Privacy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Privacy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Mart 31, 2014

E-posta hesabınıza girdik, bir arkadaşa bakıp çıktık!

Geçen gün bir Microsoft çalışanı hakkında şirket bilgilerini sızdırdığı iddiası ortaya atılmıştı. Konu ile ilgili detaylar ortaya çıkarken enteresan bir şey fark edildi. Microsoft bu çalışanı bağlantı kurduğu kişinin Hotmail hesabından takip etmişti, ama nasıl?

Microsoft'tan gelen açıklama, orijinal İngilizce metniyle, şu şekilde:
As part of the investigation, we took the step of a limited review of this third party's Microsoft operated accounts. While Microsoft's terms of service make clear our permission for this type of review, this happens only in the most exceptional circumstances. We apply a rigorous process before reviewing such content. In this case, there was a thorough review by a legal team separate from the investigating team and strong evidence of a criminal act that met a standard comparable to that required to obtain a legal order to search other sites. In fact, as noted above, such a court order was issued in other aspects of the investigation.
Diyorlar ki, şüphelinin Microsoft'ta bulunan hesaplarına şöyle bir baktık, zira lisans sözleşmemiz buna iznimiz olduğunu açıkça belirtiyor. Bu çok nadiren olacak bir şey diyorlar. Bir de, istesek mail hesabına bakmak için mahkemeden arama emri de çıkartabilirdik demişler.

İki şey dikkat çekici: (1) Arama emri çıkartabilirdik diyorlar, ama çıkartmamışlar. (2) Arama emrine ihtiyaçları yok çünkü tüketici olarak sizin, bizim, hepimizin e-posta hesabı alırken okumadan kabul ettiğimiz lisans sözleşmesi onlara e-posta mesajlarınıza bakabilme izni veriyor.

"Nasıl yani? Maillerimi okuyabilirler mi isterlerse?" O okumadığımız sözleşme ne diyormuş bakalım?
We may access or disclose information about you, including the content of your communications, in order to: (a) comply with the law or respond to lawful requests or legal process; (b) protect the rights or property of Microsoft or our customers, including the enforcement of our agreements or policies governing your use of the services; or (c) act on a good faith belief that such access or disclosure is necessary to protect the personal safety of Microsoft employees, customers or the public.
Buradaki b maddesine dikkat edin, ne diyor? "Microsoft'un haklarını korumak için". Microsoft, kendi haklarını korumak için sizin e-posta mesajlarınızın içerine ulaşabiliyor: "...including the content of your communications..."

Elbette bunu yapan bir tek Microsoft değil. Yahoo ve Google'da da aynı şey söz konusuymuş: "...protect the rights, property, or personal safety of Yahoo, its users and the public." "...protect against harm to the rights, property or safety of Google." Yani konu Microsoft sayesinde gündeme geldi, ama sorun sadece onda değil, e-posta hizmeti sağlayan alternatif şirketler de "istersek bakarız" diyorlar. Biraz "geek" yönü olanlar zaten bu şirketlerde e-posta hesaplarına erişebilen bazı teknik personelin bulunduğunu bilirler.

Neyse ki Microsoft konunun önemini fark etti ve bir daha bu tür durumlarda yasal izin bekleyeceğini belirtti. Microsoft'un çevrimiçi servislerini kullananlar için problem çözülmüş olsa da, diğerlerinden hiç ses seda yok.

Nedense, pek çokları tarafından e-posta'nın iki kişi arasında güvenli bir iletişim biçimi olduğu zannediliyor. Kimse okuyamaz, kimse göremez zannediliyor. Halbuki kimin götürdüğü belli olmayan kapatılmamış bir zarftaki mektuptan farksız. Diyeceksiniz ki, "Ne yapalım yani, bunları kullanmayalım mı?" Elbette kullanın, kullanın ama, bilinçli kullanın. Özel olan hiçbir şeyinizi dijital ortamda paylaşmayın. Ne şirketinizin yeni projesini, ne özel hayatınıza dair detayları "bulut"ta saklamayın. İnternetin sandığımız kadar güvenli ve özgür bir yer olmadığını artık anlamış olmalıyız. Ne yazık ki.

İlgili dış bağlantılar:
Konu ile ilgili The Verge haberi
Konu ile ilgili Engadget haberi

Çarşamba, Şubat 26, 2014

İnternete bedava gireceğim derken...

Sevgili okur, dikkat! Parolasız WiFi erişimi sağlayan kafeler ve restoranlarda internete girmek her ne kadar çekici görünse de, sen sen ol, böyle yerlerde bedava internetin cazibesine kapılma. İster işte olsun, ister okulda, isterse de Amerikan kahve markasının bir şubesinde, herkesin bağlanabildiği kablosuz internete bağlanma. Mutlaka bağlanman gerekiyorsa da, sakın bankaların internet sitelerine girme, ya da kredi kartınla alışveriş yapma.


Fotoğraf: Liz West. Creative Commons.

Apple’ın ürünlerinde (iPhone, iPad, MacBook vs) bir hata çıkmış, ortak alanlarda kablosuz internete girenler tehdit altındaymış. “Apple kale gibi güvenlidir” diye düşünüp yanılma, aylardır fark etmemişler bu hatayı. Şimdi güncellemesini çıkardılar, Apple cihazlarını mutlaka güncelle!

Son bir not, evdeki internetini de mutlaka parola ile koru, konu komşu bedava internete girsin diye kablosuz internetini açıkta bırakma. Sen zaten biliyorsun bunları da, ben hatırlatayım istedim.

Pazar, Eylül 01, 2013

Taksim'de camdan ev

Taksim'in göbeğine şeffaf duvarları olan bir ev yapsalar, bu evde, gelip geçen binlerce insanın gözü önünde yaşamak ister miydiniz? Bugün tam da bunu yapmaktasınız aslında. Facebook başta olmak üzere çeşitli sosyal medya sitelerinde sürekli hayatınızla ilgili detayları paylaşıyorsunuz. Bunun camdan bir evde yaşamaktan farkı yok, hatta ondan daha da kötü. Çünkü bütün hayatınız arşivleniyor. Her yaptığınız silinmemecesine kaydediliyor.

Bugüne kadar bütün bunlara "komplo teorisi" ya da "paranoyaklık" diye yaklaşılırdı. Bugün Amerika Birleşik Devletleri hükümeti internette "özel yazışma" olduğunu sandığınız, gizli olduğunu düşündüğünüz bütün bilgilerinize ulaşabildiğini itiraf etti ve bundan hiç de utanç duymuyor. Çünkü ABD'nin çıkarlarını korumak için her şeyi mubah görüyorlar.


Fotoğraf: Rob Pongsajapan. Creative Commons lisansı ile kullanılmaktadır.

Aslında sizi tanımayan birinin sizin hakkınızda bilgilere ulaşması için ajanlık yapması, hükümete çalışması falan gerekmiyor. Siz zaten gönüllü olarak her yere yazıyorsunuz bilgilerinizi. Facebook'ta bir kişiyi "Dayım" diye işaretlediğinizde "annenizin evlenmeden önceki soyadı" bilgisini paylaştığınızı hiç düşünmüş müydünüz? Ya da herhangi bir sosyal medya sitesinden yerinizi paylaştığınızda hırsızlara, arsızlara, sapıklara davetiye çıkardığınızın farkında mısınız? Aslında koordinatlarınızı paylaşmanıza bile gerek yok, "Tatildeyim. Su çok güzel." diye twit atıyorsanız, eviniz boş demektir!

Hâlâ "Amaaaan, Amerika benim bilgilerimi ne yapsın" diyorsanız, tekrarlayayım: Asıl tehlike daha yakınınızda, asıl tehlike hırsızlar, arsızlar, sapıklar! Asıl tehlike çocuğunuzun Facebook'taki tatil fotoğrafını görüp onunla arkadaş olmak isteyen adamlar; işten çıkardığınız problemli çalışanlar; servetinize göz koyan hırsızlar; kızınızın peşine düşen sapıklar; hatta hiçbir ahlaki kural tanımayan ama Photoshop kullanmayı iyi bilen ergenler!

İşin acı tarafı ne biliyor musunuz? Bugün öyle bir noktaya geldik ki siz paylaşmasanız bile arkadaşlarınızın, tanıdıklarınızın sizin hakkınızda paylaşım yapmasına engel olamıyorsunuz. Sizi fotoğraflarda etiketliyorlar. Hem de en kötü çıktığınız fotoğraflarda. Sizinle olan akrabalık ilişkilerini paylaşıyorlar. Sizinle gittikleri yerleri paylaşıyorlar. Hatta "kim aramış" programlarını yüklerken mahremiyetinizi önemsemedikleri ve dikkatsiz davrandıkları için telefon numaranızı da herkesle paylaşıyorlar.

Daha da kötüsü, "Yabancılarla konuşma" diye sıkı sıkı tembihlediğimiz çocuklarımızın bütün bu sosyal medya araçlarını kontrolsüz bir şekilde kullanıyor olması. Çocuklarımızın güvenliği için "güvenlikli" sitelerde oturuyoruz. Ancak çocuklarımızın internette ne yaptığına, kimlerle konuştuğuna, neler paylaştığına dair hiç kafa yormuyoruz. Çünkü internet bize oyuncak gibi, bu tehlikeler de bize şaka gibi geliyor.

Durumun ciddiyetinin anlaşılmasına bir katkım olur ümidiyle bundan sonra Mobil Yazılar'da bu konularda bol bol yazı yayınlamayı düşünüyorum. Siz de etrafınızdakilere bunları anlatırsanız sevinirim.

İlginizi çekebilir: