iPad Mini etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iPad Mini etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Mayıs 21, 2015

İnceleme: Logitech iPad Mini klavyesi

Tabletler ve telefonlar bilgisayarlarla olan ilişkimizi değiştiriyorlar. Önceleri "Masaüstü bilgisayar" diye bir şey olurdu ve televizyon gibi, evin bir köşesinde dururdu. İşi olan sırayla kullanırdı bilgisayarı. Sonra dizüstü bilgisayarlar yaygınlaştı, evdeki bilgisayar sayısı da artmaya başladı. İmkanı olan hanelerde her bireyin kendi dizüstü bilgisayarı olmaya başladı. Dizüstü bilgisayarlar sayesinde biraz olsun mobilite kazanmış ve daha kişisel bir cihaz olmuştu bilgisayar denilen şey. Ancak cep telefonu ve sonrasında gelen tablet devrimi her şeyi değiştirdi. Çünkü artık bilgisayarların ana amacı olan "içerik tüketme" görevi telefon ve tabletlere geçti. Kimse haberleri okumak için "masa başında" oturup fan sesi yapan, ısınan, yavaş çalışan, hantal bir cihazı kullanmak istememeye başladı. Kanepede uzanıp da okumak varken, dizüstü ile uğraşmaya ne gerek vardı?



Bu incelemeye neden "Günümüzde Microsoft'un çözmesi gereken temel problem" ile başlangıç yapıyorum? Çünkü bilgisayarların hâlâ önemli bir kullanım alanı var: İçerik üretimi. Evet, tabletten de Twitter gönderisi yazılabiliyor, ama daha ciddi bir iş için bilgisayarlar hâlâ vazgeçilmez cihazlar. Peki, klavye takılan tabletlere ne demeli? Bilgisayarların bütün o zaaflarından uzak olan bir iPad Mini'ye klavye bağlasak, mükemmel çözüme ulaşmış olur muyuz? Hah! İşte şimdi geldik incelemeye.



Logitech iPad Mini klavyesi, size iPad Mini'nizde daha kolay yazı yazabilmeyi vaad ediyor. Bu sefer kutu açılımı yapmayacağım, çünkü satın aldığım yer benim yerime açmış sağolsun (!). Logitech iPad Mini klavyesi, iPad Mini ile eşleşen güzel bir tasarıma sahip. Kutudan silme bezi, MicroUSB kablosu çıkıyor.




Logitech iPad Mini klavyesi, Bluetooth bağlantısı ile iPad'e bağlanıyor. Eşleştirme için parolayı klavyenin tuşlarını kullanarak yazmanız gerekiyor. Eğer eşleştirme başarılı olmazsa (iPad, klavyeyi görmezse) klavyenin yan tarafındaki Bluetooth düğmesine birkaç saniye boyunca basılı tutun. Böylece Bluetooth cihazlarının eşleştirme süreci yeniden başlayacaktır.



Logitech iPad Mini klavyesi kutudan çıkan standart MicroUSB kablosu ile şarj ediliyor, şarjı uzun süre gidiyor. Logitech iPad Mini klavyesi iPad Mini'nize bir kılıf gibi manyetik olarak yapışıyor, böylece iki cihazı bir arada taşıyabiliyorsunuz. Ancak bu durumda başka bir kılıf kullanamıyorsunuz: İki cihazı birlikte bir taşıma çantasına koymanız gerekiyor. Klavyeyi kullanmak istediğinizde, iPad'inizi klavyenin içindeki girintiye yerleştiriyorsunuz ve cihaz yerinde güvenle duruyor. Aslında klavye bir "stand" vazifesi de görüyor böylece. Tek sorun, ki bu sorun yazı yazarken de geçerli, iPad'in duruş açısını değiştiremiyor olmanız. Kimilerine fazla dik gelebileceğini düşünüyorum.



iPad Mini klavyesinde harflere ek olarak özel tuşlar da var. Ana ekrana geri dönmek, sanal klavyeyi (ekran klavyesini) açıp kapatmak, çeşitli programları başlatmak için tuşlar bulunuyor. Ayrıca, iPad ile yazı yazarken eksikliğini çektiğimiz yön tuşları da bulunuyor. Çeşitli tuş kombinasyonları ile metin seçme, kesme-kopyalama-yapıştırma ve benzeri metin odaklı işlemler yapılabiliyor.



Gelelim Logitech iPad Mini klavyesi incelemesindeki en önemli konuya. iPad'i harici bir klavye ile kullanmaya gerek var mı?

Bunu söyleyeceğim hiç aklıma gelmezdi ama, iPad'in sanal klavyesini kullanırken, Logitech iPad Mini klavyesini kullanırken olduğu kadar rahat yazabiliyorum. Bunun sebebi belki biraz da şundan: Logitech iPad Mini klavyesi küçük (çünkü iPad Mini küçük). Dolayısıyla da tuşlar küçük ve birbirine yakın. Türkçe karakterler zaten daha küçük, ayrıca Shift ve A harfleri birbirlerine göre uygunsuz yerlerde. Aslında baştaki cümleyi şöyle kurmak daha doğru: İki klavyede de yazmak aynı ölçüde zor.



Fiziksel bir klavyenin elbette "bastığın tuşu hissetme" yönünde bir avantajı var. Buna ek olarak, uzun bir yazı yazarken Logitech iPad Mini klavyesi ile kullanılabilecek kısayol tuşları elbette işinizi kolaylaştıracak, sinir katsayınızı düşürecektir. İmleci yön tuşları ile hareket ettirebilmek ve metnin bazı bölümlerini seçip kopyalayabilmek bile son derece önemli özellikler. Elbette bir de, Logitech iPad Mini klavyesi ile yazarken sanal klavye ekranda yer kaplamadığı için çalıştığınız dokumanın tamamını görebilme lüksünüz oluyor.



Yine de Logitech iPad Mini klavyesinin ve genel olarak iPad Mini için üretilecek herhangi bir klavyenin şöyle bir problemi var: Kullanım alanı çok kısıtlı. Yanınızda sadece iPad Mini taşıyacaksanız, bol bol yazı yazmanız gerekiyorsa ve yazı yazarken sanal klavyenin ekranda yer kaplamasını istemiyorsanız, evet, Logitech iPad Mini klavyesini işinizi kolaylaştıracaktır.



Size bir itirafta bulunayım: Logitech iPad Mini klavyesini iPad Mini'den çok, Samsung Galaxy E5'te kullanıyorum. Evet, kutusunda yazmıyor ama bu klavye Android telefonlarla da uyumlu. Galaxy E5 için bir Bluetooth klavye kullanmak, iPad Mini için kullanmaktan daha mantıklı. Çünkü E5'te sanal klavye ile yazmak, iPad Mini ile yazmaktan daha zor, dolayısıyla harici bir klavye daha çok işe yarıyor. Üstelik E5, klavyede iPad Mini'yi taktığınız girintiye de tam oturuyor.



Sonuç olarak, yanında sadece iPad Mini taşıyan, çok yazı yazan, yazı yazarken dokümanın tamamını görmek isteyen, dokunmatik klavyelerden nefret eden biri iseniz, Logitech iPad Mini klavyesini satın almayı düşünebilirsiniz.

Mobil Yazılar'dan şimdilik bu kadar. Bu yazıyı sizin için yazdım. Eğer bu yazıyı faydalı bulduysanız sizden tek isteğim aşağıdaki linklerden birine tıklayarak diğer yazılarıma da göz atmanız. Dilerseniz Mobil Yazılar'ın Twitter hesabına da şuradan ulaşabilirsiniz: http://twitter.com/mobilyazilar

İlgili:
iPad Mini incelemesi
iPad Mini uzun kullanım incelemesi
Retina ekranlı iPad Mini 2 / iPad Mini 3 incelemesi

Mobil Yazılar 10 yıldır ilkeli ve orijinal içerik üretmektedir.

Cuma, Mayıs 01, 2015

Trust Aeroo Ultrathin Folio Stand Kılıf: Uzun kullanım incelemesi

Bundan bir sene önce, iPad Mini ve iPad Mini 2 için Trust Aeroo marka "stand" özellikli, manyetik kapaklı ince kılıflardan birer adet satın aldım. Birini siyah, diğerini ise turuncu-gri renkli almıştım. Satın aldığım sırada, aynı gibi gözüken iki kılıfın arasında fiyat farkı olması dikkatimi çekti. Ben satın aldığımda fiyatları 70 TL civarındaydı, şimdi 90 TL civarında olduklarını görüyorum. Yani ucuz değiller, dolayısıyla da uzun kullanım testimin sonuçlarını paylaşmamda fayda olacağını düşünüyorum.



Öncelikle, iki kılıfın arasındaki farkın sadece birkaç liralık fiyat farkı ya da renk farkı olmadığını belirteyim. Turuncu-gri kılıfta iPad stand modundayken kaymasını engelleyecek oyuklar varken, siyah kılıfta bunlar unutulmuş. Bundan dolayı da siyah kılıfta iPad daha kolay kayıyor. Bazen, bir şey izlemek istediğinizde bu ciddi olarak sinir bozabiliyor. Bazen de cihazın kaymayacağı tutuyor, sorun yaşamıyorsunuz.

Aslında Trust Aeroo Ultrathin Folio Stand şeklinde ismi uzayıp giden bu kılıfı bir sene boyunca "İyi ki almışım" diyerek kullandım, kayma meselesi dışında çok memnundum. İnce olması ve stand özelliği çok işime yaradı. Ancak bir senenin sonunda, kılıfların birisi gevşedi. iPad'i içinde tutamaz hale geldi. Siyah kılıf artık iyice güvensiz hale geldi, çantanın içindeyken, hatta elimdeyken bile cihaz kılıftan kendi kendine çıkıveriyor.

Aslında ben elektronik cihazları kılıfla kullanmaya karşıyım, ama günümüz cihazları dayanıklılık konusunda biraz problemliler. Kılıf ne kadar "ultrathin" olsa da cihazı kılıfından çıkardığınızda "Bu iPad mini de ne kadar inceymiş" diye geçiyor içinizden.

Mobil Yazılar'dan şimdilik bu kadar. Eğer bu yazıyı beğendiyseniz lütfen buraya tıklayarak diğer incelemelerime de göz atın.

Salı, Nisan 14, 2015

Logitech iPad Mini kılıfı

iPad Mini için kullandığım kılıf eskiyince, yeni kılıflara şöyle bir göz attım. Benim eskiyen kılıfım Trust Aeroo marka idi ve fiyatı hâlâ 70-80 TL civarındaydı. Daha ucuza, 30 TL civarına da üzerinde “iPad mini içindir” yazmayan ama bir şekilde iPad mini’ye uyabilecek kılıflar vardı, ancak çok da kaliteli gelmediler gözüme. Derken Teknosa’da Logitech’in bir kılıfını 40 liraya buldum, aldım.



Logitech Folio iPad Mini kılıfı, manyetik kapaklı, stand özellikli bir kılıf. Yani kapağı açıp kapattıkça tabletiniz de ayak uyduruyor. Stand özelliği de video izlerken cihazın dik durabilmesini sağlıyor. Doğrusu bu kılıf Trust Aeroo kadar kaliteli hissettirmiyor, ama cihazı daha sıkı sardığından daha fazla güven veriyor.



Uzun kullanım sonrası yeni bir yazı ile kılıfın durumunu sizlerle paylaşacağım inşallah. Mobil Yazılar’dan şimdilik bu kadar.

İLGİLİ: iPad mini 2/3 incelemesi

Salı, Şubat 17, 2015

Asıl hasar ambalajda değil, markada!

Sıfır diye satılan bir ürünü satın aldığınızda ambalajın yarısı yırtık çıkarsa ne yaparsınız? iPad mini için aldığım klavye, aynen şöyle bir pakette geldi:


Şaşırmadım ama, "Electro World'ü satın alan marka"nın bu yaptığına üzüldüm. Şaşırmadım, çünkü bana gönderdikleri paketi daha önce görmüştüm! Nerede mi? Mağazalarından birinde. Bu ürünün indirime girdiğini görünce daha önceden mağazada aramış, bir köşeye saklanmış iki paketini bulmuştum. Ancak paketlerin ikisi de yırtıktı, dolayısıyla satın almadım. Aynı ürüne internet sitelerinden baktığımda, "Stokta var" ibaresini gördüm.


Ürün stokta vardı, ama web sitesinin hiç bir yerinde ürünün ambalajının hasarlı olduğu ya da teşhir ürünü olduğu yazmıyordu. Buna (ve markalarına!) güvenerek internet üzerinden siparişimi verdim. Doğal olarak, ambalajında sorun olmayan bir ürün göndermelerini bekliyordum. Sağolsunlar, kargo takip numarasını bile girmemişler, Kendilerine site üzerinden "Kargom nerede?" diye sorduğumda öğrenebildim numarayı. Kargo şirketinin sitesinden numarayı sorgulatınca ne gördüm? Aynı şehir içerisinde kargolamışlar ama, kargo iki gündür şubede bekliyormuş.


Kargomu gidip aldım. Kargo poşetinden mağazada gördüğüm yırtık paketlerden biri çıktı. Üründe hasar yok ama, marka algısında hasar var, bu çok daha önemli. Sitede "paket yırtık" diye belirtilmediği halde, "Yahu müşteriye bu ambalajı nasıl göndeririz, ayıp olmaz mı?" diye sorgulamayan bir marka. Bu ürünü garanti kapsamında bu paketle geri göndersem kabul ederler mi? Sahte para verip de verdiği parayı geri almayan bankamatikler gibi yaparlar herhalde.


Bu arada, birkaç kilometrelik mesafedeki mağazadan gelen yırtık paketli ürün için 6 lira da "lojistik bedeli" verdim. Bilseydim mağazadan alırdım zaten!

Logitech Ultra İnce iPad Mini Klavyesi'nin incelemesi yakında Mobil Yazılar'da olacak inşallah. Sorunsuz alışverişler dilerim.

Bimeks İnternet Sitesinde Logitech Ultrathin Klavye:
Logitech Ultrathin Keyboard Cover for iPad Mini

Güncelleme: Bahsettiğim mağazaya ürünün yenisi gelmiş, paketi de yırtık değil, gıcır gıcır. Demek ki istenince yenisi bulunuyormuş. Ama müşterilerine yırtık paketi göndermeye utanmamışlar!

Çarşamba, Kasım 12, 2014

iPad Mini 3 - pardon Mini 2 incelemesi

iPad Mini 3 incelemesi yazmak isteyen teknoloji yazarlarının önünde bir engel var: iPad Mini 3 ile iPad Mini 2 (Eski adıyla Retina Ekranlı iPad Mini) arasındaki tek fark, parmak izi tanıyor olması. Geçen sene yapılan incelemeye Touch ID'yi eklediniz mi, Mini 3 incelemesi elde ediyorsunuz. Şaka mı yapıyorum? Hayır, Apple yapıyor şakayı. Jobs olsa böyle saçmalık olur muydu? Pek sanmam!

Madem öyle, ben de geç kalmış iPad Mini 2 incelememi yapayım. Siz okurken buna parmak izi okumayı ve biraz daha pahalı fiyatı eklediniz mi, iPad Mini 3 incelemesi okumuş kadar olursunuz.

Dış Görünüş
Cihaz bir orijinal iPad Mini'ye benzer bir dış görünüşe sahip. Azıcık daha kalınlaşmış, ama önemli bir fark yok. iPad Mini'ye olan kılıfların çoğu iPad Mini 2'ye (ve Mini 3'e) de oluyor. Ancak "çoğu" dediğime dikkatinizi çekerim, zira bazı kılıflarda milimetrik fark sıkıntıya sebep oluyor.



Ekran
Cihazın ekranı ilk iPad Mini'ye göre çok daha yüksek çözünürlükte. Aslına bakarsanız, PPI bakımından en yüksek değere sahip olan cihazlar iPad Mini 2 ve iPad Mini 3. 1536 x 2048 çözünürlükteki ekran 324 PPI çözünürlükte ve muhteşem görünüyor.


iPad Mini ekranı


iPad Mini 2/3'ün retina ekranı

Ses
Ses kalitesi gayet tatmin edici, ancak iPad Mini incelememde belirttiğim sorun devam ediyor. Dışarı ses veren hoparlörleri stereo olsa da, sadece dik tuttuğunuzda stereo ses alabiliyorsunuz. Film izlerken, ya da YouTube'dan video izlerken tabletinizi yatay kullanırsınız değil mi? Ancak bu durumda ses sadece bir taraftan, yani sol ya da sağ taraftan geliyor. Bu çok rahatsız edici bence.



Pil Ömrü
Eğer iPad Mini'nizi gün içerisinde sonuna kadar kullanacaksanız, oyun oynayacak, videolar izleyecek ve web sayfalarında dolaşacaksanız, cihazın pili gün sonunda %10'a kadar düşüyor. Daha seyrek bir kullanımda daha uzun bir pil ömrü elde edebilirsiniz ama doğrusu iPad Mini'nizi elinizden bırakmak isteyeceğinizden şüpheliyim.

iPad Mini 2 ve 3, Apple'ın yeni "ince uçlu" Lightning Connector kablosuyla şarj oluyor. Bu yeni şarj kablosunun takılışı MicroUSB kablolarından çok daha kolay, Apple'ı takdir etmek gerek. Keşke Android'li telefonlar da bu tip bir şarj kablosuna sahip olsa.

Hafıza ve Performans
iPad Mini 2 ve iPad Mini 3, aynı özelliklere sahip olarak geliyor: 64 bit Apple A7 işlemci ve M7 hareket işlemcisi. Bu özellikler ilk iPad Mini'den iyi olsa da, son model iPad Air 2'de A8X işlemci ve M8 hareket işlemcisi bulunuyor. Yani iPad Mini 3 ile "geçen senenin teknolojisini" bu senenin fiyatlarına satın alıyorsunuz. Geçen senenin teknolojisi olması genel kullanımda olumsuz bir etkiye sebep olmuyor tabi, onu da belirtelim. İlk iPad Mini'ye göre internette gezinme deneyimi biraz daha iyi, daha fazla tab açık kalabiliyor.

Hafıza konusuna gelirsek: Mobil Yazılar okurlarına tavsiyem, yüksek kapasiteli modelleri tercih etmeleri yönünde olacak. Bir sene önceki modeli alın ama, 32 ya da 64 GB olsun aldığınız cihaz. Çünkü Apple ekosisteminde keyifle tüketebileceğiniz onca içerik cihazınıza sığmadığında canınız sıkılabiliyor. Apple cihazların dünyanın geri kalanı gibi MicroSD kartları desteklememesi yüzünden buna mecbur kalıyorsunuz ne yazık ki.

Kamera

iPad Mini 2 ve 3'de 5 mp autofocus kamera bulunuyor. Video çekimlerini de 1080p 30fps ayalarında yapabiliyor. Örnek fotoğraflar ve %100 boyutlarından kırpılmış parçalar şu şekilde:








Sonuç

Küçük bir performans farkı olsa da, zaten bir iPad Mini'niz varsa, iPad Mini 2 ya da Mini 3'ü almak için ciddi bir sebep olduğunu düşünmüyorum. İlk kez bir iPad alacaksanız, iPad Mini 3 yerine Mini 2'yi almanız daha mantıklı olacaktır. Mini 3'deki Touch ID özelliği hoş olabilir ama, iki cihaz arasında bundan başka bir fark yok. Yine, ilk kez bir iPad alacaksanız, şuna da karar vermeniz gerekiyor: Mini modellerinden birini mi, yoksa normal iPad'lerden birini mi almalısınız? Eğer cihazı sadece evinizde kullanacaksanız, yanınızda taşımayacaksanız, Mini modelleri yerine daha büyük ekranlı modelleri tercih etmenizi tavsiye ederim.

Sonuç olarak, iPad Mini 2 ve ondan pek farkı olmayan Mini 3, Apple dünyasını daha taşınabilir boyutlarda deneme fırsatı veren kaliteli cihazlar. Ben yine de iPad alacaklara indirimleri takip etmelerini tavsiye ederim.

İlgili linkler
iPad oyunları
iPad Mini incelemesi
iPad ile ilgili her şey

Perşembe, Mart 06, 2014

iPad Mini ile 365 gün

Bir yıldır bir iPad Mini kullanıyorum. Daha önce iPad Mini'nin incelemesini yapmıştım, buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Ancak bildiğiniz gibi cihazların artıları ve eksileri en çok uzun süre kullandıktan sonra anlaşılıyor. Mobil Yazılar'da yaptığım incelemeler yabancı popüler sitelerin sıradan incelemelerinden biraz daha farklı, çünkü ben cihazların çoğunu kendim satın alıyorum, kendim kullanıyorum. Yine de, incelemeleri cihazları aldıktan sonraki birkaç hafta içerisinde yayınladığım için fark etmediğim, incelemelere yansıtamadığım olumlu veya olumsuz yönler olabiliyor. Bu yüzden bir süre sonra yeniden bir değerlendirme yapmak gerekiyor.



iPad Mini, Apple'ın ilk "küçük tablet" denemesiydi. Şimdi yeni bir versiyonunu çıkardılar: Retina ekranlı iPad Mini. Bu yeni versiyon daha hızlı, daha iyi ekrana sahip, bir de, daha pahalı. Ama birinci nesil iPad Mini halen satılıyor. Dolardaki artışa rağmen özel indirimlerde 650 TL gibi rakamlara bulunabildiğini duyuyorum. Dolayısıyla küçük bir tablet isteyenler için hala geçerli bir seçenek.

Ekran: Retina değil ama, küçük yazılar ve detaylı PDF'ler dışında hiç bir sorun yaşamadım.

Dayanıklılık: iPad Mini'yi birkaç defa kötü şekilde düşürdüm. Sapasağlam maşallah. Bu dayanıklılığa şaşırdım doğrusu.

Klavye: Sürekli fiziksel klavyelerin üstünlüğünden bahseden biri olarak dokunmatik bir klavyeyi bu kadar kolay kullanabileceğimi düşünmezdim.

WiFi: Bu konuda şikayetim var. iPad Mini, diğer cihazların ve HTC Flyer'ın rahatça internete girebildiği yerlerde WiFi çekim gücünün yetersiz kalması nedeniyle sayfaları açamıyor, sinir bozuyor.

RAM: iPad Mini konusunda şikayetçi olduğum bir konu daha. Mini'nin RAM miktarı yetersiz, bu da pek çok probleme sebep oluyor. Açtığınız programlar ve oyunlar bir başka programa geçiş yaptığınızda kapanabiliyor.

İnternette gezinirken: İnternet konusuna gelmeden önce WiFi'den ve RAM'den bahsettim, çünkü bu ikisi iPad Mini'nin web deneyimini olumsuz etkileyen faktörler. iPad Mini gibi hafif bir cihazla, bilgisayarın fan sesine katlanmak zorunda olmadan, ister oturarak, ister yatarak internette dolaşmak son derece keyifli. Ama bu keyfi yarıda kesen şey zayıf WiFi çekim gücü ve özellikle de birden fazla sayfa açtığınızda cihazın RAM'inin yetersiz kalması. RAM yetersiz kaldığı için sayfadan sayfaya geçişlerde önceki sayfa tekrar yükleniyor. Tarayıcıdan çıkıp, başka bir programa geçip geri geldiğinizde yine aynı şey. O kadar sinir bozucu ki! İyi bir internet deneyimi isteyenlere birinci nesil iPad Mini'yi tavsiye edemeyeceğim.

Lightning Connector: iPad Mini'nin problemli yönleri bitmedi ama, araya iyi bir şey sıkıştırayım dedim. Şu tersi düzü olmayan Lightning Connector'a bayılıyorum. MicroUSB girişi gibi standart olmaması bir sorun olsa da, karanlıkta bile kolayca takılabiliyor olması, MicroUSB'li diğer bütün cihazlar gibi takmak için savaşmayı gerektirmemesi harika. Eğer MicroUSB standardı yenilenecekse, Apple'dan biraz ilham almalılar.

Ses: Apple'dan beklenmeyecek bir hata var iPad Mini'de. Cihazı yatay olarak kullandığınızda dışarı ses veren hoparlörler sadece bir tarafta kalıyor ve ses sadece bir yönden geliyor. Video izlerken, oyun oynarken dikkatinizi dağıtan, keyfinizi kaçıran bir problem. Otomobilinizde müzik sesinin sadece sağ hoparlörden geldiğini düşünsenize!

Depolama alanı: Ben iPad Mini'nin en ucuz modeli olan 16 GB hafızalı versiyonunu almıştım. HTC Flyer tabletimde 16 GB hafıza her şeye yeterken iPad'de yetmiyor. iPad'imde film yok, birkaç albüm ve birkaç oyun var. Bir de arada kamerası ile video çekiyorum. Ama yetmiyor. İşin kötüsü, 32 GB hafıza olsa, onun da yeteceğinden şüphem var. Buna ek olarak, daha önceden bahsettiğim gibi, Apple daha yüksek hafızalı modelleri gereksiz şekilde yüksek fiyatlara satıyor. Daha yüksek hafızası olan modelleri almak isterdim ama, keşke biraz daha insaflı fiyat farkları belirlenseydi!

Bu problemler haricinde iPad Mini'yi kullanmaktan büyük keyif aldığımı itiraf etmeliyim.

İlgili:
iPad Mini incelemesi

Cumartesi, Ekim 26, 2013

MindSnacks ile iPhone ve iPad'de dil öğrenin

İspanyolca, Fransızca, Almanca, Japonca, Çince. Öğrenecek çok dil var. İngilizce biliyorsanız bu dilleri kendi kendinize öğrenebilmeniz için pek çok kaynak bulabilirsiniz. Ben de bu aralar iPad üzerinde MindSnacks'in İspanyolca versiyonunu deniyorum. MindSnacks iPhone ve iPad için yapılmış diğer pek çok dil öğretme programından ayrılıyor, zira oyunlaştırma (gamification) denilen bir fikir üzerine inşa edilmiş.



MindSnacks'te dersler, oyunlar, hedefler ve level atlama sistemi var. Kelimeleri hoş grafiklerle görselleştirmişler. Ayrıca İspanyolca (ya da hangi dil paketini satın aldıysanız o dilde) okunuşunu da dinleyebiliyorsunuz. MindSnacks size kelimeleri göstermekle fazla vakit kaybetmiyor, sizi doğrudan oyunlara çekiyor. Belly oyunundan başlamanızı tavsiye ederim. Bu oyunda kelimeleri resimlerle eşleştirmeye çalışıyorsunuz. Ardından Swell oyununu deneyebilirsiniz. Bu oyunda da doğru cevabı hızlı bir şekilde vermeniz gerekiyor. Ama size kelimelerin yazılışlarını en çok öğretecek olan oyun Word Birds.

Başlangıçta bütün oyunlar açık olmuyor. Açık olan oyunları oynadıkça ve özel görevleri tamamladıkça puan topluyorsunuz. Belirli bir puana ulaşırsanız level atlıyorsunuz. Level atladıkça da yeni oyunlar açılıyor. Örneğin Bloon zevkli bir eşleştirme oyunu. Bubbler'da ise yazım yanlışlarını bulmaya çalışıyorsunuz.



Hani dil öğrenme amaçlı küçük kitapçıklar, konuşma kılavuzları olur vb. olur ya, aslında MindSnacks onların interaktif versiyonu gibi. Daha çok kelime öğrenme amaçlı, dilbilgisine fazla girmiyor. Ayrıca kelimeleri öğretiyor ama cümle içinde kullanım örneklerini vermiyor.

Programın problemlerinden biri, zamanla sıkıyor olması. Sıkmamak için yeni yeni oyunlar çıkartıyor ama, bu oyunlar yeterince zevkli değil. Bazı oyunlara hiç girmiyorum bile. Ayrıca yeni bir derse geçtiğinizde önceki dersleri unutmaya başlıyorsunuz. Elbette kendiniz eski dersleri açıp tekrar edebilirsiniz, ancak programın bunu daha çok teşvik etmesi ve ödüllendirmesi hoş olurdu. Yine de MindSnacks iPad için tasarlanmış dil öğrenme programları arasında en iyilerden biri. Özellikle de fiyatına göre sundukları harika.

Belki de MindSnacks'in en kötü yanı İngilizce bilenlere hitap ediyor olması. Ancak ikinci yabancı dilini öğrenmek isteyenler için hoş bir fırsat. Keşke İngilizce-Türkçe versiyonu olsaydı demeden edemiyorum.

MindSnacks'in dil paketleri 10 TL civarında. Uygun fiyatlı olduğunu düşünüyorum. Bir kitapçıdan konuşma kılavuzu almaya kalkarsanız vereceğiniz para daha fazla olur herhalde.

iTunes Store bağlantısı: https://itunes.apple.com/us/app/learn-spanish-mindsnacks/id385497068?mt=8

Cuma, Ağustos 23, 2013

Yeni telefonunuz kaç GB olmalı?

Artık eski telefonunuz size yetmiyor. Şu akıllı telefonlardan birine geçmek istiyorsunuz. Pek çok seçeneğiniz var, Android, iOS, Windows Phone... Hepsinin de birbirinden farklı bir sürü özelliği var. Yeni telefonunuzla birkaç fotoğraf çekmeyi, arada bir müzik dinlemeyi, belki içine bir iki video yükleyip sıra beklerken izlemeyi düşünüyorsunuz. Hatta belki oyun bile yüklersiniz birkaç tane. Peki bunları yapabilmek için telefonunuzun hafızası ne kadar olmalı? Kaç gigabyte yeterli olur? Bakalım...

Yıllar önce MP3 çalar almak için dolaşırken bir modelin FM radyo özelliğinin olup olmadığını sormuştum satıcıya. Radyosunun olmadığını söyledi ve ekledi: “4 GB hafıza varken radyoya ne gerek var, hah hah hah!” Şimdi 4 GB komik geliyor değil mi? O zamanlar iyiydi ama! Yıllar geçtikçe daha fazla depolama alanını daha ucuza alabilir olduk, ama ihtiyaçlarımız da bir o kadar arttı. MP3 dosyalarımızın ses kalitesi (ve dosya boyutu) arttı, kedi videolarımız bile 1080p, 720p falan oldu, çektiğimiz fotoğrafların megapikseli arttı, telefonlarımızın ekranları gereksiz ölçüde yüksek çözünürlüklere ulaştı. Eskiden bize rahat rahat yeten gigabyte’lar artık üç günde dolar oldu. Dolayısıyla, ben buraya ne yazsam seneye eskimiş olacak, belki birkaç sene sonrasında da gülünç gelecek. Yine de birkaç görüşümü paylaşmak istiyorum.

Öncelikle, telefonların özellik listesinde, kutusunda falan yazan rakamlarla gerçekler arasında biraz fark olduğunu bilmeniz gerekiyor. Mesela 8 GB diye satılan bir telefonu kullanmaya başladıktan sonra bir de bakıyorsunuz, size 5 GB kalmış. E daha içine bir şey yüklemeden, nereye gitti gigabyte’larınız? Üreticiler size söylemiyorlar ama, o kutuda yazan 8 GB’ın bir kısmını telefonun içindeki yazılımlar kaplıyor. Mobil Yazılar’da telefonların özelliklerini yazarken mümkün olduğunda size kalan gerçek depolama alanını belirtmeye çalışıyorum. Örneğin “8 GB dahili hafıza (5 GB kullanılabilir alan)” şeklinde yazıyorum.
Dikkat etmemiz gereken ikinci şey, dahili ve harici (genişletilebilir / arttırılabilir) hafıza olayı. Her telefonun dahili hafızası vardır. Ancak her telefona hafıza kartı takarak depolama alanınızı arttıramazsınız. Örneğin iPhone, Sony Xperia S, Nokia Lumia 920 gibi telefonların hafıza kartı (MicroSD kart) girişleri yoktur. Şahsen hafıza kartı takılamayan bir telefonu pek tavsiye etmiyorum, ama ille de alacaksanız, en azından 16 GB hafızalı modeli tercih etmenizi öneririm. Bazı uygun fiyatlı modellerde 4 GB yada 8 GB hafıza oluyor, hafıza kartı takılmıyorsa bu telefonları almanızı pek tavsiye etmem. Yukarıda bahsettiğim gibi, zaten o rakamın altında oluyor kullanılabilir hafıza. “Ben sadece telefon olarak kullanacağım” diyorsanız belki olabilir.

Hafıza konusunda dikkat etmeniz gereken bir nokta da, daha yüksek hafızalı modelleri seçeyim derken zor kazandığınız paralarınızı boşa saçmamak. Apple iPad modellerinde 16 GB ile 32 GB model arasında 245 TL fiyat farkı var örneğin. Başka da hiçbir fark yok. Hafıza kartı da takılmıyor ki ucuz yoldan hafızayı arttırasınız; daha fazlası için Apple’ın fiyatlarına boyun eğmek zorundasınız. Biliyorum, bence de iPad gibi bir tablet için 16 GB hafıza az. Yine de, eğer iPad’inizde ekstra alana gerçekten ihtiyacınız yoksa, 32/64/128 GB’lık modelleri satın almadan önce iki kere düşünmenizi tavsiye ederim.
Paranızı boşa saçmama konusuna biraz daha değinmekte fayda var. Elbette daha yüksek hafıza daha iyidir ama, telefonunuzda boş boş duran bir hafıza da israf demektir. Sadece telefon özelliğini kullanacaksanız, içine hiçbir şey yüklemeyecekseniz, nadiren video çekecekseniz, 32 GB hafızası olan bir telefon almayın. Aslında bu durumda bir akıllı telefona ihtiyacınız olup olmadığını da sorgulasanız iyi olur.

Bir de “bulut depolama” var. Box.net, Dropbox, Google Drive gibi hizmetler sayesinde online depolama alanınız oluyor. Hatta bazen üreticiler bu firmalarla anlaşıp size standartların üstünde geniş depolama alanları da sunabiliyorlar. Örneğin 50 GB alan veriyorlar. İyi gözüküyor ama, birkaç sorun var aslında. Bir kere, bu depolama alanını dağda bayırda kullanabilmek için büyük bir internet paketinizin ve iki de bir kesilmeyen internet bağlantınızın olması lazım. Bir diğer sorun, bu depolama alanına gönderebileceğiniz dosya boyutlarında sınırlamalar olması. Zaten o büyük dosyaları gönderirken ya şarjınız biter ya da internet paketiniz. Kimi zaman da “2 yıl boyunca” gibi zaman sınırlamaları oluyor. Yani size online olarak verdikleri alan daha çok “50 GB” gibi büyük rakamlar gösterip göz boyama amaçlı, pek ümit bağlamamak lazım.

Özetleyelim: Eğer telefonunuzu aktif olarak film izlemek, müzik dinlemek, oyun oynamak, fotoğraf ve video çekmek gibi işler için kullanacaksanız, depolama alanının bol olması önemli. Bu durumda hafıza kartı takılmayan bir telefon / tablet satın alacaksanız, en az 16 GB, mümkünse 32 GB hafızası olmasına dikkat edin. Hafıza kartı takılıyorsa bile, 8 ya da 16 GB’dan aşağı düşmeyin. Eğer telefonu daha çok görüşmeler için kullanıp nadiren diğer özelliklerini kullanacaksanız 8 GB hafıza sizin için yeterli olacaktır.

Bu yazı sizin için Mobil Yazılar tarafından yazıldı. Mobil Yazılar %100 orijinal içerik üreten bir blog. Bu yazıyı beğendiyseniz, sağdaki bağlantılardan birine de tıklayarak diğer yazılarıma göz atmanızı ya da buraya tıklayarak Twitter'da Mobil Yazılar'ı takip etmenizi rica ederim. Gigabyte'larınız hiç bitmesin!

Cuma, Temmuz 05, 2013

iOS ve Android için OneNote: Gelişmiş not defteriniz

Microsoft’un OneNote programı ile henüz tanışmadıysanız, şimdi tam sırası. OneNote, Microsoft’un not tutma programı. Office paketinin bir parçası. Belki şu anda sizin bilgisayarınızda da yüklü ama hiç kullanmadınız. Doğrusu ben her gün kullanıyorum, zira çok kullanışlı özellikleri var.



OneNote’un en çok kullandığım özelliği, ekran kırpma (screenshot) özelliği. Web sitelerinde gördüğüm herhangi bir grafiği yakalamak için klavyedeki “Windows tuşu” ile “S” tuşuna aynı anda basıyorum. İstersem web sitelerindeki metinleri kopyala-yapıştır da yapabiliyorum OneNote’a. Hangi siteden aldığımı da kaydediyor OneNote.

OneNote’un güzel bir yanı da kaydettiğiniz resimler içerisindeki metinleri algılaması. Yani bir resmin içinde örneğin “Mobil Yazılar” diye bir yazı geçiyorsa, OneNote’un arama kutusuna bunu yazdığınızda o resmi size bulup çıkartıyor.



Elbette OneNote’un pek çok başka özellikleri de var. Ancak OneNote’un mobil versiyonları bugüne kadar hep sorunluydu. Şimdi yeni bir versiyon çıkarmışlar, iPhone, iPad, Android, WP üzerinde çalışabiliyor. Notların bilgisayarınızdaki haline eskisine göre daha sadık olduğunu iddia ediyorlar. Ayrıca notlarınızı SkyDrive ile senkronize etmenizi sağlıyor. Gerçi son gelişmelerden sonra ne kadar verinizi global şirketlerin güvenilmez server’larında saklamak istersiniz bilmem. Yine de, eğer kullanmak isterseniz, OneNote’un mobil programını bir Hotmail/Outlook/Live hesabı ile açabilir, daha sonra notlarınıza web üzerinden (SkyDrive’a giriş yaparak) herhangi bir yerden ulaşabilirsiniz.



Elbette eksikleri de yok değil. En azından PC versiyonundaki gibi kalemle serbest çizim özelliği eksik. Ancak belki de OneNote’u bilgisayarımda uzun süredir kullandığımdandır, bilmiyorum, içim ısındı bu mobil OneNote’a. Mobil Yazılar’ın tavsiyesi!

Mobil OneNote'u indirmek için:
Android: Google Play'de OneNote
iOS: iPad için OneNote
iOS: iPhone için OneNote

Bu yazı sizin için Mobil Yazılar tarafından yazıldı. Mobil Yazılar %100 orijinal içerik üreten bir blog. Bu yazıyı beğendiyseniz, aşağıdaki ya da sağdaki bağlantılardan birkaçına tıklayarak diğer yazılarıma da göz atmanızı rica ederim.

Bunlar da ilginizi çekebilir:
Android'den bilgisayarınızı kontrol etmek isterseniz: TeamViewer
Android için mobil veri tabanı programı: Memento
iPad Mini incelemesi

Cuma, Haziran 14, 2013

iOS 7 ve değişimdeki risk

Apple’ın son etkinliğinde beklediğimiz “Apple Smartwatch” duyurusu yapılmadı ama iPhone, iPad ve iPod Touch kullanıcılarını ilgilendiren, merakla beklenen başka bir duyuru vardı: iOS 7. Apple’ın mobil işletim sisteminin yeni versiyonunda kimilerinin çok beğendiği, kimilerinin “Steve Jobs’un kemikleri sızlıyor” şeklinde yorumladığı önemli değişiklikler var.



Teknoloji yazarları arasında zaten iOS üzerinde yeniliğe ihtiyaç olduğunu dile getirenler oluyordu. Onları tatmin eder mi bilmem ama, hem görsel tasarımda, hem de uygulamaların işleyişinde farklılıklar var. Çoğunluğu oluşturan normal kullanıcıları göz önüne aldığımızda ikisi de Apple için risk aslında: Görsel tasarımı beğenmeyenler olacağı gibi, yeni uygulamaları kullanmakta zorlananlar da olacaktır.

Görsel tasarım sadeleştirilmiş. Kısmen Nokia N9’un çok beğendiğim arabirim tasarımını hatırlattı bana. Windows Vista stili yarı-saydam alanlar da bol bol kullanılmış. Sadelik iyi ama, bu yarı-saydamlığın bazı yerlerde fazla kullanıldığını ve arabirimi çirkinleştirdiğini düşünüyorum. İnsanlardan gelen bir eleştiri de canlı renklerin, gradyanların kullanımı sonucu işletim sisteminin çocuksu bir görünüşe büründüğü yönünde. Değişim sadece görünüşte değil. Uygulamaların işleyişinde de çeşitli değişiklikler var. Pek çok uygulamada önemli ilerlemeler olduğu söylenebilir. Nokia N9’daki gibi ekranın dışından başlayan kaydırma hareketlerinin bulunması hoş olmuş.

Yenilik yaparken her zaman eski olana alışmış kullanıcıları rahatsız etme riski vardır. Genellikle de kullanıcılar “aşık olanlar” ve “nefret edenler” olarak iki gruba ayrılır. Microsoft, Windows 8 ile bunu yaşıyor. Her yenilik karşısında kullanıcının sorduğu bir soru var: Bu değişikliğe gerçekten gerek var mıydı? Çünkü değişiklik insanların keyfini kaçırır. Ancak yaptığınız yeniliğin gerçekten ne faydası olduğunu anlayabiliyorsa insanlar, yeniliklere kucak açarlar. Sırf tasarım ekibinizi, mühendislerinizi tatmin etmek için yenilik yapıyorsanız, ya da projenin başına yeni biri geçti diye, öncekilerden intikam almak istercesine değişiklik yapılıyorsa, tüketicileri kaybetme riski ile karşı karşıya kalırsınız.


Yine de Apple için riskin çok yüksek düzeyde olmadığı söylenebilir, zira Apple’ın elinde sadık kullanıcılardan, ekosistemden ve marka değerinden ileri gelen inanılmaz bir güç var. Bir kısım Apple ne üretse satın alıyor zaten. Bir kısım yazılım, müzik vb. çeşitliliği dolayısıyla Apple’ı tercih ediyor. Bir kısım, yazılıma, müziğe, aksesuara bu kadar para yatırdığı için Apple’ı tercih etmek zorunda kalıyor. Bir kısım için de iPhone, telefon denildi mi ulaşılabilecek son nokta. Dolayısıyla Apple tökezlese bile, yanlış yapsa bile uzun süre tahtını kimseye bırakmayacaktır. Birkaç yıl önce iPhone kullanıcılarının gittikleri her yerin koordinatlarınının, kullanıcıların haberi olmadan telefon içerisinde kaydedildiği ortaya çıkmıştı hatırlar mısınız? Hatırlayan kalmamıştır herhalde.

iOS 7’deki yenilikler elbette kullanıcılar için olumlu. Ancak Apple ilk defa bu seviyede değişiklikler yapıyor, bu iyi bir şey ama eski kullanıcılar için alışma süreci gerektiriyor.

Steve Jobs sonrası Apple kendini kanıtlamaya çalışıyor. Ya da ipini kopardı, ne yapacağını şaşırdı. iCEO’ları olmadan neler başarabileceklerini zaman gösterecek. Apple’da bile “Olmamış, yeniden yapın, yeniden düşünün” diyen birilerinin olması gerekir.

iOS 7’de tam olarak neler yeni? Bunları iPhoneTurkey’den Mustafa bey zaten detaylı olarak yazmış, aynı şeyleri yazmaya gerek yok: http://www.iphoneturkey.biz/2013/06/ios-7-ozellikleri-inceleme-i.html

Cumartesi, Haziran 08, 2013

iPad için tavsiye oyunlardan birisi: Kingdom Rush - Frontiers

Kingdom Rush, iPhone ve iPad için üretilmiş kaliteli oyunlardan birisi. Kendine has grafikleri, sıkı oyuncuların anlayabileceği esprileri, bağımlılık yapan aksiyonu ile kesinlikle tavsiye ettiğim bir iOS oyunu. Şimdi yeni versiyonu da çıktı: Kingdom Rush - Frontiers.
Kingdom Rush temelde bir “Tower Defense” oyunu. Düşmanlar haritanın belirli noktalarından bir diğer noktasına doğru ulaşmaya çalışıyor. Bizim amacımız da elbette onları engellemek. Bunun için düşmanların geldikleri hat üzerine farklı özelliklerdeki savunma kulelerimizi dikkatlice yerleştiriyoruz. Oyunda çeşit çeşit düşmanlar, çeşit çeşit kuleler var. Doğrusu yapacak o kadar çok şey var ki, sıkılacağınızı hiç sanmıyorum. iPad üzerinde en uzun süre oynadığım oyun Kingdom Rush olsa gerek.

Şu anda Kingdom Rush - Frontiers'ın iPad versiyonu App Store’da 9 TL. Tower Defense oyunlarını seviyorsanız kesinlikle parasına değecek bir oyun. Mobil Yazılar’ın tavsiyesi!

Bunu beğendiyseniz şuna da bakmak isteyebilirsiniz: iPad mini oyunları

Pazartesi, Mayıs 20, 2013

iPad mini oyunları

Bir iPad mini sahibiyseniz, oynayacak oyun bulmakta pek de sıkıntı çekeceğinizi sanmıyorum. Yine de kalitesi ile aradan sıyrılan oyunlar oluyor. Sizin için beğendiğim birkaç oyunu sıraladım. Bunların bazıları ücretsiz, bazıları da ücretli, ancak ara sıra indirime girdikleri ya da bedava oldukları oluyor. Kısa bir süre için bedava olan oyunlardan beğendiklerimi Mobil Yazılar'ın Twitter hesabında yazıyorum.

Plants vs. Zombies: Zombilere karşı bitkilerle savaş. Kulağa saçma geliyor ama, bence elinizden bırakamayacaksınız. App Store'da Plants vs Zombies

Subway Surfers: Temple Run benzeri, ama daha iyisi. Çok keyifli, sık güncelleniyor. Daha önce bahsetmiştim: Subway Surfers


Asphalt 7: iPad için üretilmiş keyifli yarış oyunlarından biri. App Store'da Asphalt 7

Modern Combat 4: iPad'de FPS oyunu. Sonuna kadar oynar mısınız bilmem ama, indirime girerse kaçırmayın derim. App Store'da Modern Combat 4


Fruit Ninja: Hayatında hiç oyun oynamamış kişileri bile etkileyebilen bir klasik. App Store'da Fruit Ninja


Temple Run: Koş koşabildiğin kadar. Klasiklerden biri. App Store'da Temple Run

Agent Dash: Temple Run benzeri. Daha önce şu yazıda bashetmiştim: Koş ajan Dash, koş!


Bee Leader: Bir arıyı kontrol ettiğiniz hoş tasarımlı değişik bir oyun. Ancak çocuklarınıza göstermeyin. Arının çıkardığı sesleri duymaktan bunalıma girebilirsiniz. App Store'da Bee Leader


Roads of Rome: Sürekli oraya buraya tıklayıp durmanız gereken oyunlardan. Hoş vakit geçirtebilir. App Store'da Roads of Rome.

Jetpack Joyride: Çok basit, ama bir o kadar da derinliği olan bir oyun. Daha önce bahsetmiştim: Jetpack Joyride


Bad Piggies: Rovio'nun çok başarılı bir oyunu. İki kişi birlikte oynarsanız çok eğleneceğinizi düşünüyorum. App Store'da Bad Piggies


Real Racing 3: Yarış severlerin kaçırmaması gereken bir oyun. iPad'de de yarış oyunu olabiliyormuş! App Store'da Real Racing 3


Angry Birds: Duymayan, oynamayan kaldı mı? Yine de yazalım. Her zaman keyifle oynanabilecek bir oyun. App Store'da Angry Birds

İlgili linkler:
iPad mini incelemesi

Pazartesi, Nisan 22, 2013

iPad Mini fotoğraf kalitesi

iPad Mini incelemesinde yazmıştım, iPad Mini bir tablet için son derece yeterli bir kameraya sahip. Çözünürlük 5 megapiksel ama autofocus özelliği var ve HTC Flyer'da olduğu gibi fotoğraflarda detay kaybı yaşanmıyor. Aşağıda fotoğrafların 500 piksele küçültülmüş hallerini ve %100 boyutlarından kırpılmış parçaları bulabilirsiniz. Yeni fotoğraflar çektikçe Mobil Yazılar'a göndermeye devam edeceğim.











İlgili linkler:
iPad Mini incelemesi

İlginizi çekebilir: