Notebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Notebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Kasım 03, 2013

Acer V5 122p (AMD A6) incelemesi: Küçük, hafif, dokunmatik

Acer V5 122p'nin AMD A6 işlemcili modelini satın aldım. İnternette yaptığım araştırmalarda bu modele dair pek fazla bilgiye ulaşamadığımdam biraz şüphelerim vardı doğrusu. Ancak şu ana kadar cihazdan memnun kaldım.



Acer V5 122p'nin AMD A4 işlemcili modeli de var. A4 modeli Teknosa'da satılıyor ve çift çekirdekli. Benim aldığım model ise dört çekirdekli A6-1450 modeli. Aradaki fiyat farkı çok düşük olduğu için daha güçlü olan modeli tercih ettim. Benim aldığım modelde 4 GB RAM ve 320 GB HDD var. Ayrıca AMD Radeon HD 8250 grafik çipi bulunuyor.

Mobil Yazılar'ı takip edenler bilirler, küçük cihazları severim. Bu cihaz da 1.4 kilogram ağırlığında. Netbook'lar kadar yani. Windows 8 yüklü geliyor ve dokunmatik ekranı var. Yeni Windows'u dokunmatik ekran ile kullanmak çok daha iyi oluyor.



Dış görünüş: Cihaz plastik, ama metal gibi görünüyor ve çok şık duruyor. Ben gri renklisini aldım. Mavi renklisi de var ama, o çok iyi gelmedi gözüme.

Performans: Şu ana kadar herhangi bir problemle karşılaşmadım. Yeni dokunmatik IE 10'da pek çok sekme açılı olduğu halde gözle görünür bir yavaşlama yok. YouTube videolarını HD olarak izleyebiliyorum. Oyun kurmadım ama Acer V5 122p'yi oyun bilgisayarı olarak almanız hata olur zaten.

Ekran: Cihazın 11.6 inç büyüklüğündeki, 1366x768 piksel çözünürlüğündeki LED ekranı güzel görünüyor. Parlaklık seviyesi biraz daha yüksek olabilirmiş ama renkler canlı, görüş açıları iyi. Benzer özelliklere ve fiyata sahip cihazların (örneğin Asus X202'nin) ekranına göre çok daha kaliteli gözüküyor. Parlak ekran olduğu için yansımalar biraz problem olabiliyor.



Dokunmatik: Acer V5 122p'nin ekranı dokunmatik. Şu ana kadar hiç bir sorunla karşılaşmadım Allah'a şükür. Windows 8'li bilgisayarların şu "metro" arabirimi dokunmatik ekranlara göre tasarlanmış zaten. Dokunmatik olmasa Windows 8 çok daha keyifsiz olurdu. Dokunmatik özelliğine çok çabuk alışılıyor. Hatta artık evdeki diğer bilgisayarların ekranına dokunurken buluyorum kendimi.

Klavye ve touchpad: Daha önce incelemesini yazdığım Acer 5755G'nin klavyesi hiç hoşuma gitmemişti. Acer V5 122p ile ise şu ana kadar bir problem yaşamadım. Bazı modellerde klavyenin alttan aydınlatması var ama benim aldığım modele koymamışlar. Doğrusu bu biraz hayal kırıklığına sebep oldu. Touchpad'inde hoşuma gitmeyen tek şey kullandıkça parmak izlerinin çıkması dolayısıyla kötü görünmesi.

Pil ömrü: Cihazın zayıf noktalarından biri pil ömrü. Rakipleri iki kat, hatta üç kat daha fazla pil ömrü vaat ederken, Acer V5 122p sadece 3,5 saat pil ömrü sunabiliyor. Bataryası değişmiyor, ama yeni trend bu biliyorsunuz.



Taşınabilirlik: Cihaz küçük ve hafif. Şarj aleti de küçük sayılır. Pil ömrü uzun olsaydı şarj aletini çantaya atmaya bile gerek kalmayabilirdi. Şarj aleti tartıya koyduğumda 185 gram geliyor. Normal notebook'ların şarj aletlerinin 350-400 gram gelebildiğini düşünürseniz, son derece hafif. Hatta Samsung N150 netbook'un şarj aleti bile 270 gram geliyor.

Portlar: 2 USB (biri USB 3 destekli), 1 Mini DisplayPort, 1 SD kart okuyucu.

Sonuç: AMD A6 işlemcili Acer V5 122p sıradan kullanıcıların ihtiyacını karşılayabilcek hafif bir bilgisayar. Ancak fiyatının biraz düşmesi gerektiğini düşünüyorum.

Dikkat edilmesi gerekenler: Yanlışlıkla A4 işlemcili olanı almamaya dikkat edin. Ayrıca cihazın 15 farklı varyasyonu var. Ciddiyim, tam 15 farklı Acer V5 122p var. Dolayısıyla satın almadan önce cihazın üzerindeki etikete ve donanım özelliklerine bakın. Mağazaların internet sayfalarında yazanlar yanlış olabiliyor, dikkat edin.

Acer V5 122p kime göre? Hafif bir bilgisayar isteyenler. Netbook'unu yenilemek isteyenler. Bilgisayarını ofis programlarını kullanmak ve internete girmek dışında işler için kullanmayanlar.

Kime göre değil? Ofisinde ethernet portu ile internete bağlanan, VGA bağlantısı ile projektöre ya da harici ekrana bağlanmak isteyenler. Oyun severler. Yüksek performans isteyenler. Web kamerasını kullanarak görüşme yapan ve kameradan yüksek kalite bekleyenler. Fişten uzakta saatler geçirenler.

Artıları:
Küçük ve hafif.
Ekranı dokunmatik.
Çok şık görünyor.
Ekranında renkler canlı, görüş açıları iyi.

Geliştirilebilecek yönleri:
Ekranın parlaklığı daha yüksek olabilirdi.
VGA ve Ethernet portları bulunabilirdi. Bazen gerekiyor!
İşlemci GHz olarak daha yüksek olabilirdi.
Fiyatı biraz yüksek, daha düşük olabilirdi.
Bataryası değiştirilebilse iyi olurdu.

Eksileri:
Web kamerası kaliteli görüntü vermiyor.
Rakiplerinin pil ömrü çok daha iyi.
Kafa karıştıran pek çok farklı modeli var. 

Bu yazı sizin için Mobil Yazılar tarafından yazılmıştır. Memnun kaldıysanız lütfen buraya tıklayarak diğer yazılarıma da bakınız.

Cumartesi, Aralık 15, 2012

Ucuz notebook (netbook) devri kapandı

Netbooklar: Küçük, şirin, uygun fiyatlı notebooklar. Zamanında "MSN bilgisayarı" diyenler vardı bunlara. MSN'in devri nasıl kapandıysa, netbookların devri de öyle kapandı. MSN'in yok olduğuna üzüldüğümü söyleyemem, ama netbookların bu kadar çabuk silinip gitmesini istemezdim doğrusu. Peki ne oldu da netbookların modası geçti?

Sanırım ajandam Eee PC'yi kıskanıyor.

Asus Eee PC ile başlamıştı netbook çılgınlığı. İlk fırsatta gidipi bir tane almıştım. Çünkü o zamana kadar teknolojinin küçüğüne sahip olmak, cüzdanın hafiflemesi anlamına geliyordu. Geçenlerde Eee PC'mi tekrar çalıştırdım. Hafızasının ne kadar az olduğunu unutmuşum. Pek bir işime yaramadı, tekrar koydum kutusuna.

Eskiden teknolojinin küçüğüne sahip olmak, cüzdanın hafiflemesi anlamına geliyordu.O zamanlara geri mi dönüyoruz yoksa?

İlk netbookun ardından daha yüksek hafızalı, daha büyük ekranlı, daha hızlı işlemcili, daha uzun pil ömürlü, daha, daha, daha... derken ne oldu? Elbette daha pahalı, daha ağır, daha sıradan oldu netbooklar. Belki de çoğunluk için ideal denge bulundu ama bu sefer de şu iki sorun ortaya çıktı: 1) Ucuz bilgisayar satmak üreticilerin işine gelmiyordu. 2) Web teknolojisi netbook teknolojisinden daha hızlı gelişiyordu.

İnternet sayfaları netbookların düşük çözünürlüklerine sığmamaya başladı. Aynı zamanda öyle yüklü, öyle karmaşık hale geldi ki bu sayfalar, netbooklardan internete girmek işkence haline gelmeye başladı.

Ama durun, daha bitmedi. One more thing! Netbookları öldüren üçüncü darbe neydi? Elbette Apple iPad!

İnsanların medya tüketimi internete kayıyor; internet ise yatağa, kanepeye doğru kayıyor. Artık "masaüstü" bilgisayar devri bitti. İnsanlar artık elektrikli süpürge gibi ses çıkartan, yer kaplayan, içi dışı tozlanan hantal bilgisayarlar istemiyorlar. Çalışmak istiyorlarsa, notebooklarını koyuyorlar dizlerinin üstüne, rahat rahat çalışıyorlar. Ama bir klavyeye ya da Windows'un gücüne ihtiyaçları yoksa, onu da yapmıyorlar. Alıyorlar iPad'lerini ya da Android tabletlerini, yattıkları yerden istedikleri sitede geziyorlar. Öyle bir duruma geldik ki bir tablete sahip olmak, bilgisayar sahibi olmaktan daha ucuza gelmeye başladı. Son çıkan iPad Mini'nin (yeni çıkmasına rağmen) 740 lira başlangıç fiyatı olduğunu ve ne kadar taşınabilir bir cihaz olduğunu hatırlatmama gerek var mı?

Artık çocuklar bile oyunlarını iPad'den oynuyor. 


Fotoğraf: Bramus! Creative Commons lisansı ile kullanılmaktadır.

Yer kaplayan, bir sürü kablosu falan olan o kocaman masaüstü bilgisayar evi terk ediyor. 

Dolayısıyla netbookların çoğunluk için pek bir avantajı kalmadı. Benim gibi VGA ve Ethernet portlarına, iş yerinin sadece Windows'ta çalışan yazılımına falan ihtiyacınız varsa, bir de ucuz olsun diyorsanız, belki bir netbook alabilirsiniz. Ama artık çocuklar bile oyunlarını iPad'den oynuyor. Anne-babalar için iyi haber olsa gerek. Yer kaplayan, bir sürü kablosu falan olan o kocaman bilgisayar evi terk ediyor.



Fotoğraf: Supreme_NKH. Creative Commons lisansı ile kullanılmaktadır.

Tabletlere ne kadar bayılsam da, dedim ya, benim Windows'a ihtiyacım var ve küçük ama ucuz bilgisayar rüyasının bitmiş olması canımı sıkıyor. Şimdi yine küçük bilgisayarlar yapıyorlar, hatta dokunmatik olanını da yapıyorlar, ama bir güzel de kazıklanıyorsunuz. Sony Vaio Duo 11 müthiş bir Windows 8'li bilgisayar. Tasarım harika. Aradığım her özellik de var. Peki fiyatı nasıl sizce? 2900 TL. Allah aşkına, bu nasıl bir fiyattır. İnsaf yahu. Gider 3D TV falan alırım o fiyata. Ya da bir Sony RX-100 fotoğraf makinesi alırım, üstüne de bir LED TV alırım! Bir de Lenovo Thinkpad Twist var merakla beklediğim, bakalım onun fiyatı nasıl olacak.

Çarşamba, Ağustos 08, 2012

Acer Aspire 5755G incelemesi

Küçük bilgisayarları hep sevdim. Satın aldığım ilk netbook Asus’un Windows yüklü gelen ilk Eee PC’siydi. Şehrime gelir gelmez bir tane aldım. O zamanlar netbook’lar yaygın olmadığı için fazlasıyla dikkat çekiyordu. Şimdiki netbook’lardan bile küçüktü boyutları, ancak bu durum bir süre sonra harici bir monitör, birer klavye ve fare bağlama ihtiyacını doğurmuştu. Ancak hem evde hem de iş yerinde bu düzeni kurunca son derece rahat etmiştim. Evde büyük ekran ve klavye ile kullanıyordum, işe giderken kabloları söküp çantama atıp işte aynı şekilde ekranı, klavyeyi bağlayıp rahat rahat kullanıyordum. Gerektiğinde rahat kullanım, gerektiğinde mobilite. Biraz performans güncellemesi yapmak istedim, bir LG netbook satın aldım. O da aynı düzende beni bir süre idare etti, ancak bir noktadan sonra netbook performansı bana yetmemeye başladı. Ben de normal bir dizüstü bilgisayar aldım: Acer 5755G.



Doğrusu daha fazla performanslı ama daha az mobilite sunan seçeneği bir süre denemek istedim. Sonuçta o yine de bir dizüstü bilgisayardı ve eski bilgisayarlar kadar ağır da değildi. Intel Core i5 2430M 2.4GHz işlemci, 2 GB RAM’li NVIDIA GeForce GT 540M işlemci, 15.6” LED ekran, 4 GB DDR3 RAM, DVD yazıcı, 500 GB HDD ve USB 3 desteği. Cihazda Windows 7 Home Premium 64 Bit yüklü. Ben aldığımda Acer 5755G’nin fiyatı 1390 TL idi. Vatan Bilgisayar’ın indirim kampanyalarından birinden faydalanmıştım. Karşılaştırdığımda fiyatın gerçekten uygun olduğunu görmüştüm, ancak buradan Vatan Bilgisayar’a söylemek istediğim bir şey var: Bilgisayarı almaktan neredeyse vazgeçiyordum. Bazı çalışanlarınız indirim dönemlerinde yoğunluktan bunalıyor ve dolayısıyla kaliteyi iyice düşürüyorlar. Ben sizi müşteri hizmetleriniz kaliteli olduğu için tercih ediyordum, haberiniz olsun! Bunu kaybederseniz beni de kaybedersiniz.



Neyse, cihaza dönelim. Şunu belirtmeliyim ki benchmark’lar falan yapıp bir sürü teknik detaydan bahsetmek istemiyorum. Normal bir kullanıcı olarak yaşadığım deneyimi paylaşmak istiyorum. Bir kere, netbook’umun Atom işlemcisinden Core i5’e geçince performans farkını -doğal olarak- ciddi biçimde hissettim. İkincisi, pil ömrü ve ağırlık konusunda Acer dengeli bir cihaz üretmeyi başarmış, bu konuda kendilerini takdir ediyorum. Şu anda fişi çektiğimde 3 saat süre veriyor. Çok iyi değil ama, fişe yakınsanız çok kötü de değil. Cihazın ağırlığı ise 2,5 kg civarında. Tamam, netbook’lar gibi 1,5 kg değil ama, sırtınızda notebook ile şehir turuna çıkmayacaksanız çok da ağır değil.



Cihazda bir VGA portu, 3 USB portu (biri USB 3.0), bir HDMI portu, bir de MemoryStick kartları da okuyabilen kart okuyucu var. Bütün portlar yanlarda; cihazın arkasında bir şey yok. Aslında bir USB portunun da arkada olmasını tercih ederdim. Bazen kabloların görünürde olmasını istemiyorsunuz. Bir de, USB portlarının üç adetle sınırlı olması da iyi değil. Bir klavye, bir fare, bir de harici disk bağlarsanız başka bir şeye yer kalmıyor.

Cihazın günlük performansını şöyle anlatayım: Crysis çalıştırıyor :) Cihazın kendi ekranı HD çözünürlükte değil, 1366’ya 768 piksel çözünürlükte. Elbette bir HD ekrana bağlayıp HD çözünürlük de alabiliyorsunuz. Bununla birlikte daha düşük çözünürlükte oyunlar daha rahat çalışıyor. Crysis 2’yi 1366x768 piksel çözünürlükte rahat oynadım. HD çözünürlükte ise yavaşladı ve tadı kaçtı. Portal 2 ve Bioshock’da da bir problem yaşamadım. Ama her oyun böyle değil. Örneğin L.A. Noire’da bütün ayarları kısmama ve çözünürlüğü düşürmeme rağmen yavaşlığın önüne geçemiyorum. Son çıkan oyunları çalıştıracak bir oyun bilgisayarı gibi düşünmemek lazım. Crysis 2 gibi bir oyunu görsellikten çok fazla ödün vermeden çalıştırabilmesi ise oyun geliştiricilerinin başarısı sanırım.



Fan sesi oyun haricinde kabul edilebilir seviyelerde. Touchpad’in ise Synaptics olması ve saçma sapan multi-touch özelliklerine zorlamaması benim açımdan çok sevindirici.

İtiraf etmeliyim ki Acer 5755G’yi seçerken en uygun fiyata en performanslı notebook’u almaya çalışmıştım. Cihazın özellikleri iyi ama üretim kalitesini pek beğendiğimi söyleyemem. Özellikle ekranı ve klavyesi son derece hayal kırıklığına uğrattı. Ekrandaki görüntü hem harici monitörüme, hem de netbook’umun ekranına göre öyle kalitesiz ki, cihazı yakındaki başka bir elektronik mağazasına götürüp diğer notebook’lar ile karşılaştırmak zorunda kaldım (Sonuç? Hepsi aynı kalitesizlikteymiş!). Kontrast düşük, parlaklık az, renkler maviye çalıyor. Kırmızılar kırmızı gibi değil, beyazlar beyaz gibi değil. Klavyesi de ayrı bir sorunlu. Eğer harici klavye bağlayarak kullanmıyor olsaydım herhalde Acer 5755G’nin klavyesi beni çıldırtırdı. Tuşlara tek tek basarsanız sorun yok, ama normal yazım hızında bazı tuşlar bastığınızı algılamıyor ve bir cümle içinde iki kez eksik harf yazabiliyorsunuz. Bu cihazı çoğunlukla mobil olarak kullanacaksanız öncelikle mağazada iyi bir test etmenizi öneririm.

Sonuç olarak, Acer 5755G’nin benim kullanım stilime uygun bir bilgisayar olduğunu söyleyebilirim. Özellikler iyi, fiyat uygun. Sorun ise özellikle ekranda ve klavyede.

Acer 5755G’nin beğendiğim yönleri:

Performansı, ağırlık/pil ömrü dengesi, rahatsız etmeyen fan sesi, Synaptics touchpad’i, USB 3.0 portu, fiyatı.

Acer 5755G’nin beğenmediğim yönleri:

Klavyesi, ekranı, web kamerasının çalıştığını gösterir ışığının olmaması, USB portlarının 3 adetle sınırlı olması

İlgili linkler:
Digital Versus inclemesi
Mobil Yazılar'da netbook etiketli yazılar

İlginizi çekebilir: