayvanın belirli bir uyku döngüsü var, belirli aralıklarla uykuya dalıyor. Hayvanat bahçenizdeki hayvan sayısını ve çeşidini artırmak, hayvanların da uyanık kaldıkları süreleri uzatmak için "Safariye çıkıp" hayvanları "kurtarmanız" gerekiyor. Bunu yapmak için de bir oyun içinde oyun var. Bir alandaki bölmelerin altında gizlenmiş olan hayvan paternlerini tamamlayarsanız, o hayvanı hayvanat bahçesine eklemiş oluyorsunuz. Her hayvan için ayrı bir patern var, dolayısıyla nerelere tıklamanız gerektiğini tahmin edebiliyorsunuz.

Gelelim sorunlara. Büyük sorunlardan başlayalım mı? "Hayvanat bahçesi" denilen şey başlı başına problemli iken, bu oyunun hayvanları yakalamayı "kurtarma" olarak nitelemiş olması, buna ek olarak "hayvanları zorla uyanık tutarak para kazanma" fikrine dayanması, büyük bir sorun. Biliyorum, bu bir oyun, ancak oyunda bu açıdan bir sorun olduğunu da belirtmek zorundayım.

Daha basit sorunlara gelirsek: Oyun yeterince derin değil. Bir hafta içerisinde belli bir aşamaya gelip oyundan sıkılabilirsiniz. Tiny Tower'daki durumun aksine, kısa sürede yapılabilecek ya da keşfedilecek bir şey kalmadığını fark ediyorsunuz. Belki de bu açıdan Tiny Tower'dan daha iyidir: Alışkanlık yapamıyor.

Sonuç olarak, Disco Zoo oynamazsanız hiç bir şey kaybetmeyeceğiniz, oynarsanız da bir-iki hafta sizi eğlendirebilecek, ama çok fazla bir şey vaat etmeyen ücretsiz bir oyun.

Ayrıca bakınız:
Tiny Tower: Hiç başlamayın!
iOS (iPhone-iPad) oyunları

Dış bağlantılar:
"Kopya çekmek için" patern listesi
Disco Zoo'yu iTunes'dan indirmek için

MacBook Air ön-incelemesi

Bir MacBook Air aldım. Benim satın aldığım cihaz i5 işlemcili MacBook Air 13” (2013) modeli. Mobil Yazılar’ı takip edenler “Ey yazar, hep küçük modellerin peşinden koşuyorsun, MacBook’unu niye büyük aldın?” diyor olabilir. Doğrusu sürekli yanımda taşımayı düşünmüyorum bu cihazı, bundan dolayı da ekranı biraz büyük olsun istedim. Aslında aklım 11” modelde kalmadı değil. Benim aldığım modelin fiyatı 2600 TL civarındaydı.



Biliyorsunuz, incelemelerde benchmark’lar falan yapmayı sevmiyorum. O tip incelemeleri başkaları yapıyor zaten. Ben cihazların günlük hayatta ne kadar kullanışlı olduğuyla daha çok ilgileniyorum. Aslında bu açıdan bakınca MacBook Air’i tek kelime ile özetlemek mümkün: Lüks! Ama öyle “Satılık lüks daire” ya da “Lüks tuvalet fırçası”ndaki lükslerden değil bu. Lüks derken, “En iyi özellikli bilgisayar” ya da “En yüksek perfomanslı bilgisayar” falan da demiyorum. MacBook Air’in derdi onlar değil zaten. MacBook Air lüks, çünkü ince, hafif, SSD diski, aydınlatmalı klavyesi, müthiş bir touchpad’i var, ekranı harika görünüyor, sesi iyi çıkıyor, pil ömrü muazzam ve fan sesi sıfır! Başka cihazlarda bunların hepsini bir arada buluyorsanız, bir MacBook Air’den daha az para vermiyorsunuz.

Sondan başlayalım: MacBook Air, normal kullanımda fan sesi çıkarmayan bir bilgisayar. Az demiyorum: Sıfır diyorum. Bu, fan sesinden nefret eden benim gibi biri için o kadar güzel bir özellik ki! Tabletlerin fan sesi olmamasından her zaman bir artı özellik olarak bahsediyorum. Bu bilgisayarda o iğrenç sesten uzakta çalışma konforunu yaşayabilirsiniz.

Pil ömrü muazzam. 10 saat civarında pil ömrü var bu size şarj aletinin yerini unutma özgürlüğünü veriyor.



Genelde küçük ve hafif dizüstü bilgisyarların sesi az çıkar, şikayet konusu olur. Gerçi büyük ve hantal bilgisayarlarda da oluyor bu durum. Ama MacBook Air’de ses yüksek ve iyi çıkıyor.

MacBook Air’in ekranı retina olmadığı için eleştiriliyor ama, henüz retina ekranlı bir cihazı uzun süre kullanmadığımdam olsa gerek, hiç mi hiç aramıyorum. Ekran parlaklığı yüksek ve görüş açıları iyi.

Touchpad, herhalde bir MacBook’un en çok dikkat çeken parçasıdır. O kocaman touchpad’e gerek var mı? Hem de nasıl. Kullandığım en rahat touchpad MacBook Air’de. Ayrıca, daha önceden de yazdığım gibi, işinizi kolaylaştıracak pek çok özelliğe sahip.

Aydınlatmalı klavye başka cihazlarda da bulunuyor, MacBook’a has değil, ancak onsuz bir MacBook “lüks” olmazdı herhalde. Parlaklık seviyesini de isteğinize göre ayarlayabiliyorsunuz.

MacBook Air’in 128 GB SSD diski var. Sıradan hard diskler yerine SSD’ye sahip olması, hem hızlı, hem de sessiz olmasına katkı sağlıyor. Bugünün terabyte dünyasında az bir miktar olduğuna katılıyorum, ama yetersiz de değil.

MacBook Air’den daha ince ve hafif notebook’lar var elbette, ama MacBook Air asla adi veya kırılacakmış gibi durmuyor.

Ayrıca MacOS X Mavericks işletim sistemi Windows’tan farklı olsa da, oldukça eğlenceli ve hız kazandırıcı özellikler barındırıyor. MacOS’e alışmak hem zor, hem de değil. Zor, çünkü klavye kısayollarını bile yeniden öğrenmeniz gerekiyor. CTRL+Z yok mesela, CMD+Z var. Ya da Safari internet tarayıcısında F5 tuşuna basarak sayfayı yenileyemiyorsunuz, onun yerine CMD+R tuşlarına basmanız lazım. En enteresanları ise DELETE tuşu ile ENTER tuşu. DELETE diye bir tuş yok zaten, BACKSPACE var. FN+BACKSPACE tuşlarına bastığınızda “delete” yapıyorsunuz. ENTER tuşunun ilginçliği ise şu: Seçili dosyayı ENTER ile açamıyorsunuz. ENTER’a bastığınızda seçili dosyanın adı değişiyor. Bana mantıksız geliyor ama uzun süredir Apple kullananlar “Gayet normal, senin Windows yanlış çalışıyor” diyorlar. Neyse, bunlar ayrı bir yazının konusu. Hem zor, hem de değil demiştim ya, işi çoğunlukla internette olanlar için zor değil, çünkü internet siteleri her platformda aynı.

Sonuç olarak MacBook kullanması çok keyifli bir dizüstü bilgisayar. Elbette yukarıda bahsettiğim gibi alışması zaman alan farklılıklar var. UltraBook almayı düşünenlere bir de MacBook’a bakmalarını tavsiye ederim.

Ancak şahsen Windows’tan yakın zamanda vazgeçemeyeceğimi belirtmek zorundayım. MacBook Air iyi bir “ikinci bilgisayar” ya da “keyif bilgisayarı” diyelim.

MacBook Air ile ilgili paylaştığım, kimisi de bu incelemenin devamı niteliğinde olan yazılarımı okumak için şu linke tıklayabilirsiniz: http://mobilyazilar.blogspot.com.tr/search/label/MacBook

Mobil Yazılar, 2014. Bu yazı sadece mobilyazilar.com ve mobilyazilar.blogspot.com adreslerinde yayınlanmak üzere yazılmıştır. Böyle bir not yazmak zorunda kaldığım için okurlarımdan özür diliyorum, ancak siz rahat okuyun diye full feed özelliğini açtığımdan beri içerik hırsızları Mobil Yazılar'ın içeriğini yeniden kopyalamaya başladı.

İlginizi çekebilir:

Anket: Calibro e-kitap okuyucusu hakkında ne düşünüyorsunuz?

 
Web Analytics